Çevirilere Spencer Holst ile devam ediyoruz. Bu çeviri de Kül Öykü Gazetesi‘nde yay?nland?.

 Holst, The Zebra StoryTeller

 —-

Masalc? Zebra (Zebra Öykücüsü) 

Bir zamanlar kendini aslan zannedip uygunsuz bir tarzda “Zebra dili” konu?an bir siyam kedisi vard?. O dil, Afrika’da ya?ayan bir pijamal? at ?rk? taraf?ndan ki?nenirdi.

?imdi orada: Masum bir zebra ormanda yürürken, di?er yönden de küçük kedi yakla??r; kar??la??rlar. “Merhaba!” der siyam kedisi mükemmel bir Zebra dili telaffuzuyla, ?Kesinlikle çok güzel bir gün, de?il mi? Güne? parl?yor, ku?lar ?ak?yor, bugün dünya pek ya?anas? bir yer, öyle de?il mi!? Zebra bir siyam kedisinin zebra gibi konu?mas?na o kadar ?a??r?p bo?ta bulunur ki, k?sk?vrak yakalanmaya uygun hale gelir. Böylece küçük kedi onu hemen ba?lay?verir, öldürür ve le?inin en leziz parçalar?n? ma?aras?na ta??r.

Kedi bu yolla birçok zebray? ba?ar?yla avlad?, her gece zebra fileminyonuyla ziyafet çekti ve av derilerinin iyi olanlar?ndan, eski siyam saray?n?n itibar?n? yitirmi? prenslerinin tarz?nda papyonlar ve geni? kemerler yapt?. Arkada?lar?na bir aslan oldu?unu söyleyerek övünmeye ba?lad? ve buna kan?t olarak da Zebra avlay???n? gösterdi.

Zebralar?n hassas burunlar? onlara asl?nda yak?nlarda hiç aslan olmad???n? söylemekteydi. Zebra ölümleri birçoklar?n?n bölgeden uzakla?mas?na neden oldu. Bat?l inançl? olduklar?ndan, ormanda bir aslan?n hayaletinin dola?t???na karar verdiler. Bir gün zebralar?n öykücüsü sal?na sal?na gezinir ve di?er zebralar? e?lendirmek için anlatabilece?i öyküler kurarken, ans?z?n gözleri parlad? ve ?öyle dedi; “Buldum! Bizim dilimizi konu?may? ö?renen bir siyam kedisi hakk?nda bir öykü anlataca??m! Nas?l fikir ama! Bu onlar? güldürecektir!”

Tam da o anda bir siyam kedisi önüne ç?k?verdi ve ” Merhaba!” dedi, “Ne güzel bir gün de?il mi?”
Zebralar?n öykücüsü bir kedinin kendi dilini konu?tu?unu duyunca ?a??r?p yakalanacak gibi bo?ta bulunmad?, çünkü o s?rada tam da bunu dü?ünüyordu zaten. Kediyi ?öyle bir süzdü ve nedenini bilmese de, kedinin görünü?ünde ho?lanmad??? bir ?eyler oldu?una karar verdi ve bu yüzden kediye iyi bir çifte at?p onu öldürdü.

??te, öykücünün i?levi de budur.

Evet, uzunca bir aradan sonra tekrar beraberiz. Birkaç ayd?r ülkemizin tek öykü gazetesi Kül Öykü Gazetesi için çeviriler yap?yorum. Ayl?k ç?kan dergide yay?nlanan çevirilerimi de, herkes, özellikle lise ö?rencileri faydalanabilsin diye buradan yay?nlamaya karar verdim. Kullan?rken kaynak göstermeniz yeterli.

?lk çevirimiz Joyce ba?yap?t? Dubliners’dan, A Mother. ??inize yarar umar?m.

—- 

B?R ANNE

 ?rlanda Abu Toplulu?u?nun yard?mc? sekreteri Bay Holohan, yakla??k bir ayd?r, kirli kâ??t yapraklarla dolu elleri ve cepleriyle bir a?a?? bir yukar? Dublin?de dola??yor; bir dizi konser ile ilgili son haz?rl?klar? yap?yordu. Bir aya?? topald? ve bu yüzden arkada?lar? onu ?Aksak Holohan? diye ça??r?yordu. Durmadan yukar? a?a?? yürüyor, saat ba?? sokaklar?n kö?esinde dikilip detaylar? dü?ünüyor, notlar al?yordu; fakat nihayetinde her ?eyi düzenleyen Bayan Kearney idi.

 Bayan Devlin, tamamen inad?ndan ?Bayan Kearney? olmu?tu. Frans?zca ve müzik dersleri ald??? üst s?n?f bir manast?rda e?itim görmü?tü. Do?u?tan solgun tenli ve uzla?maz yap?da oldu?undan okulda pek az arkada? edinebilmi?ti. Evlilik ça??na geldi?inde birçok eve gönderilmi?, davran??lar? ve fildi?i tavr? buralarda pek be?enilmi?ti. Marifetlerinin ürpertici çemberinin ortas?na kurulmu?, bir damat aday?n?n cesaret edip ona ???lt?l? bir hayat sunmas?n? beklemi?ti. Ama tan??t??? genç adamlar?n tümü s?radand? ve o da onlar? cesaretlendirmemi?, romantik tutkular?n? hat?r? say?l?r miktarda Türk lokumunu gizli gizli yiyerek avutmu?tu. Lakin, art?k ya?? geçmeye ve arkada?lar?n?n da dilleri çözülmeye ba?lad???nda, Ormond Quay?de bir çizmeci olan Bay Kearney ile evlenerek onlar? susturdu.

 Bay Kearney ondan çok ya?l?yd?. Konu?mas?, ki ciddi bir tonu vard?, ha?metli kahverengi sakal?n?n aras?ndaki bo?luktan gelirdi. Evlili?in ilk y?l?ndan sonra Bayan Kearney, böyle bir adam?n romantik birinden daha uygun oldu?unu sezdi ama kendi romantik fikirlerini de asla terk etmedi. Adam ciddi, hesapl? ve sofu biriydi; her Cuma kiliseyi ziyaret eder, bunu bazen Bayan Kearney ile, daha ziyade de tek ba??na yapard?. Ama zaten kar?s? da asla zay?f imanl? de?ildi ve ona iyi bir e? olmu?tu. Yabanc? bir evdeki herhangi bir partide ka??n? az?c?k kald?r?p i?aret verdi?i zaman, kocas? hemen aya?a kalk?p ç?kmaya haz?rlan?rd? ve ne zaman kocas?n?n öksürü?ü tutsa Bayan Kearney, kaz tüyü bir battaniyeyi onun ayaklar?na koyar ve güçlü bir ?eker panç? haz?rlard?. Kendi ad?na, Bay Kearney örnek bir babayd?. Bir organizasyona her hafta ufak mebla?lar yat?rarak iki k?z?n?n da yirmidört ya?lar?na geldiklerinde yüzer paundluk birer çeyiz sahibi olmalar?n? sa?lam??t?. Büyük k?z? Kathleen?i önce Frans?zca ve müzik ö?renece?i iyi bir manast?ra göndermi? sonras?nda da Akademi?deki masraflar?n? kar??lam??t?. Her y?l?n Temmuz ay?nda Bayan Kearney bir arkada??na ?öyle deme lüzumunu görürdü:
 ?Benim sevgili beyim, bizi birkaç haftal???na Skerries?e götürüyor.?
  Skerries olmazsa, Howth ya da Greystones oluyordu.
  ?rlandal?lar?n Dirili?i kayda de?er bir hal almaya ba?lad???nda Bayan Kearney de k?z?n?n isminden yararlanmaya karar verdi ve eve ?rlandal? bir ö?retmen getirtti. Kathleen ve karde?i, arkada?lar?na ?rlandaca kartpostallar att?lar ve bu arkada?lar da onlara ?rlandaca kartpostallarla cevap verdiler. Özel Pazar günlerinde Bay Kearney, kiliseye ailesiyle gitti?i günlerde küçük bir kalabal?k, ekmek-?arap ayininden sonra, Katedral Soka???n?n kö?esinde bir araya gelirdi. Hepsi Kearney?lerin arkada?lar?yd? ? ?rlanda milliyetçileri ya da müzikallerden arkada?lar?- ve ufak tefek dedikodular e?li?inde birbirleriyle el s?k???r, ortaya ç?kan el kalabal???na gülerek birbirlerine ?rlandaca veda ederlerdi. K?sa zaman içinde Kathleen Kearney?in ismi insanlar?n a??zlar?nda daha çok yer bulmaya ba?lad?. ?nsanlar onun müzik konusunda çok becerikli, pek tatl? bir k?z olu?undan bahsediyor ve dahas? dil hareketinin inananlar?ndan biri oldu?unu söylüyordu. Bayan Kearney bu durumdan gayet ho?nuttu. Bu sebeple, bir gün Bay Holohan ona gelip, k?z?n?n ?rlanda Abu Toplulu?u?nun Antient Konser Salonlar??nda düzenleyece?i dört konserlik bir dizi için akompanist olarak sahne almas?n? teklif etti?inde ?a??rmad?. Bay Holohan?? misafir odas?na götürdü ve onu oturturken ?arap sürahisi ile gümü? bisküvi kutusunu ç?kard?. Bayan Kearney giri?imin detaylar?na can? gönülden girerek, kah tavsiyeler verdi kah cayd?rd? ve nihayetinde Kathleen?in akompanist olarak görev alaca?? dört konserlik dizi için k?za sekiz guena ödenmesini öngören bir kontrat yap?lm?? oldu.
  Bay Holohan ilanlar?n kaleme al?nmas?, parçalar?n düzenlenmesi gibi narin konularda tecrübesiz oldu?undan Bayan Kearney ona yard?m ediyordu. Zerafet sahibiydi. Hangi san?atkarlar?n büyük, hangilerinin küçük harflerle yaz?lmas? gerekti?ini iyi biliyordu. ?lk tenorun, Bay Meade?in gülünç tarz?ndan sonra sahne almak istemeyece?inin fark?ndayd?. Dinleyicileri her daim e?leniyor k?labilmek için ?üphe etti?i parçalar? eski ve çok sevilen parçalar?n aras?na kayd?rm??t?. Bay Holohan ise her gün bir konuyla ilgili tavsiyesini almak için onu ziyarete geliyordu. Bayan Kearney sürekli s?cak, yard?msever ? ve gerçekte, canayak?n davran?yordu. Sürahiyi ona do?ru itip; ??imdi, buyrun, buyrun Bay Holohan!? diyordu.

  Ve Bay Holohan sürahiyi al?nca, ?Korkmay?n! Korkmay?n bundan yahu!? diyordu.
  Her ?ey düzgün gidiyordu. Bayan Kearney, Kathleen?in elbisesinin önüne eklemek için bir parça k?rm?z?ms?-pembe ?armözü Brown Thomas?a getirmi?ti. Asl?nda epey paraya mal olmu?tu ama biraz masraf?n gayet kabul edilebilir oldu?u zamanlar vard?r. Bayan Kearney son konserin iki ?ilinlik biletlerinden bir düzine al?p, konsere ba?ka türlü gelmeyece?ini bildi?i arkada?lar?na yollad?. Hiçbir noktay? unutmam??t?, ve kendisine ?ükür ki, yap?lmas? gereken her ?ey yap?lm??t?.
  Konserler, Çar?amba, Per?embe, Cuma ve Cumartesi geceleri gerçekle?ecekti. Çar?amba gecesi Bayan Kearney k?z?yla beraber Antient Konser Salonlar??na geldi?inde gördüklerinden memnun olmad?. Paltolar?nda parlak mavi rozetler bulunan birkaç genç adam antrede bo? bo? dikiliyordu ve hiçbiri gece k?yafeti giymemi?ti. K?z?yla beraber geçip giderken salonun aç?k kap?s?na aceleci bir bak?? f?rlatt?; gördükleri ona görevlilerin aylakl???n?n sebebini aç?kl?yordu. Önce gösteri saatini ?a??r?p ?a??rmad???n? merak etti. Ama hay?r, saat sekize yirmi vard?.
  Sahnenin arkas?ndaki soyunma odas?nda Toplulu?un genel sekreteri Bay Fitzpatrick ile tan??t?r?ld?. Gülümsedi ve adamla tokala?t?. Beyaz, bön suratl? ufak tefek bir adamd?. Adam?n yumu?ak kahverengi ?apkas?n? özensiz, ba??n?n yan?na kaym?? bir ?ekilde takt???n? ve bo?uk bir aksan?n?n oldu?unu fark etti. Bayan Kearney ile konu?urken elinde sahne program?n? tutuyor ve bunun bir kö?esini hamur haline getirircesine çi?niyordu. Biraz hayalk?r?kl???na u?ram?? gibiydi. Bay Holohan birkaç dakikada bir soyunma odas?na geliyor, gi?edeki durumdan haberdar ediyordu. San?atkarlar kendi aralar?nda gergin bir ?ekilde konu?uyor, arada bir aynaya bak?yor ve ellerindeki nota ka??tlar?n? rulo yap?p aç?yorlard?. Saat sekiz buçu?a yakla??rken salondaki pek az kimse e?lendirilmek istediklerini belli etmeye ba?lam??t?. Bay Fitzpatrick içeri geldi ve bo? bir gülümsemeyle; ?Evet, ?imdi Baylar, Bayanlar. Art?k gösteriyi ba?latsak iyi olacak san?yorum? dedi.
  Bayan Kearney adam?n bo?uk ç?kan son hecesini a?a??layan bir bak?? f?rlatarak ödüllendirdikten sonra k?z?na döndü ve cesaretlendirirek sordu: ?Haz?r m?s?n can?m??
  F?rsat?n? buldu?unda Bay Holohan?? kenara çekti ve tüm bunlar?n ne anlama geldi?ini sordu. Bay Holohan??n bir fikri yoktu. Komitenin dört konserlik bir seri düzenlemekle hata yapt???n? söyledi: dört çok fazlayd?.
  ?Ve ?u san?atkarlar!? diye ekledi Bayan Kearney. ?Elbette ellerinden geleni yap?yorlar, ama a?ikar ki yetenekli de?iller.?
  Bay Holohan san?atkarlar?n yetenekli olmad?klar?n? onaylad? ve komitenin ilk üç konserin oldu?u kadar gitmesini ve as?l yeteneklerin Cumartesi geceki son konsere saklanmas?n? kararla?t?rd???n? ekledi. Bayan Kearney hiçbir ?ey demedi. Ama vasat parçalar birbiri ard?na sahne ald?kça ve zaten az olan dinleyiciler gitgide azal?nca, kendini böyle bir konser için türlü zahmete soktu?una pi?man olmaya ba?lad?. ??in gidi?at?yla ilgili hiç de ho?una gitmeyen bir ?eyler vard? ve Bay Fitzpatrick?in bön bön gülümsemesi onu çok rahats?z ediyordu. Yine de, hiçbir ?ey demedi ve bunun sonunun nas?l olaca??n? beklemeye koyuldu. Konser saat on olmadan çabucak bitiverdi ve herkes hemen evlerine da??ld?.
  Per?embe geceki konsere ilgi biraz daha fazlayd? ama Bayan Kearney çabucak fark etti ki, salondaki kuru bir kalabal?kt?. Seyirciler, konser sanki alelade bir k?yafet provas?ym?? gibi uygunsuzca davran?yorlard?. Bay Fitzpatrick halinden memnun görünüyordu; Bayan Kearney?in, davran??lar? hakk?nda k?zg?n notlar dü?tü?ünün fark?nda de?ildi. Perdenin bir kö?esinde duruyor, arada s?rada kafas?n? uzat?p balkonun kö?esindeki iki arkada??yla gülü?üyordu. Bu esnada, Bayan Kearney Cuma gecesi konserinin iptal edilece?i ve Komitenin Cumartesi geceki kapan?? konserinde salonu t?ka basa doldurmak için mümkün olan her ?eyi yapaca??n? ö?renmi?ti. Bunu duydu?u gibi Bay Holohan?? aramaya ba?lad?. Genç bir bayan için ald??? bir bardak limonata elinde, h?zl?ca topallayarak uzakla?an adam?n yakas?na yap???rcas?na duyduklar?n?n do?ru olup olmad???n? sordu. Evet, do?ruydu.
  ?Ama elbette, bu kontrat?m?z? etkilemeyecek? dedi Bayan Kearney. ?Sözle?memiz dört konser içindi.?
  Bay Holohan??n acelesi var gibiydi ve kad?na Bay Fitzpatrick?le görü?mesini tavsiye etti. ??te ?imdi Bayan Kearney tela?lanmaya ba?lam??t?. Bay Fitzpatrick?i perdenin oradan ça??rarak k?z?n?n dört konserlik bir sözle?me imlazad???n? ve, haliyle, yap?lm?? kontrat?n ?artlar? gere?ince, topluluk dört konser düzenlese de düzenlemese de, önceden taahhüt edilen mebla?? almas? gerekti?ini dile getirdi. Durumla ilgili noktay? hemen kavrayamayan Bay Fitzpatrick sorunu çözebilecek gibi görünmüyordu ve bunun üzerine konuyu Komite?ye sunaca??n?, söyledi. Bayan Kearney?in yanaklar? sinirden titremeye ba?lam??t? ve ?unu sormamak için kendine hâkim oldu: ?Peki kimdir bu Kometi tanr? a?k?na??
  Ama bunun bir han?mefendiye yak??mayaca??n? bildi?inden sessiz kald?.
  Cuma sabah? erkenden, küçük çocuklar ellerinde ilan tomarlar?yla Dublin?in belli ba?l? sokaklar?na yollanm??t?. Tüm ak?am gazetelerinde müziksever halka halihaz?rda o ak?amki gösteriyi hat?rlatan övgü dolu özel makaleler yer bulmu?tu. Bayan Kearney biraz da olsa rahatlam??t? ama yine de baz? ?üphelerinden e?ine bahsetmeyi iyi dü?ünmü?tü. Bay Kearney e?ini dikkatle dinledi ve belki de Cumartesi gecesi beraber gitmelerinin daha iyi olaca??n? söyledi. Bayan Kearney de bunu kabul etti. E?ine duydu?u sayg?, Merkez Posta Ofisi?ne duydu?u sayg? gibiydi; büyük, güvenli ve sabit bir ?eye duyulan sayg? gibi; ve her ne kadar e?inin yeteneklerinin pek s?n?rl? oldu?unu bilse de onun bir erkek olarak sahip oldu?u nazarî de?erlerini çok takdir ediyordu. Bayan Kearney e?inin birlikte gitmek istemesine sevinmi?ti. Planlar?n? gözden geçirdi.
  Büyük konserin ak?am? gelip çatm??t?. Bayan Kearney, e?i ve k?z?yla Antient Konser Salonlar??na, konserin ba?lama saatinden 45 dakika önce geldi. ?anss?zl?k eseri, ya?murlu bir geceydi. Bayan Kearney, k?z?n?n elbiselerini ve nota tomar?n? e?inin sorumlulu?una b?rakarak bina boyunca Bay Holohan veya Bay Fitzpatrick?i aramaya koyuldu. ?kisini de bulamad?. Görevlilere komitenin herhangi bir üyesinin salonda olup olmad???n? sordu ve bir hayli u?ra?tan sonra, görevliler, Bayan Beirne ad?nda, sekreterlerden biri ile görü?mek arzusunu aç?klayabilece?i, ufak tefek bir kad?n? bulup getirdiler. Bayan Beirne sekreterlerin birkaç dakikaya kalmadan salonda olaca??n? söyleyip yapabilece?i bir ?ey olup olmad???n? sordu. Bayan Kearney, kad?n?n güvenilir ve hevesli bir ifadeye bürünmü? ya?l?ca yüzünü iyi süzdükten sonra cevap verdi: ?Hay?r, Te?ekkür ederim!?
  Ufak tefek kad?n, güzel bir gösteri olaca??n? umuyordu. Islak soka??n hüznü k?r??m?? çehresindeki tüm güvenilir ve hevesli ifadeyi silip götürene dek ya?muru izledi. Ve daha sonra içini çekip: ?Eh, böyle! Elimizden geleni yapt?k, tanr? biliyor ya.? dedi.
  Bayan Kearney soyunma odas?na geri dönmek durumundayd?.
  San?atkarlar gelmeye ba?lam??t?. Bas ve ikinci tenör gelmi?ti bile. Bas vokal, Bay Duggan, seyrek siyah b?y?klar? olan ince uzun genç bir adamd?. ?ehirdeki bir ofisin kap? görevlisinin o?luydu ve küçük bir erkek çocu?uyken ç?nlayan salonda uzat?lm?? bas notalar? okumu?tu. Bu mütevaz? durumdan birinci s?n?f bir san?atkar olana dek kendini yeti?tirmi?ti. Büyük Opera?da sahne alm??t?. Bir gece opera san?atkar? hastalan?vermi? ve o da Queen?s Tiyatrosu?nda sergilenen Maritana operas?nda kral rolünü üstlenmi?ti. Notalar?n? gayet hisli ve güçlü bir sesle söylemi?, salon taraf?ndan da s?cak kar??lanm??t? ama ne yaz?k ki yaratt??? bu güzel etkiyi, eldivenli eliyle dü?üncesizce, burnunu bir iki defa silerek mahvetmi?ti. Alçakgönüllüydü ve pek az konu?uyordu. ?Siz? derken bunu o kdar yumu?ak yap?yordu ki fark edilmiyordu bile ve sesinin sa?l??? u?runa bugüne dek sütten daha sert hiçbir ?ey içmemi?ti. ?kinci tenör, Bay Bell, Feis Coil?de ödül almak için her y?l yar??an ufak tefek, kumral bir adamd?. Dördüncü denemesinde bir bronz madalya kazanmay? ba?arm??t?. A??r? gergin ve di?er tenörleri a??r? derecede k?skanan biriydi ve bu sinirli k?skançl???n? ço?kun bir s?cakkanl?l?kla gizliyordu. ?nsanlar?n konserin onun için ne kadar çetin bir s?nav oldu?unu bilmelerini sa?lamak ho?una gidiyordu. Bu yüzden Bay Duggan?? gördü?ünde yan?na gidip ona ?öyle dedi: ?Sen de dahil misin??
  ?Evet? dedi Bay Duggan.
  Bay Bell, ayn? dertten muzdarip arkada??n?n elini gülerek tuttu ve ?Tokala?al?m? dedi.
  Bayan Kearney bu iki genç adam?n yan?ndan geçti ve salona bakabilmek için perdenin kenar?na ilerledi. Koltuklar h?zla doluyor ve oditoryumdan ho? sesler yükseliyordu. Bayan Kearney geri geldi ve e?i ile özel bir konu?ma yapt?. Konu?malar? besbelli, ayaküstü milliyetçi arkada?? kontralto Bayan Healy ile laflayan Kathleen hakk?ndayd? zira ikisi de s?k s?k gözucuyla ona bak?yorlard?. Kim oldu?u meçhul, solgun yüzlü bir kad?n odaya girdi. Kad?nlar hevesli gözlerle zay?f bir bedene gerilmi? gibi duran soluk mavi elbiseyi takip ettiler. Birisi onun soprano Madam Glynn oldu?unu söyledi.
  ?Onu nerden bulup ç?kard?klar?n? merak ediyorum? dedi Kathleen Bayan Healy?e. ?Daha önce onun hakk?nda hiçbir ?ey duymad???ma eminim.?
  Bayan Healy gülümsemek durumunda kald?. O esnada Bay Holohan topallayarak içeri girdi ve iki genç han?m ona bu meçhul kad?n?n kim oldu?unu sordular.. Bay Holohan onun Londra?dan Madam Glynn oldu?unu söyledi. Madam Glynn zaman zaman yön de?i?tiren ürkek bak??lar? ve elinde s?k? s?k? tuttu?u nota rulolar?yla odan?n bir kö?esinde yerini ald?.  Gölge kad?n?n rengi uçmu? elbisesini s???na??na alsa da intikam?n? köprücük kemi?inin üstündeki ufac?k çukura vurarak alm??t?. Salondan gelen sesler yükselmi?ti. Birinci tenör ve bariton beraber geldiler. ?kisi de güzel giyinmi?ler ve tombuldular, hallerinden memnunlard? ve beraberlerinde toplulu?a bir nebze zenginlik getirmi?lerdi.
  Bayan Kearney k?z?n? onlar?n yan?na götürdü ve tatl? tatl? konu?maya ba?lad?. Onlarla aras?n? iyi tutmak istiyordu ama nazik olmak için çaba sarfederken bir yandan gözleri Bay Holohan??n aksak, düzenbaz ad?mlar?n? izliyordu. Eline geçen ilk f?rsatta, müsaade istedi ve onun pe?inden gitti.
  ?Bay Holohan, sizinle biraz konu?mak istiyorum? dedi.
Beraberce koridorun tenha, sakin bir bölümüne yürüdüler. Bayan Kearney k?z?n?n ödemesinin ne zaman yap?laca??n? sordu. Bay Holohan bu konunun Bay Fitzpatrick?in sorumlulu?unda oldu?unu söyledi. Bayan Kearney Bay Fitzpatrick hakk?nda bir ?ey bilmedi?ini, bunun kendini ilgilendirmedi?ini söyledi. K?z? sekiz guena almak üzere bir sözle?me imzalam??t? ve ödemesi yap?lmal?yd?. Bay Holohan bu durumun kendisinin meselesi olmad???n? söyledi.
  ?Neden sizin meseleniz olmuyormu??? diye sordu Bayan Kearney. Sözle?meyi getiren bizzat siz de?il miydiniz? Her neyse, bu sizin meseleniz de?ilse de benim meselem ve halletmeyi dü?ünüyorum.?
  ?Bay Fitzpatrick ile görü?seniz daha iyi olur? dedi Bay Holohan so?uk bir tonda.
  ?Ben Bay Fitzpatrick?i tan?m?yorum? diye tekrarlad? Bayan Kearney . ?Bir sözle?mem var ve buna uyulmas?n? sa?lamak niyetindeyim.?
  Soyunma odas?na geri geldi?inde yanaklar? hafiften k?zarm??t?. Odan?n içi hareketliydi. D??ar?ya göre giyinmi? iki adam ?öminenin etraf?na kurulmu? Bayan Healy ve baritonla s?cak bir sohbete dalm??lard?. Bunlar Hür Adam?dan bir bay ile Bay O?Madden Burke idiler. Hür Adam mensubu Mansion House?ta bir Amerikan papaz taraf?ndan verilen vaaz? rapor etmesi gerekti?i için konsere kalamayaca??n? söylemek için gelmi?ti. Yaz?y? onun ad?na Hür Adam ofisine b?rakmalar? gerekti?ini ve kendisinin gerisini halledece?ini söyledi. Dikkatli tav?rlar? ve inand?r?c? bir ses tonu olan gri saçl? bir adamd?. Elinde sönmü? bir puro tutuyor ve duman?n aromas? adam?n etraf?nda süzülüyordu. Bir an daha durmak gibi bir niyeti yoku zira konserler ve san?atkarlar onu oldukça s?k?yordu ama yine de ?ömine raf?na yaslanm?? ?ekilde durmaya devam etti. Bayan Healy tam önünde duruyor, konu?up gülüyordu. Bu s?cak tav?rlar?n sebebini sorgulamay? ak?l edecek kadar olgun ama an?n tad?n? ç?karmaya çal??acak kadar da genç ruhluydu. Vücudunun s?cakl???, kokusu ve rengi duyular?na hitap ediyordu. Hemen a?a??s?nda inip kalkan gö?üslerin bu kez kendisi için inip kalkt???n?n ve o gülücüklerin, kokunun, davetkar bak??lar?n onun hediyesi oldu?unun keyifle fark?ndayd?. Daha fazla kalamayaca?? an geldi?inde kad?n? pi?manl?kla orada b?rakt?.
  ?O?Madden Burke notu yazacak? diye aç?klad? Bay Holohan?a, ?Ve ben de ilgilenece?im.?
  ?Çok te?ekkürler, Bay Hendrick? dedi Bay Holohan. ?Halledece?inizi biliyorum, peki ?imdi gitmeden içecek bir ?eyler almaz m?s?n?z??
  ??tiraz etmem do?rusu? dedi Bay Hendrick.
  ?ki adam dolambaçl? koridorlardan geçip karanl?k bir merdiveni ç?kt?ktan sonra görevlilerden birinin birkaç beyefendi için ?i?eleri açt??? kuytu bir odaya geldiler. Bu beylerden biri oday? içgüdüleri ile buluveren Bay O?Madden Burke idi. Rahats?zl?k veren vücudunu dinlendirece?i zamanlarda büyük, ipek bir ?emsiyeye yaslayan, nazik, ya?? geçkin bir adamd?. Tumturakl?, bat?l? ismi ise maddi problemlerini yaslad??? manevi ?emsiyesiydi. Çok sayg?n biriydi.
  Bay Holohan, Hür Adamdan gelen beyefendiyi e?lendirirken Bayan Kearney kocas?yla o kadar hararetli konu?uyordu ki, kocas? ondan sesini alçaltmas?n? istemek durumunda kalm??t?. Soyunma odas?ndaki di?er insanlar?n sohbetleri yapmac?kt?. ?lk s?ran?n sahibi Bay Bell notalar?yla haz?rda bekliyor ama akompanistten i?aret gelmiyordu. Belli ki ters giden bir ?eyler vard?. Bayan Kearney k?z?n?n kula??na bast?r?lm?? bir ?iddetle bir ?eyler söylerken Bay Kearney do?rudan önüne bak?yor ve sakal?n? s?vazl?yordu. Salondan cesaretlendirici alk?? ve yere vurulan ayaklar?n sesleri geliyordu. Birinci tenör, bariton ve Bayan Healy uyu?mu? bir ?ekilde; lakin Bay Bell ise, izleyicilerin kendisinin gecikti?ini dü?ünece?inden korkarak tela?l? ve gergince ayakta bekliyorlard?.
  Bay Holohan ve Bay O?Madden Burke odaya girdiler. Bay Holohan sessizli?i hemen fark etti. Bayan Kearney?in yan?na gidip onunla ciddi bir ifadeyle konu?maya ba?lad?. Onlar konu?urken salondaki sesler de gitgide yükseliyordu. Bay Holohan k?zarm?? ve çok heyecanlanm??t?. Ak?c? bir ?ekilde bir ?eyler söylüyor ama Bayan Kearney aral?klarla kendisini ?Sahneye ç?kmayacak. Sekiz guenas?n? ödemek zorundas?n?z? diyerek tersliyordu.
  Bay Holohan umutsuzca alk??layan, tepinen salonu i?aret etti. Bay Kearney ve Kathleen?e yöneldi. Ama Bay Kearney sakal?n? s?vazlamaya devam ediyor, Kathleen ise yeni ayakkab?lar?n?n ucunu oynat?p yere bak?yordu; bu onun suçu de?ildi. Bayan Kearney tekrarlad?: ?Paras?n? almadan sahneye ç?kmayacak.?
  H?zl? bir münaka?adan sonra, Bay Holohan topallayarak aceleyle d??ar? ç?kt?. Oda sessizdi. Odadaki sessizli?in gerginli?i art?k ac? verir hale geldi?inde Bayan Healy baritona dönerek: ?Bu hafta Bayan Pat Campbell?? görebildiniz mi?? dedi.
  Bariton kad?n? görmemi?ti ama duydu?u kadar?yla o gayet iyiydi. Sohbet daha ileri gidemedi. Birinci tenör ba??n? e?ip belini saran alt?n zincirin halkalar?n? saymaya ba?lad?; bir yandan da gülümseyip ön sinüsteki etkiyi görebilmek için rasgele notalar m?r?ldan?yordu. Arada s?rada herkes Bayan Kearney?e bak?yordu.
  Bay Fitzpatrick, nefes nefese kalm?? Bay Holohan??n önünden odaya dald???nda oditoryumdaki sesler de pat?rt?ya dönü?mü?tü bile. Salondaki alk??lar ve tepinmeler ?sl?klarla bölünüyordu. Bay Fitzpatrick elinde birkaç banknot tutuyordu. Bayan Kearney?in eline dört tanesini sayarak koydu ve di?er yar?s?n? gösterinin aras?nda alaca??n? söyledi. Bayan Kearney ?Bu dört ?ilin eksik? dedi.
  Lakin Kathleen eteklerini toplam??t? bile ve kavak a?ac? gibi titreyen, ilk s?ran?n sahibine ?Bay Bell? diyerek i?aret etti. ?ark?c? ve akompanist birlikte ç?kt?lar. Salondaki gürültü kesildi. Birkaç saniyelikbir duraksamadan sonra piyano duyuldu.
  Konseri ilk bölümü Madam Glynn?in parças? hariç gayet ba?ar?l?yd?. Zavall? kad?n Killarney?i çelimsiz, soluk solu?a bir sesle, performans?na zerafet katt???n? dü?ündü?ü modas? geçmi? abart?l? bir tonlama ve telaffuzla söylemi?ti. Kad?n, eski bir kostüm dolab?ndan ç?kar?l?p diriltilmi? gibi görünüyordu ve salonun baya?? kesimi onun yüksek tondaki feryatlar? ile dalga geçiyordu. Ancak birinci tenör ve kontralto gösteriyi yola getirmi?, izleyicileri tatmin etmi?ti. Kathleen ?rlanda na?melerinden cömertçe alk??lanan seçmeler çalm??t?. ?lk bölüm amatör oyunlar sergileyen genç bir kad?n?n heyecan verici, milliyetçi bir ezber sunmas?yla sona erdi. ?lk k?s?m hak etti?i ?ekilde alk?? alm?? ve sona erdi?inde araya ç?kan insanlar memnun olmu?lard?.
  Tüm bunlar olurken soyunma odas? da heyecanl? bir kovan gibiydi. Bir kö?ede Bay Holohan, Bay Fitzpatrick, Bayan Beirne, görevlilerden ikisi, bariton, bas ve Bay O?Madden Burke vard?. Bay O?Madden Burke bunun tan?k oldu?u en utanç verici gösteri oldu?unu söyledi. Bu olayla beraber Bayan Kathleen Kearney?in Dublin?deki müzikal kariyeri sona erdi diye de ekledi. Baritona Bayan Kearney?in davran??? hakk?nda ne dü?ündü?ü soruldu. Pek konu?mak istemedi. Paras?n? alm??t? ve kimseyle kötü olmak istemiyordu. Ancak yine de Bayan Kearney?in di?er san?atkarlar? da dikkate alm?? olmas? gerekti?ini söyledi. Ara geldi?inde görevliler ve sekreterler hararetle ne yap?lmas? gerekti?ini tart???yorlard?.
  ?Bayan Beirn?e kat?l?yorum? dedi Bay O?Madden Burke. ?K?za tek kuru? ödememeli.?
  Odan?n di?er bir kö?esinde ise Bayan Kearney ve kocas?, Bay Bell, Bayan Healy ve milliyetçi k?sm? ezberden okuyan genç han?m vard?. Bayan Kearney Komite?nin kendisine rezilce davrand???n? söylüyordu. S?k?nt?dan da masraftan da kaç?nmam??t? ama i?te kar??l???nda gördü?ü buydu.
  Onlar U?ra?malar? gereken bir k?z çocu?u oldu?unu ve bu yüzden onun hakk?n? yiyebilece?ini dü?ünüyorlard?. Ama Bayan Kearney onlara yan?ld?klar?n? gösterecekti. E?er bir erkek olsayd? ona böyle davranmaya cesaret edemezlerdi. Ama k?z?n?n hakk?n? almas?n? sa?layacakt?: kand?r?lmayacakt?. E?er son kuru?una kadar ödemezlerse Dublin?i inletecekti. Elbette san?atkarlar ad?na üzülmü?tü. Ama ne yapabilirdi ki?  Ona kötü davran?ld???na kat?lan ikinci tenöre yöneldi. Daha sonra da Bayan Healy?e döndü. Asl?nda Bayan Healy di?er gruba kat?lmak isteyordu ama Kathleen çok yak?n arkada?? oldu?u ve Kearneyler onu s?k s?k evlerine davet etti?i için bunu yapmak istemedi.
  ?lk bölüm bitti?i gibi Bay Fitzpatrick ve Bay Holohan Bayan Kearney?in yan?na gitti ve ona kalan dört guenan?n Komite?nin önümüzdeki Sal? yap?lacak toplant?s?ndan sonra ödenece?ini ve ayr?ca e?er k?z? ikinci k?s?m için sahneye ç?kmazsa Komite sözle?meyi bozulmu? sayaca??ndan tek kuru? ödemeyece?ini söylediler.
  ?Ben Komite falan görmüyorum? dedi Bayan Kearney k?zg?nca. ?K?z?m?n bir sözle?mesi var. E?er kalan dört paund eline say?lmaz, sahneye ad?m?n? atmayacak.?
  ?Size hayret ediyorum, Bayan Kearney? dedi Bay Holohan. ?Bize böyle davranaca??z akl?m?n ucundan geçmezdi.?
  ?Peki ya siz bana nas?l davrand?n?z?? diye sordu Bayan Kearney.
  Yüzü sinirden renkten renge girmi?ti ve sanki elleriyle birine sald?racakm?? gibi görünüyordu.
  ?Sizden hakk?m olan? istiyorum? dedi.
  ?Biraz nazik olabilirdiniz? dedi Bay Holohan.
  ?Olmal? m?y?m, hakikaten?…  Ve k?z?ma ödemenin ne zaman yap?laca??n? sordu?um medeni bir cevap alam?yorum.?
  Ba??n? geriye att? ve kibirli bir tonda konu?urak: ?Sekreterle görü?melisiniz. Bu benim meselem de?il. Ben çok iyi biriyim, yok öyle yok böyle, vesaire!?
  ?Sizin bir han?mefendi oldu?unuz dü?ünmü?tüm? dedi Bay Holohan, derhal ondan uzakla?arak.
  O andan sonra Bayan Kearney?in davran??? herkes taraf?ndan ay?pland?: herkes Komite?nin yapt???n? onaylad?. Bayan Kearney sinirden vah?ile?mi? bir ?ekilde kap?da dikiliyor, kocas? ve k?z? ile bir ?eyler tart???rken kar??l?kl? jest ve mimikler sergiliyorlard?. ?kinci bölüm ba?layana dek sekreterlerin ona yakla?aca??n? umarak bekledi. Lakin Bayan Healy bir ya da iki piyano partisyonu çalmay? kibarca kabul etmi?ti. Bayan Kearney bariton ve yeni akompanisti platforma geçebilsinler diye kenara çekilmek zorunda kald?. Bir an için hareketsizce, ta?tan yap?lm?? sinirli bir figür gibi dikildi ve piyanonun ilk notalar? kula??na geldi?inde k?z?n?n mantosunu kap?p kocas?na döndü: ?Bir taksi ça??r!?
  Adam hemen d??ar? ç?kt?. Bayan Kearney mantoyu k?z?na sard??? gibi kocas?n?n pe?inden ç?kt?. Tam kap?dan ç?karken durdu, ve Bay Holohan??n yüzüne kötü bir bak?? atarak:
  ?Henüz seninle i?im bitmedi? dedi.
  ?Ama benim sizinle i?im bitti? dedi Bay Holohan.
  Kathleen uysalca annesini takip etti. Bay Holohan ise sinirden ate?ler ç?karan vücudunu sakinle?tirmek için oday? a?a?? yukar? ar??nlamaya ba?lad?.
  ???te kibar bir kad?n!? dedi. ?Oh, ne kadar kibar bir kad?n!?
  ?Do?ru olan? yapt?n, Holohan? dedi Bay O?Madden Burke,  dengesini sa?lamak için ?emsiyesine yaslan?p, onaylarken.


JAMES JOYCE 1914 / ÇEV?REN Y. Melih Özy?lmaz
* Eire Abu Society: ?rlanda Abu Toplulu?u (Dönemin ?rlandas?na ait ?rlanda milliyetçili?i ve kültürünü temel alan bir grup)

 Evet sevgili viskosite.com takipçileri, kah tembellik kah vakitsizlik yüzünden uzun aral?klarda öksüz koydu?umuz masam?zda tekrardan beraberiz. Beraber gibiyiz. Zira ?imdi sizlere k?sa bir “haftay? güzel geçirme” k?lavuzu sunaca??m. Bu k?lavuzu ilerleyen yaz?larda madde madde de?erek s?k?nt?lar?n?z? alaca??m tabi. ?imdilik kom?u teyzenin satt??? bilmemne firmas?n?n e?antiyon tek kullan?ml?k parfüm örne?i ya da kampüs ç?k??? da??t?lan tek kullan?ml?k pakette yeni bir saç kremi tad? b?rak?yorum. ?çerikte hem ramazan ay? takipçilerine hem de di?er yolu tercih edenlere k?lavuz sunuyorum, çemkirmeyin.

Pazar:

Bugün geç kalk?n. Kahvalt? esnas?nda ya da otururken magazin programlar?na göz gezdirin. Gazetenin erotik hatlar?n reklamlar? dahil her sat?r?n? okuyun, hatmedin. Evde oturun, PS2 oynay?n. Varsa u?urlad???n?z sevgilinizle ve dostlar?n?zla, yoksa sadece dostlar?n?z ve arkada?lar?n?zla, telefon ve di?er haberle?me araçlar?n? kullanarak haberle?in. Ak?ama do?ru küp küp kesilmi? tavuk ve patates püresi yapacaks?n?z bu yüzden bugün d??ar? sadece al??veri? için ç?k?n. Yemek yap?n, tüketin, televizyon izleyin ve erken yat?n.

Pazartesi:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. ??, okul gibi. Gelmeden bir müzik markete u?ray?n ve ?ebnem Ferah‘?n ?stanbul Symphony Project ile verdi?i Bostanc? konserinin DVDsini sat?n al?n. Eve gelin, oyalan?n ve ak?am her ?ey sakinle?ti?inde ara vermeden bu DVDyi iki kez izleyin.

Günün ?eysi: Megavizyon

Sal?:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Ak?am arkada?lar?n?zla bulu?acaks?n?z o yüzden bunu gündüz vaktinden ayarlay?n. ?stiklal’e ç?k?n, Beste Sokaktaki Beyo?lu Ocakba??‘na gidin. Dertle?in, gülün, güldürün. Birbirinizi bitirin. Sevgiliniz yan?n?zdaysa -ki olmal?- birbirinizi bitirmeyebilirsiniz. D??ar?da oturun, yeni rak? için, börek ve haydariyi özellikle sipari? edin. Saat geceyar?s?na gelmeden balkaba??n?z? parketti?iniz yerden al?n, eve dönün.

Günün ?eysi: (iftar yapacaklar için) Revan Restaurant - 212 243 65 65

Çar?amba:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Biz Murat’la müzik yapar?z ama. Bu gece Yemeksepeti.com ve Douglas Coupland gecesi olacak. Önce pizza, sonra Hey, Nostradamus! daha sonra internetle sözlük ve gecenin sonunda kula??n?zda müzik çalan herhangi bir alet, aç?k b?rak?lm?? bilgisayar ya da bir müzik seti menzili dahilinde, Ion ve Genius Loves Company e?li?inde uyku. Sakinlik.

Günün ?eysi: http://www.itusozluk.com ve tercihe ba?l? olarak Askoroz Meyhanesi.

Per?embe:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Bugün eve dönmeden Leman, Penguen ve Uykusuz al?n. ?stiklal’deki ?stavrit‘e gidip ikinci kat ön k?sma oturun, double espresso söyleyin. Gelen espresso, küçücük espresso fincan?n?n dibinde bile bir iki damla kadar yer kaplad???ndan biraz sitemkar bak??larla etraf? süzün. Ortamda kesin bir Herald Tribune göreceksiniz, yoksa sat?n al?n bir ko?u kar??dan. Sitemkar tavr?n?z? ?ngiliz beyefendisi ayaklar?yla The End User adl?, beyinsiz teknoloji kullan?c?s?na yard?mc? olma kö?esini okuyarak taçland?r?n. Hesab? ödeyin, eve dönerken kestane al?n, eve gelmeden bitirin. Fazladan çöp ç?karmay?n eve, kese mese.  Eve var?nca internetten bahis oynay?n, ald???n?z dergileri okuyun, giri girin ve ?u adrese bir göz at?n:

http://minddistortionsystem.blogspot.com/ çünkü bu adres günün ?eysi.

Cuma:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Ço?unluk için son i? günü. Galata köprüsünün alt? en iyi tercih olacakt?r. Galatelia‘ya gidin, d??ar?da oturun. Çalg?c?lara ?ark? ba?? on ytlyi geçmeyecek kadar bah?i? verin, bal?k yiyecekseniz kesinlikle levrek sipari? edin, “zeytinya?l? zeytin ezmesi”ne ayr?ca dikkat edin. ?yotlu anasonlu geceyi saat onikiden evel noktalay?n. Eve gidince internete girin (The Crims art?k cep telefonuyla kredi sat?yormu?) “koca hafta geçti viskosite’ye bir ?ey yazm??lar m? bu öküzler?” diyerek göz at?n.

Günün ?eysi: http://dissidentway.blogspot.com/

Cumartesi:

En  ?ahane gün. Bu sabah Arnavutköy Belediye Tesislerinde kahvalt? ediyorsunuz. Kalabal?k da olur, çift de olur. Saat üçe do?ru eve yollan?yoruz ve ?ahane DVDlerden birini izliyoruz. Dinlenme ve tembellik üzerine in?a etti?imiz krall???m?z?n sonu saat dokuza do?ru geliyor. Zira bu ak?am Balans Brau gecesi, gidilip dans edilecek. Karamel, white veya votka martini tad?l?yor, Donna Summer, Stevie Wonder ve Gloria Gaynor e?li?inde dans ediliyor, yorgunluktan ölünüyor. Ama haftay? çok güzel noktalad???m?z için sorun yok. Tercihen sevdicekle, ikinci tercihen (lan?) arkada?larla evinize hareketleniyorsunuz. Gerisi bilindik ?eyler.

Günün ?eysi: City Beats

 ****

 ?imdilik böyle, bu 7 günün aktivitelerini önümüzdeki 7 yaz?mda tan?tmaya çal??aca??m. Mahir kisses you.

“I have decided that Planetary Confinement is to be my departing Antimatter
album. this is for my own personal reasons, (per·son·al - adj. concerning aled
particular person and his or her private business, interests, or activities;
intimate: “I have something personal to tell you”), and nothing to do with
anyone else. feel free to gossip and start rumours though, it will help us
sell more cds and that.
Good luck to Mick, and thanks to the many people who have helped and
supported us for the past seven years. I’m moving on with a new project
Ion’

 2005 y?l? Antimatter ve dinleyicilerine bu aç?klamayla pek iyi gelmemi?ti. Grubun kurucusu, eski Anathema basç?s? Duncan Patterson, müzik hayat?nda senelerdir ba??na geldi?i gibi ne zaman bir projesinde rahata erse, oradan ayr?l?yordu. Ço?unluk Antimatter’?n yola devam etmeyece?ini dü?ünse de 2005 sonbahar?na girilirken Mick Moss eski günlerini mumla arayan Anathema eleman? Danny Cavanagh‘la beraber stüdyoya gireceklerini ve Leaving Eden‘? kaydedeceklerini aç?klad?. Danny daha önce de Antimatter’?n baz? konserlerinde gruba klavye çalm??, hatta Anathema’n?n A Natural Disaster albümü öncesi, A Fine Day To Exit‘in de ba?ar?s?zl??? üzerine  Antimatter’a kal?c? olarak geçece?i dedikodusu yay?lm??t?.

Zaman ilerledi. 2006′n?n sonu, 2007′nin ba??na geldi?imizde Mick ve Danny Leaving Eden’? kaydetmi? ve baharda piyasaya sürmü?tü. Benim için de büyük merak konusuydu albümün atmosferi. Zira Duncan Antimatter’?n daha karanl?k ve ambient yönünü olu?turan isimdi. Ve evet, grubun soundu inan?lmaz de?i?mi?ti bu albümde. Ama bu kadar radikal bir de?i?im Danny taraf?ndan o kadar iyi yo?urulmu?tu ki trip hop esintilerinin yerini alan gitar sololar?na ve ba?tan a?a?? de?i?ik bir albüme ra?men dinledi?inizin Antimatter oldu?unu hala rahatça farkedebiliyordunuz.

Albümün ?ark? içeri?ini ?öyle listeleyelim:

1. redemption
2. another face in a window
3. ghosts
4. the freak show
5. landlocked
6. conspire
7. leaving eden
8. the immaculate misconception
9. fighting for a lost cause

Dikkat edilmesi gereken ?ark?lar? s?ralamak gerekirse, ki gerekir, buna ku?kusuz albümün aç?l?? parças? olan Redemption’dan ba?lamak laz?m. Antimatter’?n genelde yapt??? gibi bu giri? ?ark?s? bir önceki albümden hat?rlanabilecek bir arpej ile aç?l?yor. “I’ve walked on thin ice just to feel mystified” diye m?r?ldanabilirsiniz sanki Everything you Know is Wrong çal?yormu? gibi. ?ark? Mick’in vurucu vokalleri ile ba?lay?p Danny’nin Eternity-Alternative 4 vari sololar? ile etkileyici ?ekilde sona eriyor.

Hemen kendine ba?layan bir ?ark? Ghosts ise listenin üçüncü s?ras?nda. Yeni bir Angelic mi geliyordu, acaba m?yd? derken rahatlat?c? bir ?ark? hemen dizlerimizin ba??n? çözüyor. Senelerdir herkes söyler, yak?nda Gül?en’den bile duymay? bekledi?im bir aç?klamad?r; “Pink Floyd, Yes ve The Who’dan çok etkilendik!”. ??te Roy Harper ve Roger Waters ikilisi taraf?ndan vakti zaman?nda onurland?r?lan Anathema’n?n gitaristi bu aç?klamay? havada b?rakmayan öyle leziz bir solo yazm?? ki, kendinizi Floyd dinliyor gibi hissediyorsunuz. Özetle düzenlemesi ve Floydian solosu ile çok iyi bir ?ark? Ghosts.

Albüme ismini veren Leaving Eden, beklenildi?i üzere çok güçlü bir ?ark?. Efektli vokaller ve sert sözleri ile hemen dikkat çeken ?ark? adeta bir The Last Laugh etkisi yaratabilmekte. Giderek sertle?en ?ark? distortion ve sololarla sona ererken Danny bunlar? son iki albümde Anathema’da niye ve nas?l yapamad? demekten kendimi alamad?m.

?imdi gelelim on numaraya. Nas?l tarif edilir bilemiyorum ama bugüne kadar dinledi?im onca eser içinde iki adet enstrümental, piyano partisyonlu ?ark? beni benden alm??t?r buras? kesin. Biri Pain of Salvation ?aheseri Pluvius Aestivus iken di?eri de tam olarak bir resital diyebilece?im The Immaculate Misconseption. Herhangi bir grubun bunun kadar kaliteli, etkileyici ve ?a??rt?c? bir eser ortaya koymas?n?n çok zor oldu?unu biliyorum ve albümü internetten sipari? edin, Akmar’da aray?n ama ne yap?p edin orjinalinden güzel bir ses sistemi e?li?inde dinleyin bu ?ark?y? diyorum.

Özetle, Antimatter’?n Duncans?z ve Dannyli ilk, nihayetinde dördüncü stüdyo albümü Leaving Eden, kesinlikle al?nas?, koleksiyona kat?las? ve uzun y?llar dinlenilesi bir ?aheser.

9/10 ket?l manst?r

Bu yaz?m?zda sizler ve tüm itü sözlük okurlar? için itü sözlük admin?i wondrous ve sözlü?ün ad? duyulmu? yazarlar?ndan assassin ile gerçekle?tirdi?imiz röportaj? sunuyoruz. Sözlük için gerçekle?tirilen di?er röportajlar?n ciddiyeti her daim bizleri ürkütüyor, daha s?cak, daha samimi bir ?ekilde a??zdan laf almak ve gizli kalm?? noktalar? ayd?nl??a ç?karmak ad?na bu keyifli sohbeti gerçekle?tirdik. Bu güzel ak?amda bizlere vakit ay?rd?klar? için kendilerine ve bize evsahipli?i yapan Beer Point’e te?ekkür ediyoruz.
Ba?layal?m o halde.

Lejant

W: wondrous
A: assassin
P: palanthaser

P: Evet sevgili wondrous, te?ekkürler öncelikle. Sana sözlü?ün kurulu?u nas?l oldu, fikir babas? kimdir diye kli?e bir soru sormaktansa, sözlü?ün tarihinde önemli hadiseleri nelerdir, bize k?r?lma noktalar?n? k?saca anlatabilir misin diye sorarak ba?layay?m.
W: Melih senin de bildi?in gibi en e?lenceli k?r?lma noktalar? biraz gizli dosyalara giriyor, burada anlat?lmaz.
P: Gizli kalmas? gerekenlerin d???nda; mesela ikinci nesil yazar al?mlar? ve sonucunda olu?an durgunluk ya da üçüncü ve dördüncü nesilde sa?lanan ba?ar? k?r?lma noktas? olarak kabul edilebilir mi?
W: Aç?kças? böyle bir rahats?zl???m olmad?, ama 3. neslin sözlü?e gelmesinin sebebi 2005 yaz?ndaki bu durgunluktur, do?rudur.
P: Ben daha magazinsel veya magazinel art?k do?rusu neyse ona yönelik bir soru sormak istiyorum ?imdi. Sözlü?ün malum eski moderatörleriyle beraber kalabal?k bir yönetici geçmi?i var. Peki en iyi çal??t???n ya da en sevdi?in moderatör kimdir?
W: Sen de bilirsin ki moderasyon aç?s?ndan hepsi gözümde e?it, zaten bu yüzden bu kadro içinde yer alabiliyorlar. Ancak onlar da birer yazar olduklar? için, yazarl?klar? için konu?mak gerekirse man on the moon ve wolfshade’i çok be?enirim, kendime hitap ediyor görürüm.
P: Evet özellikle wolfshade sözlü?ün en iyi girilerinde ismi geçen biri.
W: Moderasyona daha az zaman ay?rsa da bizi daha çok mizah? ile bulu?tursa dedi?im biri wolfshade.
P: Mizah, ?akalar…
W: ?akalar, nükteler…
P: ?imdi ben sözlü?ün sevilen yazarlar?ndan assassin?e bir soru sormak istiyorum bu noktada, kendisine de te?ekkür ederek. Acaba assassin, sözlükte 3. ve 4. nesil yazarlardan kimleri takip ediyor, be?eniyor?
A: Öncelikle fikrimi sorduklar? için viskosite ekibine te?ekkürler.
*** (P: wondrous arkadan viskosite.com cing?l? yap sende bu noktada, W: viskosite.com viskooosiiiite.com) ***
Efendim ben 3. nesillerden en çok ?iao? rumuzlu yazar? be?eniyorum, yaz?lar?n?n bilgi içeri?i, hayvan gibi uzun olmas? ve bu esnada s?kmamas? en büyük etken.
P: Kat?l?yorum. 4. nesilden var m? gözüne çarpanlar?
A: 4. nesilde de ?alkolik2000? ve ?orta yuvarlagin rakip yari alana bakan dilimi? severek okudu?um yazarlardan. Gülmeye ihtiyac?m?z olan ?u günlerde bu aç??? kapamada yard?mc? oluyorlar.
P: Yakla??k üç y?ld?r sözlükteyiz, göze çarpan birçok sorun oluyor. Giri sonlar?na üç nokta ile, rumuzun ilk harfleri ile imza at?lmas? bunlardan biri; ne dü?ünüyorsun?
W: Daha önce sözlükte bu konuda görü?ümü belirtsem de üç y?l?n sonunda art?k daha yumu?ak bakabiliyorum.
P: Daha omurgas?z diyebilir miyiz?
***Gülü?meler***
W: Öyle demeyelim, daha az önemsiyorum diyelim. Bunlar art?k daha az gözüme bat?yor ve hor görmüyorum.

“?tü tak?nt?m yok!”

P: Akl?ma tak?lan bir konu da itü sözlük’ün çok da ?itülü? olmamas?. ?tülüler kendini itü sözlük’e ait hissetmiyor gibiler di?er itü kitleli sitelere göre. Bu konuda neler hissediyorsun?
W: Aç?kças? Melihçim sözlük itülü olsun itülü kals?n diye bir tak?nt?m olmad?. Sen de bilirsin, 2004 y?l?nda sözlük sadece itülülere aç?k olsun gibi fikirler vard? ve ben bunu reddediyordum. Bugün geldi?imiz noktada sözlük ço?unlu?unun itü d???ndan oldu?unu görüyoruz ki, bu bir aç?dan çok sevindirici. Keza bu toplulu?u d??ar?dan duyarak, takip ederek ve be?enerek, okul ba?? olmadan sahiplenmi? insanlar görmek güzel, bu da insanlara güzel bir ortam sunabilmi?iz demektir.
P: ?tü sözlük’ün itülülere çekmek için yak?n vadede bir amac? yok diyebiliriz o halde.
W: Evet, böyle özel bir plan olmamakla beraber, yine de geli?melere, fikirlere aç???z.
P: Sence yazarlar kli?e soru olan?Sitemizi nereden duydunuz?? sözünü duysalar nas?l cevap verirler?
W: Benden duymad?lar! ***Gülü?meler*** ?imdi görüyorum, insanlar sitelerinin reklamlar?n? yap?yorlar, ne olur sitemize kaydolun falan ?eklinde. Ama 2004 y?l?ndan beri bir ki?iye bir davet veya yalvarmam olmad?. Keza böyle bir davetin sorumluluk getirdi?ine de inan?yorum, ?Davet etti ?imdi niye böyle yapt? oçöç? diye konu?abilir insanlar.
P: Oçöç demi?ken, nerden geliyor bu sözcük?
W: Bunun bir hikâyesi var. Biliyorsun her gün okurlardan onlarca e-posta geliyor. Bu postalardan birinde bize yöenlik bir hakaretti bu. Oç demek isterken hâs?l olan bir el titremesi.
P: Peki sevgili assassin, sen itü sözlük’le nas?l tan??t?n?
A: Google sayesinde tan??t?m. Okuldaki ikinci senemdi, itü ile ilgili bir ?eyler okumak isterken rastlad?m ve oradaki küçük, s?cak ve samimi hava, okullu insanlar?n birbirini tan?d??? bir yer olu?u beni kaydolmaya itti.
P: Evet ilk y?llarda çok s?cak, içiçe bir ortam vard?.
W: Aile ortam? de?ildi, daha ziyade bir arkada? ortam? vard?. Aile ortam? dersek, aile çay bahçesi dersek, enseste giren olaylar oluyor.
***Kahkahalar***
P: Evet hakl?s?n, sözlük sayesinde ayn? s?n?flara girdi?im birçok insan? tan?yamayaca??m? dü?ünüyorum, bu sayede lokal bir sözlük açmak güzel bir fikirmi?.
W: Evet bu güzel ortam daha sonra birçok insan taraf?ndan tekrarlanmaya çal???ld?. ?tü son dönemde daha iyi bir havaya sahip olsa da, asosyalli?i körükleyen bir okuldu ve bu anlamda sözlük biraz ilaç oldu.
P: Klon kelimesinden memnun musun, di?er üniversite sözlükleri ek?i sözlük taklitçisi mi itü sözlük taklitçisi olarak m? görüyorsun?
W: Di?er üniversite sözlüklerin itü sözlük’ten esinlenildi?ini dü?ünüyorum ancak klon kelimesne kar??y?m. Hiçbir zaman bir ?eylerin patentini alma pe?inde olmad?m, olan? da anlam?yorum, bunu yapmay? gereksizlik olarak görüyorum.

“Benim için her uçu? olayd?r!”

P: Evet bir soru da uçan yazarlar hakk?nda. Birço?u gürültülü oluyor, insanlar elbette yazarl?klar?n? kaybetmek istemiyorlar. Sen uçurulan yazarlar?n tepkilerine nereye kadar kabullenebiliyorsun, bu da yap?lmazd? dedi?in oluyor mu?
W: Bazen uçurulan ki?i hatas?n? kabul ederken, üçüncü ?ah?slar konu?maya devam diyor, bu can s?k?c?. Burada koydu?umuz kurallar? en iyi ?ekilde, tutarl?ca uyguluyoruz bunun da sonuçlar? var. Bazen biri çaylak oluyor ve uyar?lmadan çaylak oldu?um diye yak?n?yor. Çaylakl?k zaten bir uyar?d?r, bu her yerde yaz?l?. Bunu söyleyenin sözlük kurallar?n? okumad???n? kendi a?z?ndan ö?reniyoruz.
P: Akl?nda kalan olayl? uçurulmalar var m??
W: ?sim vermek istemem zaten benim için her uçu? olayd?r.
***Kahkahalar***
P: Sözlük bir site olman?n d???nda di?er yazarlarla tan??may?, selamla?may? te?vik eden bir ortam gibi de?il mi?
A: Evet yeni insanlar tan?maya uygun bir ortam.
P: Wondrous hakk?nda di?er sözlüklerde ilginç ?eyler yaz?l?yor. Evine dokuz yazar? götürmü?, k?zlar? k?rbaçl?yormu?, kelepçeliyormu?.
W: Amiyane tabirle sözlükten hiç hatun kald?rmad?m Melihçim.
P: Gözlerime bakarak söyleyebilir misin bunu?
W: Evet sözlükten hatun kald?rmad?m.
P: Zaten ben senin evini biliyorum. ?ki oda bir salona 9 tane k?z? nas?l s??d?racaks?n?
W: Tesisleri büyütme projemiz gündemde.
P: Hakk?nda yaz?lanlara cevap vermek ihtiyac? hissediyor musun?
W: Hay?r, nihayetinde maa?l? bir kamu görevlisi de?ilim, böyle bir zorunlulu?um yok.

“Kimseye k?rg?n de?ilim!”

P: Peki wondrous elinde bir sihirli de?nek olsa hangi yazara de?dirmek, saplamak, sokmak sürtmek isterdin?
***Kahkahalar***
W: Kimseye saplamazd?m ben sözlükçüleri seviyorum. Magazin a?z?yla, ?Kimseye kar?? k?rg?nl???m yok?.
P: Seni en çok rahats?z eden giri tipi?
W: Kesinlikle sözlü?e bir ?ey katmayan, sol çerçeveden ibaret, kolay tüketilebilir, sözlü?e katk?s? olmayan, üç gün sonra hat?rlanmayacak girilere tahammül edemiyorum pek.
P: ?Beni eksilediler?, ?eksileyin umrumda de?il? tarz? edit notlar? için ne dü?ünüyorsun. ?ahsen görünce ?eytana bir ta? da ben at?yorum, eksiliyorum bu saçmal?klar?.
W: Kesinlikle ayn? ?ekilde hissediyorum. Eksilenmek umrunda de?ilse o notu ne diye yaz?yorsun?
P: As?l soruya gelelim. Ayar nedir sence? Zaman zaman kötü bir ?ey olarak lanse ediliyor.
W: Ayar kötü de?il lakin sidik yar??? kötü. Ayar kelime itibariyle de düzeltme anlam?na geliyor. Baz? yazarlar baz? konularda yanl?? yap?yor olabilir, di?erleri de düzeltmek isteyebilir. Ayar sekans? ego sava??na döndü?ü an i? çirkinle?iyor.
P: Evet ayarda üsluptan ziyade içerik önemli olmal?.
W: Ad hominem yap?lmas?n. ***Gülü?meler*** Yoksa ayar almak çekinilecek bir ?ey de?il.
P: Benim ba??mdan bu sitede bir benzeri geçti. Nab?z adl? bir filmle ilgili yazd???m yaz?da, Nab?z adl? filmin yönetmeni ile Dabbe filminin yönetmeni Hasan Karacada?’s (soyad? bu de?il mi?) hakk?nda Kurosawa’dan esinlendiklerini söyleyen bir iddiada bulundum. Ancak sitemizi takip eden bir arkada? filmlerin çekim tarihleri ve benzer bilgiler verdi, yan?ld???m? gösterdi. Yani bana kemikleri sinirleri al?nm??…
W: Löp bir ayar. ***Gülü?meler***
P: Evet löp löp bir ayar verdi, ben de te?ekkür ettim, daha çok ara?t?raca??m? söyledim. Bu arkada??m?z bu röportaj? okuyorsa hem tekrar te?ekkür ediorum hem de itü sözlük’e üye olmas?n? diliyorum.

***Bu esnada mekâna giren 3 adet muhte?em hatun yüzünden sohbetimiz biraz sekteye u?rad?, soru cevap yetimizi k?sa süreli bir ?uur kayb?na b?rakt?k ne yaz?k ki. Ama deliydi yahu***

P: Sözlü?ün zirveleri de kendisi kadar önemli. Wondrous’un en sevdi?i zirve hangisiydi?
W: Löp bir rep atmak gerekirse radiance’?n ve senin ortak organizasyonunuz akustik performans zirvelerinin ilki en iyi zirveydi kan?mca; hem kat?l?m? hem konsepti hem de atmosferi aç?s?ndan.
P: Evet kat?l?yorum bu konuda, sabaha kadar da sürdü zaten. Pek yak?nda çok önemli bir olay, 3. ya? zirvesi düzenlenecek. Bu konuda ne dü?ünüyorsun?
W: Radiance arkada??m?z bu konuda canla ba?la çal???yor, bildi?im kadar?yla Beyo?lu’nun ünlü mekân? Bronx zirveye evsahili?i yapacak ve gecede san?r?m profesyonel gruplar da sahne alacak.
P: Evet hat?rlatal?m, 31 Mart ak?am?, giri? 15 ytl, Bronx’ta olacak zirve, büyük sürprizlerle.
W: Ben isterim ki herkes zirvelere kat?ls?n ama iki grup yazar var zirvelere so?uk bakan: Birincisi utangaç yazarlar, ancak sözlük zirveleri tan??maya kayna?maya uygun yerler, çekinecek bir ?ey yok, büyük bir zirveden en az on yazarla muhabbet etmi? olarak dönülebilir. ?kinci grup ise sanal âlemi reel âleme kar??t?rmad???n? iddia edenler. Yani sanki zirveye gidince ba?ka bir hayata geçi? yap?yor, Matrix’e ba?lan?yor. Bu, gereksiz ve samimiyetsiz bir tav?r bence.
P: Bu biraz mesnetsizce at?p tutmak evet. Bizim zaman?m?zda Tamagotchi bebekler vard?, bu zihniyeti sözlü?ü sanal bebekleri besleyip çatlatan k?zlara aitmi? gibi görüyorum. Derinli?ine karanl?k. Son olarak ne söylemek istersiniz sevgili wondrous ve assassin?
W: viskosite.com ekibine…
P: I??kç?, foto?rafç? falan.
W: Çok te?ekkür ediyorum, çok e?lenceliydi.
A: Bu f?rsat? bize sunan viskosite.com’a te?ekkürler.
P: Ben de vakit ay?rd???n?z için kendi ve ekibim ad?na te?ekkür ediyorum.

fBirkaç hafta evvel  yine bu sayfalarda bir sihirbaz filmini tan?tm??t?m, The Illusionist, Edward Norton ba?rolüyle. ??te ismi benzer bu iki filmden Türk yap?m? olan ilki ile taban tabana z?t.

Henüz ba?ta söyleyeyim, kesinlikle gidin ve görün bu filmi. Önce teknik ayr?nt?lar daha sonra da k?yas?ya öznel yorumlar?mla devam edeyim:

2006 yap?m? Hokkabaz, Ali Taner Baltac? (Vizontele‘lerin yard?mc? yönetmeniydi kendisi) ve Cem Y?lmaz yönetmenli?inde yine usta komedyen Cem Y?lmaz‘?n senaryosundan beyazperdeye aktar?lm?? s?cak bir öykü anlat?yor.

Cem Y?lmaz (?skender), Mazhar Alanson (Sait), Özlem Tekin (Fatma), Tuna Orhan (Maradona) ve Selim Erdo?an‘?n (Sabahattin) önemli rolleri payla?t??? film yakla??k iki saat sürüyor ve BKM Film yap?mc?l???nda sinemalarda yer buldu.

Heves kaç?r?p, sürprizleri aç?k etmeden k?saca konuya de?inmek gerekirse az çok ?öyle toparlayabilirim san?yorum:

?skender ve can dostu Maradona ?stanbul pavyonlar?nda sihirbazl?k yaparak geçinmeye çal??an iki “kaybeden”dir. ?skender’in babas? ise ölmeden önce Çanakkale‘yi ziyaret etmeyi kafas?na koymu?, inceden çatlak ama sert mizaçl? bir adamd?r.

“?skender ve Maradona kötü giden her ?eye bir dur demek ve bir at?ml?k barutlar?yla hayata kar?? bir deneme daha yapmak için ?skender’in kay?nbiraderinden ald?klar? karavan ile Anadolu turnesine ç?kmaya karar verirler. Üstlerine kalan baba karakteri yüzünden turne Çanakkale’de ba?layacakt?r ancak, genç dostlar henüz Çanakkale’ye varmadan u?ramak zorunda kald?klar? bir köyde ayn? zamanda ilk i?lerini de gerçekle?tirecekleri bir köy dü?ününe kat?l?rlar. Gelin Fatma bu andan sonra karakterlerimizin hayat?nda önemli bir yer edecektir. Olaylar geli?ir.”

Gelelim yorumlara. Belki çok iddial? olacak lakin bence Hokkabaz Türk sinemas?n? kurtaracak filmdir, film tipidir. Türk sinemas?n?n (kast?m festival sinemas? de?il, popüler sinemad?r, bunu özellikle belirtmek istiyorum ki sonradan hay?r bizi Nuri Bilge Ceylan dramlar? kurtar?r denmesin.) Amerikal? ile de?i?tirmeye çal??t??? eskimi? yüzü, denedi?i türler dahilinde kendini en iyi ?ekilde seviyeli komedide gösterdi buras? a?ikar.

Türk sinemas? her ne kadar halen Mehmet Ali Erbilli yeniden çevrim serilerle seyirci çekmeyi denese, bir ton para harcay?p bilimkurgu yapamayaca?? için Dünyay? Kurtaran Adam?n O?lu gibi b.k.-komedi türüne para yat?rsa da bunlarla günü ve yap?mc?y? kurtarmaktan öteye gidemeyece?inin bilincinde. Ve yine komedi filmi çekerken de çok paralar harcay?p i?in senaryo derinli?inden çok havada uçu?an kameralara eskisinden çok daha fazla para ödeyen Organize ??ler’in samimi ve s?cak Vizontele’den veya muhte?em film Her ?ey Çok Güzel Olacak‘tan geride kald??? da a?ikar.

O zaman elimize en iyi yapt???m?z ?ey kal?yor; o da dram ve komediyi harmanlamak. Cem Y?lmaz senaryosunda bunu ba?ar?yor hem de ikinci kez, Her ?ey Çok Güzel Olacak’tan sonra ikinci kez… Dozunda komedi, bir an gülerken bir an a?laman?za sebep olabilecek dram geçi?leri ve daha da önemlisi dü?ük yap?m maliyetlerine kaliteli filmler. Bugün bu sineman?n en büyük sorunu yap?mc?/da??t?mc? maliyetleri ise ç?kar böyle bir film yapars?n?z, aslanlar gibi hem kendinizi kurtar?r hem para hem de sayg?nl?k kazan?rs?n?z.

Bugün eminim ki Hokkabaz’a “yahu komedi diye gittik, e çok komik de?il” diye gidip horlayanlar olacakt?r. Veyahut s?rf Cem Y?lmaz var, Özlem Tekin var diye burun k?v?ranlar peydah olacakt?r do?ald?r. Lakin bu film, bu seneki film festivalinde Norveç ba??ms?z sinemas?n?n ba?r?ndan kopup gelecek minimalist bir yap?m olsayd?, bak?n o zaman nas?l ba?a taç etmek için depara kalkacakt? bir y???n insan. ?imdi söylenecektir i?te, “filmin bir numaras? yok yahu nedir bu övgüler?”. Evet filmin bir numaras? yok, film zaten böyle bir film. Kaç?m?z?n gerçek ya?amda numaras? var da bu filmde olsun. Bu filmde sihirbazlar Özgürlük An?t?‘n? yokeden cinsten de?iller, ?apkadan tav?an? zor ç?kar?yorlar, olay da burda zaten.

?imdi Cem Y?lmaz’?n ortada üç filmi varken bunlar?n k?yaslanmamas?, aslen ayr? türlerde dahi olsalar kar?? kar??ya getirilmemesi mümkün de?il. Cem Y?lmaz, Gora‘da (ki benim nazar?mda bir faciad?r, kaç seyirci çekti?i umrumda de?il) yapt??? “stand up”tan sonra beni korkutmu?tu. Hokkabaz’? duydu?umda “yine mi?” sorusunu sorup endi?elenmedim de?il. Lakin Gora’daki garip adam gitmi? yerine Her ?ey Çok Güzel Olacak’taki tedirginli?ini de üstünden atan muhte?em bir oyuncu gelmi? bu filmde. Üstelik bu parlayan performans? Mazhar Alanson’un da kesinlikle kusursuz oyunculu?u ile eküri sahibi olmu?. Ben filmde Özlem Tekin d???nda s?r?tan hiç bir yön bulam?yorum, o da kad? k?z?nda da olur, sinemaya yeni yeni ?s?n?yor o da Türk halk? gibi der geçerim.

Ayr?ca filmle ilgili dikkat etmeye çal??t???m, merak etti?im, çok önemli oldu?unu da dü?ündü?üm bir detay vard?. Argo ve küfür kullan?m?. GORA’da durmadan söverek güldüren Cem Y?lmaz, bu konuda kendisini a??r ?ekilde ele?tirenlere san?r?m en güzel yan?t? tüm film boyunca bir ya da iki basit küfrün kullan?ld??? bir aile filmi çekerek vermi? oldu.

Film için ele?tirilmesini bekledi?im bir husus da senaryodaki baz? ö?elerin (?ehitlik, ameliyat paras? vs.) yüzeysel i?lenmi? oldu?udur. Ancak film bunlardan prim yapmak ya da bunlara vurgu yapmak için de?il bilakis hayat?n kendi do?all??? içinde planlar?m?z?n ne kadar önemsiz, kendimize dair oldu?unu gösterecek bir gams?zl?kta oldu?undan bu durum beceriksizlik de?il, bu yönde bir istek var senaryoda diyebilirim.

Bu film kesinlikle bir Türk sinemas?n?n yapmas? gereken film örne?i kan?mca. Ve bu filmi tan?mlamak için “samimi, s?cak, hüzünlü ve komik” anahtar sözcüklerini kullanmak istiyorum.

Tekrar edeyim bitirirken, hemen ko?un izleyin, ç?k??ta da gidin güzel bir kahve yap?n kendinize, sahneleri akl?n?za getirin derim ben. Ba?ka bir yaz?da görü?mek üzere, esen kal?n.

dnEski Anathema ve Antimatter, yeni Ion eleman? Duncan Patterson ve Anathema vokalisti Vincent Cavanagh ?stanbul’a geliyorlar!

7 Aral?k 2006 gecesi Bronx Club‘da gerçekle?tirilecek etkinlikte akustik performans?n ard?ndan ikilinin DJ’lik yapaca?? söylenmekte.

Duncan Patterson en son 3 Haziran 2003 y?l?nda Mick Moss ile Antimatter dünya turnesi kapsam?nda ?stanbul’a gelmi? ve Kemanc? Rock Bar‘da konser vermi?ti.

Anathema ise son y?llarda ülkemizde oldukça tan?n?r hale gelen, konserlerle s?k s?k ülkemizi ziyaret eden bir ?ngiliz toplulu?u.

K?saca bu gece kaçmaz!

pulseKiyoshi Kurosawa… S?kça duyar oldu?umuz bir isim. Japon korku sinemas?n?n ünlü yönetmeni remake tabir edilen yeniden çevrimlerle Holywood’da da dolayl? yoldan ismini ezberletti hiç ku?kusuz.

i?te 2006 yap?m?, Jim Sonzero yönetmenli?indeki Pulse (Nab?z) da 2001 yap?m? Kurosawa filmi Kairo (Nab?z) filminin bir yeniden çevrimi. Filmle ilgili yorum yapmadan önce k?saca bilgi vereyim.

Özellikle di?i bünyelerin Lost dizisinden hat?rlayaca?? Ian Somerhalder (Dexter) ve Kristen Bell (Mattie) filmimizin ba?rollerinde arz-? endam etmekteler. Amerikanla?t?r?lm?? filmlerin klasi?i haline gelen farkl? etnik kültürden arkada?lar? filme dahil etme arzusu Christina Milian (Isabel) ve Rick Gonzalez (Stone) ikilisinin yan rolleri ile vücut buluyor ve ne yaz?k ki özellikle Isabel rolündeki Millian’?n berbat oyunculu?uyla olmasa da olur dedirtiyor. Sonzero ise aslen filmi yönetmesi beklenirken daha sonra yap?mc? koltu?una oturan Wes Craven‘?n yerine motor diyor bu de?i?iklik sayesinde.

?nternet hayat?m?za, özellikle uzakdo?u ve Birle?ik Devletler civar?na, h?zl? ve sa?lam bir giri? yapt? malum. Ben meyve s?kaca??n?n, blender?n falan dahi korku ö?esi olarak kullan?ld???n? hat?rlad???m korku filmleri piyasas?nda “Nedir bu internetli korku filmi çekmek can?m?” demeyece?im bu yüzden. Lakin teknolojinin son ürünleri ile metafizik ö?eler pek yanyana yürümüyor gibi. Korku-Bilimkurgu türünü (Alien, Event Horizon…) bu noktada tenzih ederim keza uzak ve yüksek teknoloji bir bilgisayar kasas? ya da cep telefonu gibi bilinebilir olmad???ndan, ürkütücü olabilir) Ha ilerde The Exorcist‘ten daha ba?ar?l? korku filmi çekerler, ba?rolünde de pembe renkli bir I-Pod Mini olur, o zaman ben bu yaz?y? silerim.

??te, internetten ve teknolojinin di?er bir ba??ml?l?k yapan mahsülü cep telefonlar?ndan yay?lan bir virüs, hayaletler dünyas?ndan ça?layarak gelen korkunç bir güruhu harekete geçirmi?tir. Teknolojinin oldu?u yerde güvenlik kalmam??, herkes panik halde, ya intihar etmekte ya da kendilerinden çal?nan hayatlar?n sonunun gelmesini korku ile beklemektedir. Etrafta sa? kalmay? ba?aran iki ki?i; bu virüsü bir hacker arkada??n?n bilgisayar?ndan serbest b?rakan ama intihar ederek ölen bir genç ö?rencinin sevgilisi (Mattie) ve genç adam?n bilgisayar?n? ölümünden sonra sat?n alan ba?ka bir genç olan Dexter’d?r. ?kili bu felaketi engellemek için ba?latt?klar? mücadelede ancak kendilerini kurtarabileceklerdir.

Aç?kças? konunun c?l?zl???, oyunculuk ve yap?m a?amas?nda da pek bir numara yap?lmamas? ile birle?ince ortaya sezonun en kötü (ve belki de komik) korku filmi ortaya ç?km??. Film korkutmaktan ya da konusuyla “bu yeni bir ?ey” dedirtmekten uzak ki bu haliyle Kurosawa’ya bile ba?a?r?s? getirmi?tir muhtemelen.

posterFilmin Kairo’nun bir “remake”i oldu?unu belirtmi?tim ya, asl?nda bence bu kötü film belki de türk sinemas?n?n Hasan Karacada? yönetmenli?indeki ilginç korku filmi “Dabbe“nin yeniden çevrimi. Keza kötü oldu?u a?ikar ve büyük oranda Kairo’dan esinlenilmi? Dabbe’de en az?ndan Karacada?’?n elinin alt?nda milyon dolarl?k bütçe ve Lost dizisinin alt?n çocu?u yoktu. ??te bu milyon dolarl?k Dabbe diyebilece?im Pulse bu yönüyle bir kez daha dibe bat?yor, Dabbe’den fersah fersah derine hem de.

Toparlamak gerekirse, kötü bir film, elle tutulur hiç bir yan? olmayan bir yeniden çevrim. Bo? vaktiniz ve sinema perdesine vermek istedi?iniz yerde bulunmu? banknotlar?n?z varsa, üstüne üstlük DVD sürücünüz de bozulmu?sa gidin görün, aksi halde havalar da so?udu paray? kahveye, çikolataya yat?r?n diyorum.

illEskinin Viyana’s?nda sosyal farkl?l?klar? ortadan kald?rmak için ya kral olman?z gerekir, ya ?ansl? bir devrimci… Ya da bir sihirbaz.

??te “The Illusionist” tam olarak bunu anlat?yor. A?k?n?n pe?inden giden bir mucize yarat?c?s?, karizmatik ve ?a??rt?c? bir gözba?c?s?n?n, Edward Abramovitz’in yani Sihirbaz Eisenheim’?n etkileyici öyküsünü…

Neil Burger yönetmenli?indeki 2006 yap?m? bu filmde Eisenheim rolünü me?hur kavgac?m?z Edward Norton, Ba? müfetti? Uhl rolünü Cinderella Man‘in muhte?em yanc?s? Paul Giamatti, pek bir solgun dü?esimiz Sophie’yi Jessica Biel ve meymenetsiz prens Leopold’u da Josef Fischer oynuyor.

Peki nedir olay? Fazlaca merak doyurmadan, filmin sürprizlerine hiç bula?madan k?saca anlatay?m.

Marangoz bir baban?n o?lu olan Edward adl? genç adam, bir rivayete göre bir gün ya?l? bir sihirbazla tan???r. Adam?n ona gösterdi?i küçük numaralar her ?eyin fitilini ate?lemeye yeter ve Edward’?n bir ilüzyonist olma tutkusunu gün yüzüne ç?kar?r.

Günlük çal??malar? esnas?nda Macar dü?esi Sophie ile tan??an Edward, sosyal statü fark?n?n bu arkada?l??a izin vermemesi sebebiyle sevdice?inden ayr? dü?er(dü?ürülür). ?ehri terkeden Edward tam 15 y?l sonra bu kez Eisenheim ad?yla tekrar Viyana’dad?r ve yapt??? muazzam gösterilerle halk?n sayg? duydu?u ve fanatikçe ba?land??? bir adam haline gelir.

Bu gösterilerden birinde Dü?es Von Teschen ile tekrar kar??la?an sihirbaz, tazelenen a?k?n? Leopold’la gerçekle?tirmek üzere oldu?u izdivaçtan korumak için en büyük numaras?n? yapmaya haz?rlan?r. Olaylar geli?ir.

*** (bu üç y?ld?z “Yavuz Donat Y?ld?z?” de?ildir)

Film Paul Giamatti’nin yine döktürmesinden midir yoksa renklerinden midir bilmiyorum, Cinderella Man ile çok özde?le?tirdi?im bir yap?m oldu ç?kt?. Aslen hiç alakalar? yok haliyle. Giamatti’nin parmak ?s?rtan performans?n?n alt?n? Edward Norton da bo? b?rakm?yor ve Eisenheim karakterine bir tu?la da o koyuyor. Filmin zay?f halkas? ise Jessica Biel san?r?m. Gönül orada bir Elizabet Shue görmek isterdi, belki de bu yüzdendir.

Kimileri olay örgüsünü biraz yava?, kimileri sihirbazl?k numaralar?n? az bulabilir; kimileri ise filmin sonunu orta zekaya sahip olan herkesin farkedebilece?ini iddia edebilir. Ancak tüm bunlar yanyana konuldu?unda filmin etkileyicili?inden çok ?ey al?p götüremiyor.

Güzel bir film, büyük olas?l?kla En ?yi Yard?mc? Erkek Oyuncu Oscar?’n?n da önümüzdeki y?lki sahibi bir yap?m. Kaç?rmay?n.

NOT: Numaralar? evde denemeyin sak?n.

Evet, The Beatles Cafe, yani bar de?il, içki yok evvela bunu bir not dü?elim.

?stiklal Caddesi’nin meydana bakan yar?s? için merkezi birkaç yer sayacak olsak en ba?ta ?mam Adnan ve Parmakkap? sokaklar? ile Hüseyin A?a Camii etraf?n? zikrederiz san?yorum. ??te Beatles Cafe de böyle kolay ula??labilir bir yerde, A?a Camii’nin hemen yan?ndaki sokakta konu?lanm??, ‘60 ve ‘70 dönemlerinin dünya müzi?ini zevkli dekoru ile mü?terilerine sunan iki katl? bir mekan.

Türlü türlü çay, kahve, salata, sandviç türevleriyle hem açl?k hem susuzluk dindiririp belki de alkollü geçecek uzun bir gece öncesi rahat koltuklar ve lo? ???k e?li?inde teneffüse ç?kmak için kesinlikle tercih edilmesi gereken bir yer buras?. Mekan?n sevimli beyaz köpe?ini sevip tatman?z? ?iddetle tavsiye etti?imiz meyve kokteylini Pink Floyd, Led Zeppelin, Bob Marley vs. e?li?inde yudumlamak ya da alt kat? kalabal?k bulduysan?z üst katta, ferah ferah, arkada?lar?n?zla sohbet etmek için çok ideal.

Bunlardan ba?ka The Beatles Cafe’nin ilk kat?nda zaman zaman canl? müzi?e denk gelmek de mümkün. Mekanda yap?lan canl? müzik de mekan?n tipik “Longplay“li ‘60-’70 esintileri ile ayn? mecrada zaten.

Fikir vermesi için birkaç fiyat yazmak gerekirse, çay-kahve türevleri 2-3 ytl aras?, at??t?rmal?k lezzetli mamüller de 3-4 ytl aras? de?i?iyor diyebiliriz. Fiyatlar da uygun yani. Ayr?ca yakla??k 100 ki?i kapasiteli ve her gün 10-24 saatleri aras?nda aç?k olan bu mekanda, özel davetlerinizi, toplant?lar?n?z? düzenleyebilme imkan? da mevcut.

Peki, kötü yönü yok mu buran?n? Bizce var.

Öncelikle mekana gelenler daha ziyade genç alternatif müzikseverlerden olu?uyor, bu kitle ve gürültülü sohbetleri herkesi açmayabilir. Mekanda daimi bir bozuk pra s?k?nt?s? var san?yorum, keza hesap ödeyi?inizde genellikle bir süre bozuk para bulma i?lemi ya?an?yor. Servis elemanlar?n?n mü?teri ili?kileri çok ?ahane diyemem, ama gençli?in gitti?i yerlerin genel tribi bu olsa gerek; “f?s?lda, gülümseme, duyma”. Haliyle sipari? vermek zorla?abiliyor zaman zaman.

Ancak tüm bunlar? yanyana koydu?umuzda The Beatles Cafe için ?stiklal Caddesi‘nin en gidilesi, görülesi ve vakit geçirilesi mekanlar?ndan biri diyebiliriz tüm samimiyetimizle. Bo? bir gününüze The Beatles Cafe’de ba?lay?p, Arsen Lupen veya Nevizade‘de nokta koyun diyoruz biz.

Adres: Sak?za?a Caddesi No: 25/1-2 (Hüseyin A?a Camii yan?ndaki sokakta, Arsen Lupen’e gelmeden)

Tel: 0536 321 21 45 (Metin Gençdo?an)

NOT: Mekana ait foto?raflar için www.taksim.com adresini kullanman?z? öneriyoruz.

Next Page »