pulseKiyoshi Kurosawa… S?kça duyar oldu?umuz bir isim. Japon korku sinemas?n?n ünlü yönetmeni remake tabir edilen yeniden çevrimlerle Holywood’da da dolayl? yoldan ismini ezberletti hiç ku?kusuz.

i?te 2006 yap?m?, Jim Sonzero yönetmenli?indeki Pulse (Nab?z) da 2001 yap?m? Kurosawa filmi Kairo (Nab?z) filminin bir yeniden çevrimi. Filmle ilgili yorum yapmadan önce k?saca bilgi vereyim.

Özellikle di?i bünyelerin Lost dizisinden hat?rlayaca?? Ian Somerhalder (Dexter) ve Kristen Bell (Mattie) filmimizin ba?rollerinde arz-? endam etmekteler. Amerikanla?t?r?lm?? filmlerin klasi?i haline gelen farkl? etnik kültürden arkada?lar? filme dahil etme arzusu Christina Milian (Isabel) ve Rick Gonzalez (Stone) ikilisinin yan rolleri ile vücut buluyor ve ne yaz?k ki özellikle Isabel rolündeki Millian’?n berbat oyunculu?uyla olmasa da olur dedirtiyor. Sonzero ise aslen filmi yönetmesi beklenirken daha sonra yap?mc? koltu?una oturan Wes Craven‘?n yerine motor diyor bu de?i?iklik sayesinde.

?nternet hayat?m?za, özellikle uzakdo?u ve Birle?ik Devletler civar?na, h?zl? ve sa?lam bir giri? yapt? malum. Ben meyve s?kaca??n?n, blender?n falan dahi korku ö?esi olarak kullan?ld???n? hat?rlad???m korku filmleri piyasas?nda “Nedir bu internetli korku filmi çekmek can?m?” demeyece?im bu yüzden. Lakin teknolojinin son ürünleri ile metafizik ö?eler pek yanyana yürümüyor gibi. Korku-Bilimkurgu türünü (Alien, Event Horizon…) bu noktada tenzih ederim keza uzak ve yüksek teknoloji bir bilgisayar kasas? ya da cep telefonu gibi bilinebilir olmad???ndan, ürkütücü olabilir) Ha ilerde The Exorcist‘ten daha ba?ar?l? korku filmi çekerler, ba?rolünde de pembe renkli bir I-Pod Mini olur, o zaman ben bu yaz?y? silerim.

??te, internetten ve teknolojinin di?er bir ba??ml?l?k yapan mahsülü cep telefonlar?ndan yay?lan bir virüs, hayaletler dünyas?ndan ça?layarak gelen korkunç bir güruhu harekete geçirmi?tir. Teknolojinin oldu?u yerde güvenlik kalmam??, herkes panik halde, ya intihar etmekte ya da kendilerinden çal?nan hayatlar?n sonunun gelmesini korku ile beklemektedir. Etrafta sa? kalmay? ba?aran iki ki?i; bu virüsü bir hacker arkada??n?n bilgisayar?ndan serbest b?rakan ama intihar ederek ölen bir genç ö?rencinin sevgilisi (Mattie) ve genç adam?n bilgisayar?n? ölümünden sonra sat?n alan ba?ka bir genç olan Dexter’d?r. ?kili bu felaketi engellemek için ba?latt?klar? mücadelede ancak kendilerini kurtarabileceklerdir.

Aç?kças? konunun c?l?zl???, oyunculuk ve yap?m a?amas?nda da pek bir numara yap?lmamas? ile birle?ince ortaya sezonun en kötü (ve belki de komik) korku filmi ortaya ç?km??. Film korkutmaktan ya da konusuyla “bu yeni bir ?ey” dedirtmekten uzak ki bu haliyle Kurosawa’ya bile ba?a?r?s? getirmi?tir muhtemelen.

posterFilmin Kairo’nun bir “remake”i oldu?unu belirtmi?tim ya, asl?nda bence bu kötü film belki de türk sinemas?n?n Hasan Karacada? yönetmenli?indeki ilginç korku filmi “Dabbe“nin yeniden çevrimi. Keza kötü oldu?u a?ikar ve büyük oranda Kairo’dan esinlenilmi? Dabbe’de en az?ndan Karacada?’?n elinin alt?nda milyon dolarl?k bütçe ve Lost dizisinin alt?n çocu?u yoktu. ??te bu milyon dolarl?k Dabbe diyebilece?im Pulse bu yönüyle bir kez daha dibe bat?yor, Dabbe’den fersah fersah derine hem de.

Toparlamak gerekirse, kötü bir film, elle tutulur hiç bir yan? olmayan bir yeniden çevrim. Bo? vaktiniz ve sinema perdesine vermek istedi?iniz yerde bulunmu? banknotlar?n?z varsa, üstüne üstlük DVD sürücünüz de bozulmu?sa gidin görün, aksi halde havalar da so?udu paray? kahveye, çikolataya yat?r?n diyorum.