entel kuntel


Çevirilere Spencer Holst ile devam ediyoruz. Bu çeviri de Kül Öykü Gazetesi‘nde yay?nland?.

 Holst, The Zebra StoryTeller

 —-

Masalc? Zebra (Zebra Öykücüsü) 

Bir zamanlar kendini aslan zannedip uygunsuz bir tarzda “Zebra dili” konu?an bir siyam kedisi vard?. O dil, Afrika’da ya?ayan bir pijamal? at ?rk? taraf?ndan ki?nenirdi.

?imdi orada: Masum bir zebra ormanda yürürken, di?er yönden de küçük kedi yakla??r; kar??la??rlar. “Merhaba!” der siyam kedisi mükemmel bir Zebra dili telaffuzuyla, ?Kesinlikle çok güzel bir gün, de?il mi? Güne? parl?yor, ku?lar ?ak?yor, bugün dünya pek ya?anas? bir yer, öyle de?il mi!? Zebra bir siyam kedisinin zebra gibi konu?mas?na o kadar ?a??r?p bo?ta bulunur ki, k?sk?vrak yakalanmaya uygun hale gelir. Böylece küçük kedi onu hemen ba?lay?verir, öldürür ve le?inin en leziz parçalar?n? ma?aras?na ta??r.

Kedi bu yolla birçok zebray? ba?ar?yla avlad?, her gece zebra fileminyonuyla ziyafet çekti ve av derilerinin iyi olanlar?ndan, eski siyam saray?n?n itibar?n? yitirmi? prenslerinin tarz?nda papyonlar ve geni? kemerler yapt?. Arkada?lar?na bir aslan oldu?unu söyleyerek övünmeye ba?lad? ve buna kan?t olarak da Zebra avlay???n? gösterdi.

Zebralar?n hassas burunlar? onlara asl?nda yak?nlarda hiç aslan olmad???n? söylemekteydi. Zebra ölümleri birçoklar?n?n bölgeden uzakla?mas?na neden oldu. Bat?l inançl? olduklar?ndan, ormanda bir aslan?n hayaletinin dola?t???na karar verdiler. Bir gün zebralar?n öykücüsü sal?na sal?na gezinir ve di?er zebralar? e?lendirmek için anlatabilece?i öyküler kurarken, ans?z?n gözleri parlad? ve ?öyle dedi; “Buldum! Bizim dilimizi konu?may? ö?renen bir siyam kedisi hakk?nda bir öykü anlataca??m! Nas?l fikir ama! Bu onlar? güldürecektir!”

Tam da o anda bir siyam kedisi önüne ç?k?verdi ve ” Merhaba!” dedi, “Ne güzel bir gün de?il mi?”
Zebralar?n öykücüsü bir kedinin kendi dilini konu?tu?unu duyunca ?a??r?p yakalanacak gibi bo?ta bulunmad?, çünkü o s?rada tam da bunu dü?ünüyordu zaten. Kediyi ?öyle bir süzdü ve nedenini bilmese de, kedinin görünü?ünde ho?lanmad??? bir ?eyler oldu?una karar verdi ve bu yüzden kediye iyi bir çifte at?p onu öldürdü.

??te, öykücünün i?levi de budur.

Evet, uzunca bir aradan sonra tekrar beraberiz. Birkaç ayd?r ülkemizin tek öykü gazetesi Kül Öykü Gazetesi için çeviriler yap?yorum. Ayl?k ç?kan dergide yay?nlanan çevirilerimi de, herkes, özellikle lise ö?rencileri faydalanabilsin diye buradan yay?nlamaya karar verdim. Kullan?rken kaynak göstermeniz yeterli.

?lk çevirimiz Joyce ba?yap?t? Dubliners’dan, A Mother. ??inize yarar umar?m.

—- 

B?R ANNE

 ?rlanda Abu Toplulu?u?nun yard?mc? sekreteri Bay Holohan, yakla??k bir ayd?r, kirli kâ??t yapraklarla dolu elleri ve cepleriyle bir a?a?? bir yukar? Dublin?de dola??yor; bir dizi konser ile ilgili son haz?rl?klar? yap?yordu. Bir aya?? topald? ve bu yüzden arkada?lar? onu ?Aksak Holohan? diye ça??r?yordu. Durmadan yukar? a?a?? yürüyor, saat ba?? sokaklar?n kö?esinde dikilip detaylar? dü?ünüyor, notlar al?yordu; fakat nihayetinde her ?eyi düzenleyen Bayan Kearney idi.

 Bayan Devlin, tamamen inad?ndan ?Bayan Kearney? olmu?tu. Frans?zca ve müzik dersleri ald??? üst s?n?f bir manast?rda e?itim görmü?tü. Do?u?tan solgun tenli ve uzla?maz yap?da oldu?undan okulda pek az arkada? edinebilmi?ti. Evlilik ça??na geldi?inde birçok eve gönderilmi?, davran??lar? ve fildi?i tavr? buralarda pek be?enilmi?ti. Marifetlerinin ürpertici çemberinin ortas?na kurulmu?, bir damat aday?n?n cesaret edip ona ???lt?l? bir hayat sunmas?n? beklemi?ti. Ama tan??t??? genç adamlar?n tümü s?radand? ve o da onlar? cesaretlendirmemi?, romantik tutkular?n? hat?r? say?l?r miktarda Türk lokumunu gizli gizli yiyerek avutmu?tu. Lakin, art?k ya?? geçmeye ve arkada?lar?n?n da dilleri çözülmeye ba?lad???nda, Ormond Quay?de bir çizmeci olan Bay Kearney ile evlenerek onlar? susturdu.

 Bay Kearney ondan çok ya?l?yd?. Konu?mas?, ki ciddi bir tonu vard?, ha?metli kahverengi sakal?n?n aras?ndaki bo?luktan gelirdi. Evlili?in ilk y?l?ndan sonra Bayan Kearney, böyle bir adam?n romantik birinden daha uygun oldu?unu sezdi ama kendi romantik fikirlerini de asla terk etmedi. Adam ciddi, hesapl? ve sofu biriydi; her Cuma kiliseyi ziyaret eder, bunu bazen Bayan Kearney ile, daha ziyade de tek ba??na yapard?. Ama zaten kar?s? da asla zay?f imanl? de?ildi ve ona iyi bir e? olmu?tu. Yabanc? bir evdeki herhangi bir partide ka??n? az?c?k kald?r?p i?aret verdi?i zaman, kocas? hemen aya?a kalk?p ç?kmaya haz?rlan?rd? ve ne zaman kocas?n?n öksürü?ü tutsa Bayan Kearney, kaz tüyü bir battaniyeyi onun ayaklar?na koyar ve güçlü bir ?eker panç? haz?rlard?. Kendi ad?na, Bay Kearney örnek bir babayd?. Bir organizasyona her hafta ufak mebla?lar yat?rarak iki k?z?n?n da yirmidört ya?lar?na geldiklerinde yüzer paundluk birer çeyiz sahibi olmalar?n? sa?lam??t?. Büyük k?z? Kathleen?i önce Frans?zca ve müzik ö?renece?i iyi bir manast?ra göndermi? sonras?nda da Akademi?deki masraflar?n? kar??lam??t?. Her y?l?n Temmuz ay?nda Bayan Kearney bir arkada??na ?öyle deme lüzumunu görürdü:
 ?Benim sevgili beyim, bizi birkaç haftal???na Skerries?e götürüyor.?
  Skerries olmazsa, Howth ya da Greystones oluyordu.
  ?rlandal?lar?n Dirili?i kayda de?er bir hal almaya ba?lad???nda Bayan Kearney de k?z?n?n isminden yararlanmaya karar verdi ve eve ?rlandal? bir ö?retmen getirtti. Kathleen ve karde?i, arkada?lar?na ?rlandaca kartpostallar att?lar ve bu arkada?lar da onlara ?rlandaca kartpostallarla cevap verdiler. Özel Pazar günlerinde Bay Kearney, kiliseye ailesiyle gitti?i günlerde küçük bir kalabal?k, ekmek-?arap ayininden sonra, Katedral Soka???n?n kö?esinde bir araya gelirdi. Hepsi Kearney?lerin arkada?lar?yd? ? ?rlanda milliyetçileri ya da müzikallerden arkada?lar?- ve ufak tefek dedikodular e?li?inde birbirleriyle el s?k???r, ortaya ç?kan el kalabal???na gülerek birbirlerine ?rlandaca veda ederlerdi. K?sa zaman içinde Kathleen Kearney?in ismi insanlar?n a??zlar?nda daha çok yer bulmaya ba?lad?. ?nsanlar onun müzik konusunda çok becerikli, pek tatl? bir k?z olu?undan bahsediyor ve dahas? dil hareketinin inananlar?ndan biri oldu?unu söylüyordu. Bayan Kearney bu durumdan gayet ho?nuttu. Bu sebeple, bir gün Bay Holohan ona gelip, k?z?n?n ?rlanda Abu Toplulu?u?nun Antient Konser Salonlar??nda düzenleyece?i dört konserlik bir dizi için akompanist olarak sahne almas?n? teklif etti?inde ?a??rmad?. Bay Holohan?? misafir odas?na götürdü ve onu oturturken ?arap sürahisi ile gümü? bisküvi kutusunu ç?kard?. Bayan Kearney giri?imin detaylar?na can? gönülden girerek, kah tavsiyeler verdi kah cayd?rd? ve nihayetinde Kathleen?in akompanist olarak görev alaca?? dört konserlik dizi için k?za sekiz guena ödenmesini öngören bir kontrat yap?lm?? oldu.
  Bay Holohan ilanlar?n kaleme al?nmas?, parçalar?n düzenlenmesi gibi narin konularda tecrübesiz oldu?undan Bayan Kearney ona yard?m ediyordu. Zerafet sahibiydi. Hangi san?atkarlar?n büyük, hangilerinin küçük harflerle yaz?lmas? gerekti?ini iyi biliyordu. ?lk tenorun, Bay Meade?in gülünç tarz?ndan sonra sahne almak istemeyece?inin fark?ndayd?. Dinleyicileri her daim e?leniyor k?labilmek için ?üphe etti?i parçalar? eski ve çok sevilen parçalar?n aras?na kayd?rm??t?. Bay Holohan ise her gün bir konuyla ilgili tavsiyesini almak için onu ziyarete geliyordu. Bayan Kearney sürekli s?cak, yard?msever ? ve gerçekte, canayak?n davran?yordu. Sürahiyi ona do?ru itip; ??imdi, buyrun, buyrun Bay Holohan!? diyordu.

  Ve Bay Holohan sürahiyi al?nca, ?Korkmay?n! Korkmay?n bundan yahu!? diyordu.
  Her ?ey düzgün gidiyordu. Bayan Kearney, Kathleen?in elbisesinin önüne eklemek için bir parça k?rm?z?ms?-pembe ?armözü Brown Thomas?a getirmi?ti. Asl?nda epey paraya mal olmu?tu ama biraz masraf?n gayet kabul edilebilir oldu?u zamanlar vard?r. Bayan Kearney son konserin iki ?ilinlik biletlerinden bir düzine al?p, konsere ba?ka türlü gelmeyece?ini bildi?i arkada?lar?na yollad?. Hiçbir noktay? unutmam??t?, ve kendisine ?ükür ki, yap?lmas? gereken her ?ey yap?lm??t?.
  Konserler, Çar?amba, Per?embe, Cuma ve Cumartesi geceleri gerçekle?ecekti. Çar?amba gecesi Bayan Kearney k?z?yla beraber Antient Konser Salonlar??na geldi?inde gördüklerinden memnun olmad?. Paltolar?nda parlak mavi rozetler bulunan birkaç genç adam antrede bo? bo? dikiliyordu ve hiçbiri gece k?yafeti giymemi?ti. K?z?yla beraber geçip giderken salonun aç?k kap?s?na aceleci bir bak?? f?rlatt?; gördükleri ona görevlilerin aylakl???n?n sebebini aç?kl?yordu. Önce gösteri saatini ?a??r?p ?a??rmad???n? merak etti. Ama hay?r, saat sekize yirmi vard?.
  Sahnenin arkas?ndaki soyunma odas?nda Toplulu?un genel sekreteri Bay Fitzpatrick ile tan??t?r?ld?. Gülümsedi ve adamla tokala?t?. Beyaz, bön suratl? ufak tefek bir adamd?. Adam?n yumu?ak kahverengi ?apkas?n? özensiz, ba??n?n yan?na kaym?? bir ?ekilde takt???n? ve bo?uk bir aksan?n?n oldu?unu fark etti. Bayan Kearney ile konu?urken elinde sahne program?n? tutuyor ve bunun bir kö?esini hamur haline getirircesine çi?niyordu. Biraz hayalk?r?kl???na u?ram?? gibiydi. Bay Holohan birkaç dakikada bir soyunma odas?na geliyor, gi?edeki durumdan haberdar ediyordu. San?atkarlar kendi aralar?nda gergin bir ?ekilde konu?uyor, arada bir aynaya bak?yor ve ellerindeki nota ka??tlar?n? rulo yap?p aç?yorlard?. Saat sekiz buçu?a yakla??rken salondaki pek az kimse e?lendirilmek istediklerini belli etmeye ba?lam??t?. Bay Fitzpatrick içeri geldi ve bo? bir gülümsemeyle; ?Evet, ?imdi Baylar, Bayanlar. Art?k gösteriyi ba?latsak iyi olacak san?yorum? dedi.
  Bayan Kearney adam?n bo?uk ç?kan son hecesini a?a??layan bir bak?? f?rlatarak ödüllendirdikten sonra k?z?na döndü ve cesaretlendirirek sordu: ?Haz?r m?s?n can?m??
  F?rsat?n? buldu?unda Bay Holohan?? kenara çekti ve tüm bunlar?n ne anlama geldi?ini sordu. Bay Holohan??n bir fikri yoktu. Komitenin dört konserlik bir seri düzenlemekle hata yapt???n? söyledi: dört çok fazlayd?.
  ?Ve ?u san?atkarlar!? diye ekledi Bayan Kearney. ?Elbette ellerinden geleni yap?yorlar, ama a?ikar ki yetenekli de?iller.?
  Bay Holohan san?atkarlar?n yetenekli olmad?klar?n? onaylad? ve komitenin ilk üç konserin oldu?u kadar gitmesini ve as?l yeteneklerin Cumartesi geceki son konsere saklanmas?n? kararla?t?rd???n? ekledi. Bayan Kearney hiçbir ?ey demedi. Ama vasat parçalar birbiri ard?na sahne ald?kça ve zaten az olan dinleyiciler gitgide azal?nca, kendini böyle bir konser için türlü zahmete soktu?una pi?man olmaya ba?lad?. ??in gidi?at?yla ilgili hiç de ho?una gitmeyen bir ?eyler vard? ve Bay Fitzpatrick?in bön bön gülümsemesi onu çok rahats?z ediyordu. Yine de, hiçbir ?ey demedi ve bunun sonunun nas?l olaca??n? beklemeye koyuldu. Konser saat on olmadan çabucak bitiverdi ve herkes hemen evlerine da??ld?.
  Per?embe geceki konsere ilgi biraz daha fazlayd? ama Bayan Kearney çabucak fark etti ki, salondaki kuru bir kalabal?kt?. Seyirciler, konser sanki alelade bir k?yafet provas?ym?? gibi uygunsuzca davran?yorlard?. Bay Fitzpatrick halinden memnun görünüyordu; Bayan Kearney?in, davran??lar? hakk?nda k?zg?n notlar dü?tü?ünün fark?nda de?ildi. Perdenin bir kö?esinde duruyor, arada s?rada kafas?n? uzat?p balkonun kö?esindeki iki arkada??yla gülü?üyordu. Bu esnada, Bayan Kearney Cuma gecesi konserinin iptal edilece?i ve Komitenin Cumartesi geceki kapan?? konserinde salonu t?ka basa doldurmak için mümkün olan her ?eyi yapaca??n? ö?renmi?ti. Bunu duydu?u gibi Bay Holohan?? aramaya ba?lad?. Genç bir bayan için ald??? bir bardak limonata elinde, h?zl?ca topallayarak uzakla?an adam?n yakas?na yap???rcas?na duyduklar?n?n do?ru olup olmad???n? sordu. Evet, do?ruydu.
  ?Ama elbette, bu kontrat?m?z? etkilemeyecek? dedi Bayan Kearney. ?Sözle?memiz dört konser içindi.?
  Bay Holohan??n acelesi var gibiydi ve kad?na Bay Fitzpatrick?le görü?mesini tavsiye etti. ??te ?imdi Bayan Kearney tela?lanmaya ba?lam??t?. Bay Fitzpatrick?i perdenin oradan ça??rarak k?z?n?n dört konserlik bir sözle?me imlazad???n? ve, haliyle, yap?lm?? kontrat?n ?artlar? gere?ince, topluluk dört konser düzenlese de düzenlemese de, önceden taahhüt edilen mebla?? almas? gerekti?ini dile getirdi. Durumla ilgili noktay? hemen kavrayamayan Bay Fitzpatrick sorunu çözebilecek gibi görünmüyordu ve bunun üzerine konuyu Komite?ye sunaca??n?, söyledi. Bayan Kearney?in yanaklar? sinirden titremeye ba?lam??t? ve ?unu sormamak için kendine hâkim oldu: ?Peki kimdir bu Kometi tanr? a?k?na??
  Ama bunun bir han?mefendiye yak??mayaca??n? bildi?inden sessiz kald?.
  Cuma sabah? erkenden, küçük çocuklar ellerinde ilan tomarlar?yla Dublin?in belli ba?l? sokaklar?na yollanm??t?. Tüm ak?am gazetelerinde müziksever halka halihaz?rda o ak?amki gösteriyi hat?rlatan övgü dolu özel makaleler yer bulmu?tu. Bayan Kearney biraz da olsa rahatlam??t? ama yine de baz? ?üphelerinden e?ine bahsetmeyi iyi dü?ünmü?tü. Bay Kearney e?ini dikkatle dinledi ve belki de Cumartesi gecesi beraber gitmelerinin daha iyi olaca??n? söyledi. Bayan Kearney de bunu kabul etti. E?ine duydu?u sayg?, Merkez Posta Ofisi?ne duydu?u sayg? gibiydi; büyük, güvenli ve sabit bir ?eye duyulan sayg? gibi; ve her ne kadar e?inin yeteneklerinin pek s?n?rl? oldu?unu bilse de onun bir erkek olarak sahip oldu?u nazarî de?erlerini çok takdir ediyordu. Bayan Kearney e?inin birlikte gitmek istemesine sevinmi?ti. Planlar?n? gözden geçirdi.
  Büyük konserin ak?am? gelip çatm??t?. Bayan Kearney, e?i ve k?z?yla Antient Konser Salonlar??na, konserin ba?lama saatinden 45 dakika önce geldi. ?anss?zl?k eseri, ya?murlu bir geceydi. Bayan Kearney, k?z?n?n elbiselerini ve nota tomar?n? e?inin sorumlulu?una b?rakarak bina boyunca Bay Holohan veya Bay Fitzpatrick?i aramaya koyuldu. ?kisini de bulamad?. Görevlilere komitenin herhangi bir üyesinin salonda olup olmad???n? sordu ve bir hayli u?ra?tan sonra, görevliler, Bayan Beirne ad?nda, sekreterlerden biri ile görü?mek arzusunu aç?klayabilece?i, ufak tefek bir kad?n? bulup getirdiler. Bayan Beirne sekreterlerin birkaç dakikaya kalmadan salonda olaca??n? söyleyip yapabilece?i bir ?ey olup olmad???n? sordu. Bayan Kearney, kad?n?n güvenilir ve hevesli bir ifadeye bürünmü? ya?l?ca yüzünü iyi süzdükten sonra cevap verdi: ?Hay?r, Te?ekkür ederim!?
  Ufak tefek kad?n, güzel bir gösteri olaca??n? umuyordu. Islak soka??n hüznü k?r??m?? çehresindeki tüm güvenilir ve hevesli ifadeyi silip götürene dek ya?muru izledi. Ve daha sonra içini çekip: ?Eh, böyle! Elimizden geleni yapt?k, tanr? biliyor ya.? dedi.
  Bayan Kearney soyunma odas?na geri dönmek durumundayd?.
  San?atkarlar gelmeye ba?lam??t?. Bas ve ikinci tenör gelmi?ti bile. Bas vokal, Bay Duggan, seyrek siyah b?y?klar? olan ince uzun genç bir adamd?. ?ehirdeki bir ofisin kap? görevlisinin o?luydu ve küçük bir erkek çocu?uyken ç?nlayan salonda uzat?lm?? bas notalar? okumu?tu. Bu mütevaz? durumdan birinci s?n?f bir san?atkar olana dek kendini yeti?tirmi?ti. Büyük Opera?da sahne alm??t?. Bir gece opera san?atkar? hastalan?vermi? ve o da Queen?s Tiyatrosu?nda sergilenen Maritana operas?nda kral rolünü üstlenmi?ti. Notalar?n? gayet hisli ve güçlü bir sesle söylemi?, salon taraf?ndan da s?cak kar??lanm??t? ama ne yaz?k ki yaratt??? bu güzel etkiyi, eldivenli eliyle dü?üncesizce, burnunu bir iki defa silerek mahvetmi?ti. Alçakgönüllüydü ve pek az konu?uyordu. ?Siz? derken bunu o kdar yumu?ak yap?yordu ki fark edilmiyordu bile ve sesinin sa?l??? u?runa bugüne dek sütten daha sert hiçbir ?ey içmemi?ti. ?kinci tenör, Bay Bell, Feis Coil?de ödül almak için her y?l yar??an ufak tefek, kumral bir adamd?. Dördüncü denemesinde bir bronz madalya kazanmay? ba?arm??t?. A??r? gergin ve di?er tenörleri a??r? derecede k?skanan biriydi ve bu sinirli k?skançl???n? ço?kun bir s?cakkanl?l?kla gizliyordu. ?nsanlar?n konserin onun için ne kadar çetin bir s?nav oldu?unu bilmelerini sa?lamak ho?una gidiyordu. Bu yüzden Bay Duggan?? gördü?ünde yan?na gidip ona ?öyle dedi: ?Sen de dahil misin??
  ?Evet? dedi Bay Duggan.
  Bay Bell, ayn? dertten muzdarip arkada??n?n elini gülerek tuttu ve ?Tokala?al?m? dedi.
  Bayan Kearney bu iki genç adam?n yan?ndan geçti ve salona bakabilmek için perdenin kenar?na ilerledi. Koltuklar h?zla doluyor ve oditoryumdan ho? sesler yükseliyordu. Bayan Kearney geri geldi ve e?i ile özel bir konu?ma yapt?. Konu?malar? besbelli, ayaküstü milliyetçi arkada?? kontralto Bayan Healy ile laflayan Kathleen hakk?ndayd? zira ikisi de s?k s?k gözucuyla ona bak?yorlard?. Kim oldu?u meçhul, solgun yüzlü bir kad?n odaya girdi. Kad?nlar hevesli gözlerle zay?f bir bedene gerilmi? gibi duran soluk mavi elbiseyi takip ettiler. Birisi onun soprano Madam Glynn oldu?unu söyledi.
  ?Onu nerden bulup ç?kard?klar?n? merak ediyorum? dedi Kathleen Bayan Healy?e. ?Daha önce onun hakk?nda hiçbir ?ey duymad???ma eminim.?
  Bayan Healy gülümsemek durumunda kald?. O esnada Bay Holohan topallayarak içeri girdi ve iki genç han?m ona bu meçhul kad?n?n kim oldu?unu sordular.. Bay Holohan onun Londra?dan Madam Glynn oldu?unu söyledi. Madam Glynn zaman zaman yön de?i?tiren ürkek bak??lar? ve elinde s?k? s?k? tuttu?u nota rulolar?yla odan?n bir kö?esinde yerini ald?.  Gölge kad?n?n rengi uçmu? elbisesini s???na??na alsa da intikam?n? köprücük kemi?inin üstündeki ufac?k çukura vurarak alm??t?. Salondan gelen sesler yükselmi?ti. Birinci tenör ve bariton beraber geldiler. ?kisi de güzel giyinmi?ler ve tombuldular, hallerinden memnunlard? ve beraberlerinde toplulu?a bir nebze zenginlik getirmi?lerdi.
  Bayan Kearney k?z?n? onlar?n yan?na götürdü ve tatl? tatl? konu?maya ba?lad?. Onlarla aras?n? iyi tutmak istiyordu ama nazik olmak için çaba sarfederken bir yandan gözleri Bay Holohan??n aksak, düzenbaz ad?mlar?n? izliyordu. Eline geçen ilk f?rsatta, müsaade istedi ve onun pe?inden gitti.
  ?Bay Holohan, sizinle biraz konu?mak istiyorum? dedi.
Beraberce koridorun tenha, sakin bir bölümüne yürüdüler. Bayan Kearney k?z?n?n ödemesinin ne zaman yap?laca??n? sordu. Bay Holohan bu konunun Bay Fitzpatrick?in sorumlulu?unda oldu?unu söyledi. Bayan Kearney Bay Fitzpatrick hakk?nda bir ?ey bilmedi?ini, bunun kendini ilgilendirmedi?ini söyledi. K?z? sekiz guena almak üzere bir sözle?me imzalam??t? ve ödemesi yap?lmal?yd?. Bay Holohan bu durumun kendisinin meselesi olmad???n? söyledi.
  ?Neden sizin meseleniz olmuyormu??? diye sordu Bayan Kearney. Sözle?meyi getiren bizzat siz de?il miydiniz? Her neyse, bu sizin meseleniz de?ilse de benim meselem ve halletmeyi dü?ünüyorum.?
  ?Bay Fitzpatrick ile görü?seniz daha iyi olur? dedi Bay Holohan so?uk bir tonda.
  ?Ben Bay Fitzpatrick?i tan?m?yorum? diye tekrarlad? Bayan Kearney . ?Bir sözle?mem var ve buna uyulmas?n? sa?lamak niyetindeyim.?
  Soyunma odas?na geri geldi?inde yanaklar? hafiften k?zarm??t?. Odan?n içi hareketliydi. D??ar?ya göre giyinmi? iki adam ?öminenin etraf?na kurulmu? Bayan Healy ve baritonla s?cak bir sohbete dalm??lard?. Bunlar Hür Adam?dan bir bay ile Bay O?Madden Burke idiler. Hür Adam mensubu Mansion House?ta bir Amerikan papaz taraf?ndan verilen vaaz? rapor etmesi gerekti?i için konsere kalamayaca??n? söylemek için gelmi?ti. Yaz?y? onun ad?na Hür Adam ofisine b?rakmalar? gerekti?ini ve kendisinin gerisini halledece?ini söyledi. Dikkatli tav?rlar? ve inand?r?c? bir ses tonu olan gri saçl? bir adamd?. Elinde sönmü? bir puro tutuyor ve duman?n aromas? adam?n etraf?nda süzülüyordu. Bir an daha durmak gibi bir niyeti yoku zira konserler ve san?atkarlar onu oldukça s?k?yordu ama yine de ?ömine raf?na yaslanm?? ?ekilde durmaya devam etti. Bayan Healy tam önünde duruyor, konu?up gülüyordu. Bu s?cak tav?rlar?n sebebini sorgulamay? ak?l edecek kadar olgun ama an?n tad?n? ç?karmaya çal??acak kadar da genç ruhluydu. Vücudunun s?cakl???, kokusu ve rengi duyular?na hitap ediyordu. Hemen a?a??s?nda inip kalkan gö?üslerin bu kez kendisi için inip kalkt???n?n ve o gülücüklerin, kokunun, davetkar bak??lar?n onun hediyesi oldu?unun keyifle fark?ndayd?. Daha fazla kalamayaca?? an geldi?inde kad?n? pi?manl?kla orada b?rakt?.
  ?O?Madden Burke notu yazacak? diye aç?klad? Bay Holohan?a, ?Ve ben de ilgilenece?im.?
  ?Çok te?ekkürler, Bay Hendrick? dedi Bay Holohan. ?Halledece?inizi biliyorum, peki ?imdi gitmeden içecek bir ?eyler almaz m?s?n?z??
  ??tiraz etmem do?rusu? dedi Bay Hendrick.
  ?ki adam dolambaçl? koridorlardan geçip karanl?k bir merdiveni ç?kt?ktan sonra görevlilerden birinin birkaç beyefendi için ?i?eleri açt??? kuytu bir odaya geldiler. Bu beylerden biri oday? içgüdüleri ile buluveren Bay O?Madden Burke idi. Rahats?zl?k veren vücudunu dinlendirece?i zamanlarda büyük, ipek bir ?emsiyeye yaslayan, nazik, ya?? geçkin bir adamd?. Tumturakl?, bat?l? ismi ise maddi problemlerini yaslad??? manevi ?emsiyesiydi. Çok sayg?n biriydi.
  Bay Holohan, Hür Adamdan gelen beyefendiyi e?lendirirken Bayan Kearney kocas?yla o kadar hararetli konu?uyordu ki, kocas? ondan sesini alçaltmas?n? istemek durumunda kalm??t?. Soyunma odas?ndaki di?er insanlar?n sohbetleri yapmac?kt?. ?lk s?ran?n sahibi Bay Bell notalar?yla haz?rda bekliyor ama akompanistten i?aret gelmiyordu. Belli ki ters giden bir ?eyler vard?. Bayan Kearney k?z?n?n kula??na bast?r?lm?? bir ?iddetle bir ?eyler söylerken Bay Kearney do?rudan önüne bak?yor ve sakal?n? s?vazl?yordu. Salondan cesaretlendirici alk?? ve yere vurulan ayaklar?n sesleri geliyordu. Birinci tenör, bariton ve Bayan Healy uyu?mu? bir ?ekilde; lakin Bay Bell ise, izleyicilerin kendisinin gecikti?ini dü?ünece?inden korkarak tela?l? ve gergince ayakta bekliyorlard?.
  Bay Holohan ve Bay O?Madden Burke odaya girdiler. Bay Holohan sessizli?i hemen fark etti. Bayan Kearney?in yan?na gidip onunla ciddi bir ifadeyle konu?maya ba?lad?. Onlar konu?urken salondaki sesler de gitgide yükseliyordu. Bay Holohan k?zarm?? ve çok heyecanlanm??t?. Ak?c? bir ?ekilde bir ?eyler söylüyor ama Bayan Kearney aral?klarla kendisini ?Sahneye ç?kmayacak. Sekiz guenas?n? ödemek zorundas?n?z? diyerek tersliyordu.
  Bay Holohan umutsuzca alk??layan, tepinen salonu i?aret etti. Bay Kearney ve Kathleen?e yöneldi. Ama Bay Kearney sakal?n? s?vazlamaya devam ediyor, Kathleen ise yeni ayakkab?lar?n?n ucunu oynat?p yere bak?yordu; bu onun suçu de?ildi. Bayan Kearney tekrarlad?: ?Paras?n? almadan sahneye ç?kmayacak.?
  H?zl? bir münaka?adan sonra, Bay Holohan topallayarak aceleyle d??ar? ç?kt?. Oda sessizdi. Odadaki sessizli?in gerginli?i art?k ac? verir hale geldi?inde Bayan Healy baritona dönerek: ?Bu hafta Bayan Pat Campbell?? görebildiniz mi?? dedi.
  Bariton kad?n? görmemi?ti ama duydu?u kadar?yla o gayet iyiydi. Sohbet daha ileri gidemedi. Birinci tenör ba??n? e?ip belini saran alt?n zincirin halkalar?n? saymaya ba?lad?; bir yandan da gülümseyip ön sinüsteki etkiyi görebilmek için rasgele notalar m?r?ldan?yordu. Arada s?rada herkes Bayan Kearney?e bak?yordu.
  Bay Fitzpatrick, nefes nefese kalm?? Bay Holohan??n önünden odaya dald???nda oditoryumdaki sesler de pat?rt?ya dönü?mü?tü bile. Salondaki alk??lar ve tepinmeler ?sl?klarla bölünüyordu. Bay Fitzpatrick elinde birkaç banknot tutuyordu. Bayan Kearney?in eline dört tanesini sayarak koydu ve di?er yar?s?n? gösterinin aras?nda alaca??n? söyledi. Bayan Kearney ?Bu dört ?ilin eksik? dedi.
  Lakin Kathleen eteklerini toplam??t? bile ve kavak a?ac? gibi titreyen, ilk s?ran?n sahibine ?Bay Bell? diyerek i?aret etti. ?ark?c? ve akompanist birlikte ç?kt?lar. Salondaki gürültü kesildi. Birkaç saniyelikbir duraksamadan sonra piyano duyuldu.
  Konseri ilk bölümü Madam Glynn?in parças? hariç gayet ba?ar?l?yd?. Zavall? kad?n Killarney?i çelimsiz, soluk solu?a bir sesle, performans?na zerafet katt???n? dü?ündü?ü modas? geçmi? abart?l? bir tonlama ve telaffuzla söylemi?ti. Kad?n, eski bir kostüm dolab?ndan ç?kar?l?p diriltilmi? gibi görünüyordu ve salonun baya?? kesimi onun yüksek tondaki feryatlar? ile dalga geçiyordu. Ancak birinci tenör ve kontralto gösteriyi yola getirmi?, izleyicileri tatmin etmi?ti. Kathleen ?rlanda na?melerinden cömertçe alk??lanan seçmeler çalm??t?. ?lk bölüm amatör oyunlar sergileyen genç bir kad?n?n heyecan verici, milliyetçi bir ezber sunmas?yla sona erdi. ?lk k?s?m hak etti?i ?ekilde alk?? alm?? ve sona erdi?inde araya ç?kan insanlar memnun olmu?lard?.
  Tüm bunlar olurken soyunma odas? da heyecanl? bir kovan gibiydi. Bir kö?ede Bay Holohan, Bay Fitzpatrick, Bayan Beirne, görevlilerden ikisi, bariton, bas ve Bay O?Madden Burke vard?. Bay O?Madden Burke bunun tan?k oldu?u en utanç verici gösteri oldu?unu söyledi. Bu olayla beraber Bayan Kathleen Kearney?in Dublin?deki müzikal kariyeri sona erdi diye de ekledi. Baritona Bayan Kearney?in davran??? hakk?nda ne dü?ündü?ü soruldu. Pek konu?mak istemedi. Paras?n? alm??t? ve kimseyle kötü olmak istemiyordu. Ancak yine de Bayan Kearney?in di?er san?atkarlar? da dikkate alm?? olmas? gerekti?ini söyledi. Ara geldi?inde görevliler ve sekreterler hararetle ne yap?lmas? gerekti?ini tart???yorlard?.
  ?Bayan Beirn?e kat?l?yorum? dedi Bay O?Madden Burke. ?K?za tek kuru? ödememeli.?
  Odan?n di?er bir kö?esinde ise Bayan Kearney ve kocas?, Bay Bell, Bayan Healy ve milliyetçi k?sm? ezberden okuyan genç han?m vard?. Bayan Kearney Komite?nin kendisine rezilce davrand???n? söylüyordu. S?k?nt?dan da masraftan da kaç?nmam??t? ama i?te kar??l???nda gördü?ü buydu.
  Onlar U?ra?malar? gereken bir k?z çocu?u oldu?unu ve bu yüzden onun hakk?n? yiyebilece?ini dü?ünüyorlard?. Ama Bayan Kearney onlara yan?ld?klar?n? gösterecekti. E?er bir erkek olsayd? ona böyle davranmaya cesaret edemezlerdi. Ama k?z?n?n hakk?n? almas?n? sa?layacakt?: kand?r?lmayacakt?. E?er son kuru?una kadar ödemezlerse Dublin?i inletecekti. Elbette san?atkarlar ad?na üzülmü?tü. Ama ne yapabilirdi ki?  Ona kötü davran?ld???na kat?lan ikinci tenöre yöneldi. Daha sonra da Bayan Healy?e döndü. Asl?nda Bayan Healy di?er gruba kat?lmak isteyordu ama Kathleen çok yak?n arkada?? oldu?u ve Kearneyler onu s?k s?k evlerine davet etti?i için bunu yapmak istemedi.
  ?lk bölüm bitti?i gibi Bay Fitzpatrick ve Bay Holohan Bayan Kearney?in yan?na gitti ve ona kalan dört guenan?n Komite?nin önümüzdeki Sal? yap?lacak toplant?s?ndan sonra ödenece?ini ve ayr?ca e?er k?z? ikinci k?s?m için sahneye ç?kmazsa Komite sözle?meyi bozulmu? sayaca??ndan tek kuru? ödemeyece?ini söylediler.
  ?Ben Komite falan görmüyorum? dedi Bayan Kearney k?zg?nca. ?K?z?m?n bir sözle?mesi var. E?er kalan dört paund eline say?lmaz, sahneye ad?m?n? atmayacak.?
  ?Size hayret ediyorum, Bayan Kearney? dedi Bay Holohan. ?Bize böyle davranaca??z akl?m?n ucundan geçmezdi.?
  ?Peki ya siz bana nas?l davrand?n?z?? diye sordu Bayan Kearney.
  Yüzü sinirden renkten renge girmi?ti ve sanki elleriyle birine sald?racakm?? gibi görünüyordu.
  ?Sizden hakk?m olan? istiyorum? dedi.
  ?Biraz nazik olabilirdiniz? dedi Bay Holohan.
  ?Olmal? m?y?m, hakikaten?…  Ve k?z?ma ödemenin ne zaman yap?laca??n? sordu?um medeni bir cevap alam?yorum.?
  Ba??n? geriye att? ve kibirli bir tonda konu?urak: ?Sekreterle görü?melisiniz. Bu benim meselem de?il. Ben çok iyi biriyim, yok öyle yok böyle, vesaire!?
  ?Sizin bir han?mefendi oldu?unuz dü?ünmü?tüm? dedi Bay Holohan, derhal ondan uzakla?arak.
  O andan sonra Bayan Kearney?in davran??? herkes taraf?ndan ay?pland?: herkes Komite?nin yapt???n? onaylad?. Bayan Kearney sinirden vah?ile?mi? bir ?ekilde kap?da dikiliyor, kocas? ve k?z? ile bir ?eyler tart???rken kar??l?kl? jest ve mimikler sergiliyorlard?. ?kinci bölüm ba?layana dek sekreterlerin ona yakla?aca??n? umarak bekledi. Lakin Bayan Healy bir ya da iki piyano partisyonu çalmay? kibarca kabul etmi?ti. Bayan Kearney bariton ve yeni akompanisti platforma geçebilsinler diye kenara çekilmek zorunda kald?. Bir an için hareketsizce, ta?tan yap?lm?? sinirli bir figür gibi dikildi ve piyanonun ilk notalar? kula??na geldi?inde k?z?n?n mantosunu kap?p kocas?na döndü: ?Bir taksi ça??r!?
  Adam hemen d??ar? ç?kt?. Bayan Kearney mantoyu k?z?na sard??? gibi kocas?n?n pe?inden ç?kt?. Tam kap?dan ç?karken durdu, ve Bay Holohan??n yüzüne kötü bir bak?? atarak:
  ?Henüz seninle i?im bitmedi? dedi.
  ?Ama benim sizinle i?im bitti? dedi Bay Holohan.
  Kathleen uysalca annesini takip etti. Bay Holohan ise sinirden ate?ler ç?karan vücudunu sakinle?tirmek için oday? a?a?? yukar? ar??nlamaya ba?lad?.
  ???te kibar bir kad?n!? dedi. ?Oh, ne kadar kibar bir kad?n!?
  ?Do?ru olan? yapt?n, Holohan? dedi Bay O?Madden Burke,  dengesini sa?lamak için ?emsiyesine yaslan?p, onaylarken.


JAMES JOYCE 1914 / ÇEV?REN Y. Melih Özy?lmaz
* Eire Abu Society: ?rlanda Abu Toplulu?u (Dönemin ?rlandas?na ait ?rlanda milliyetçili?i ve kültürünü temel alan bir grup)

 Evet sevgili viskosite.com takipçileri, kah tembellik kah vakitsizlik yüzünden uzun aral?klarda öksüz koydu?umuz masam?zda tekrardan beraberiz. Beraber gibiyiz. Zira ?imdi sizlere k?sa bir “haftay? güzel geçirme” k?lavuzu sunaca??m. Bu k?lavuzu ilerleyen yaz?larda madde madde de?erek s?k?nt?lar?n?z? alaca??m tabi. ?imdilik kom?u teyzenin satt??? bilmemne firmas?n?n e?antiyon tek kullan?ml?k parfüm örne?i ya da kampüs ç?k??? da??t?lan tek kullan?ml?k pakette yeni bir saç kremi tad? b?rak?yorum. ?çerikte hem ramazan ay? takipçilerine hem de di?er yolu tercih edenlere k?lavuz sunuyorum, çemkirmeyin.

Pazar:

Bugün geç kalk?n. Kahvalt? esnas?nda ya da otururken magazin programlar?na göz gezdirin. Gazetenin erotik hatlar?n reklamlar? dahil her sat?r?n? okuyun, hatmedin. Evde oturun, PS2 oynay?n. Varsa u?urlad???n?z sevgilinizle ve dostlar?n?zla, yoksa sadece dostlar?n?z ve arkada?lar?n?zla, telefon ve di?er haberle?me araçlar?n? kullanarak haberle?in. Ak?ama do?ru küp küp kesilmi? tavuk ve patates püresi yapacaks?n?z bu yüzden bugün d??ar? sadece al??veri? için ç?k?n. Yemek yap?n, tüketin, televizyon izleyin ve erken yat?n.

Pazartesi:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. ??, okul gibi. Gelmeden bir müzik markete u?ray?n ve ?ebnem Ferah‘?n ?stanbul Symphony Project ile verdi?i Bostanc? konserinin DVDsini sat?n al?n. Eve gelin, oyalan?n ve ak?am her ?ey sakinle?ti?inde ara vermeden bu DVDyi iki kez izleyin.

Günün ?eysi: Megavizyon

Sal?:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Ak?am arkada?lar?n?zla bulu?acaks?n?z o yüzden bunu gündüz vaktinden ayarlay?n. ?stiklal’e ç?k?n, Beste Sokaktaki Beyo?lu Ocakba??‘na gidin. Dertle?in, gülün, güldürün. Birbirinizi bitirin. Sevgiliniz yan?n?zdaysa -ki olmal?- birbirinizi bitirmeyebilirsiniz. D??ar?da oturun, yeni rak? için, börek ve haydariyi özellikle sipari? edin. Saat geceyar?s?na gelmeden balkaba??n?z? parketti?iniz yerden al?n, eve dönün.

Günün ?eysi: (iftar yapacaklar için) Revan Restaurant - 212 243 65 65

Çar?amba:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Biz Murat’la müzik yapar?z ama. Bu gece Yemeksepeti.com ve Douglas Coupland gecesi olacak. Önce pizza, sonra Hey, Nostradamus! daha sonra internetle sözlük ve gecenin sonunda kula??n?zda müzik çalan herhangi bir alet, aç?k b?rak?lm?? bilgisayar ya da bir müzik seti menzili dahilinde, Ion ve Genius Loves Company e?li?inde uyku. Sakinlik.

Günün ?eysi: http://www.itusozluk.com ve tercihe ba?l? olarak Askoroz Meyhanesi.

Per?embe:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Bugün eve dönmeden Leman, Penguen ve Uykusuz al?n. ?stiklal’deki ?stavrit‘e gidip ikinci kat ön k?sma oturun, double espresso söyleyin. Gelen espresso, küçücük espresso fincan?n?n dibinde bile bir iki damla kadar yer kaplad???ndan biraz sitemkar bak??larla etraf? süzün. Ortamda kesin bir Herald Tribune göreceksiniz, yoksa sat?n al?n bir ko?u kar??dan. Sitemkar tavr?n?z? ?ngiliz beyefendisi ayaklar?yla The End User adl?, beyinsiz teknoloji kullan?c?s?na yard?mc? olma kö?esini okuyarak taçland?r?n. Hesab? ödeyin, eve dönerken kestane al?n, eve gelmeden bitirin. Fazladan çöp ç?karmay?n eve, kese mese.  Eve var?nca internetten bahis oynay?n, ald???n?z dergileri okuyun, giri girin ve ?u adrese bir göz at?n:

http://minddistortionsystem.blogspot.com/ çünkü bu adres günün ?eysi.

Cuma:

Ay sonunda para kazanmak ya da ileride para kazanabilmek için yapman?z gerekenleri yap?n. Ço?unluk için son i? günü. Galata köprüsünün alt? en iyi tercih olacakt?r. Galatelia‘ya gidin, d??ar?da oturun. Çalg?c?lara ?ark? ba?? on ytlyi geçmeyecek kadar bah?i? verin, bal?k yiyecekseniz kesinlikle levrek sipari? edin, “zeytinya?l? zeytin ezmesi”ne ayr?ca dikkat edin. ?yotlu anasonlu geceyi saat onikiden evel noktalay?n. Eve gidince internete girin (The Crims art?k cep telefonuyla kredi sat?yormu?) “koca hafta geçti viskosite’ye bir ?ey yazm??lar m? bu öküzler?” diyerek göz at?n.

Günün ?eysi: http://dissidentway.blogspot.com/

Cumartesi:

En  ?ahane gün. Bu sabah Arnavutköy Belediye Tesislerinde kahvalt? ediyorsunuz. Kalabal?k da olur, çift de olur. Saat üçe do?ru eve yollan?yoruz ve ?ahane DVDlerden birini izliyoruz. Dinlenme ve tembellik üzerine in?a etti?imiz krall???m?z?n sonu saat dokuza do?ru geliyor. Zira bu ak?am Balans Brau gecesi, gidilip dans edilecek. Karamel, white veya votka martini tad?l?yor, Donna Summer, Stevie Wonder ve Gloria Gaynor e?li?inde dans ediliyor, yorgunluktan ölünüyor. Ama haftay? çok güzel noktalad???m?z için sorun yok. Tercihen sevdicekle, ikinci tercihen (lan?) arkada?larla evinize hareketleniyorsunuz. Gerisi bilindik ?eyler.

Günün ?eysi: City Beats

 ****

 ?imdilik böyle, bu 7 günün aktivitelerini önümüzdeki 7 yaz?mda tan?tmaya çal??aca??m. Mahir kisses you.

“I have decided that Planetary Confinement is to be my departing Antimatter
album. this is for my own personal reasons, (per·son·al - adj. concerning aled
particular person and his or her private business, interests, or activities;
intimate: “I have something personal to tell you”), and nothing to do with
anyone else. feel free to gossip and start rumours though, it will help us
sell more cds and that.
Good luck to Mick, and thanks to the many people who have helped and
supported us for the past seven years. I’m moving on with a new project
Ion’

 2005 y?l? Antimatter ve dinleyicilerine bu aç?klamayla pek iyi gelmemi?ti. Grubun kurucusu, eski Anathema basç?s? Duncan Patterson, müzik hayat?nda senelerdir ba??na geldi?i gibi ne zaman bir projesinde rahata erse, oradan ayr?l?yordu. Ço?unluk Antimatter’?n yola devam etmeyece?ini dü?ünse de 2005 sonbahar?na girilirken Mick Moss eski günlerini mumla arayan Anathema eleman? Danny Cavanagh‘la beraber stüdyoya gireceklerini ve Leaving Eden‘? kaydedeceklerini aç?klad?. Danny daha önce de Antimatter’?n baz? konserlerinde gruba klavye çalm??, hatta Anathema’n?n A Natural Disaster albümü öncesi, A Fine Day To Exit‘in de ba?ar?s?zl??? üzerine  Antimatter’a kal?c? olarak geçece?i dedikodusu yay?lm??t?.

Zaman ilerledi. 2006′n?n sonu, 2007′nin ba??na geldi?imizde Mick ve Danny Leaving Eden’? kaydetmi? ve baharda piyasaya sürmü?tü. Benim için de büyük merak konusuydu albümün atmosferi. Zira Duncan Antimatter’?n daha karanl?k ve ambient yönünü olu?turan isimdi. Ve evet, grubun soundu inan?lmaz de?i?mi?ti bu albümde. Ama bu kadar radikal bir de?i?im Danny taraf?ndan o kadar iyi yo?urulmu?tu ki trip hop esintilerinin yerini alan gitar sololar?na ve ba?tan a?a?? de?i?ik bir albüme ra?men dinledi?inizin Antimatter oldu?unu hala rahatça farkedebiliyordunuz.

Albümün ?ark? içeri?ini ?öyle listeleyelim:

1. redemption
2. another face in a window
3. ghosts
4. the freak show
5. landlocked
6. conspire
7. leaving eden
8. the immaculate misconception
9. fighting for a lost cause

Dikkat edilmesi gereken ?ark?lar? s?ralamak gerekirse, ki gerekir, buna ku?kusuz albümün aç?l?? parças? olan Redemption’dan ba?lamak laz?m. Antimatter’?n genelde yapt??? gibi bu giri? ?ark?s? bir önceki albümden hat?rlanabilecek bir arpej ile aç?l?yor. “I’ve walked on thin ice just to feel mystified” diye m?r?ldanabilirsiniz sanki Everything you Know is Wrong çal?yormu? gibi. ?ark? Mick’in vurucu vokalleri ile ba?lay?p Danny’nin Eternity-Alternative 4 vari sololar? ile etkileyici ?ekilde sona eriyor.

Hemen kendine ba?layan bir ?ark? Ghosts ise listenin üçüncü s?ras?nda. Yeni bir Angelic mi geliyordu, acaba m?yd? derken rahatlat?c? bir ?ark? hemen dizlerimizin ba??n? çözüyor. Senelerdir herkes söyler, yak?nda Gül?en’den bile duymay? bekledi?im bir aç?klamad?r; “Pink Floyd, Yes ve The Who’dan çok etkilendik!”. ??te Roy Harper ve Roger Waters ikilisi taraf?ndan vakti zaman?nda onurland?r?lan Anathema’n?n gitaristi bu aç?klamay? havada b?rakmayan öyle leziz bir solo yazm?? ki, kendinizi Floyd dinliyor gibi hissediyorsunuz. Özetle düzenlemesi ve Floydian solosu ile çok iyi bir ?ark? Ghosts.

Albüme ismini veren Leaving Eden, beklenildi?i üzere çok güçlü bir ?ark?. Efektli vokaller ve sert sözleri ile hemen dikkat çeken ?ark? adeta bir The Last Laugh etkisi yaratabilmekte. Giderek sertle?en ?ark? distortion ve sololarla sona ererken Danny bunlar? son iki albümde Anathema’da niye ve nas?l yapamad? demekten kendimi alamad?m.

?imdi gelelim on numaraya. Nas?l tarif edilir bilemiyorum ama bugüne kadar dinledi?im onca eser içinde iki adet enstrümental, piyano partisyonlu ?ark? beni benden alm??t?r buras? kesin. Biri Pain of Salvation ?aheseri Pluvius Aestivus iken di?eri de tam olarak bir resital diyebilece?im The Immaculate Misconseption. Herhangi bir grubun bunun kadar kaliteli, etkileyici ve ?a??rt?c? bir eser ortaya koymas?n?n çok zor oldu?unu biliyorum ve albümü internetten sipari? edin, Akmar’da aray?n ama ne yap?p edin orjinalinden güzel bir ses sistemi e?li?inde dinleyin bu ?ark?y? diyorum.

Özetle, Antimatter’?n Duncans?z ve Dannyli ilk, nihayetinde dördüncü stüdyo albümü Leaving Eden, kesinlikle al?nas?, koleksiyona kat?las? ve uzun y?llar dinlenilesi bir ?aheser.

9/10 ket?l manst?r

?ekil 1a.?da görüldü?ü üzere Avrupa görmü?, medeniyette okumu? aman efendim ö?len yemeklerinde ?arap içmi? bir insan olmama ra?men hala adam gibi ba?l?k yazmay? ö?renememi? durumday?m. Do?al olarak her eli kalem tutan insan?n tak?ld??? anlarda yapt??? üzere eski defterleri aç?yorum ve tabiri caizse ?cepten yiyorum?. Takdir edersiniz ki ?geziYORUM? ?eklinde gelmi? geçmi? en ezik ba?l??? atmak da bana yak??maz.

Barselonaya gittik. Gördük. Elimiz cebimizde etrafta öyle aptallar gibi dola?t?k. Sonra pa?a pa?a evimize döndük. Hay allah. Evim dediysem yanl?? anlamay?n. ?talya?da ya??yorum da ben. Eheh. (Ah! Abi ne vuruyosun?) bu arada bu yaz? gerçekten bir fiyasko olabilir ve palanthaser kesip biçip hatta en ba?tan yazabilir. Site onun de?il mi karde?im çok da umrum.

?talya gezisi yaz?s?n? okuyanlar?n gözünden kaçmayaca?? üzere ben yine turistik bir olaya pek giremedim. Ordan burdan duvar foto?raflar? gösterip, harcad???m avrolarca paradan bahsedece?im.Parça parça anlatma kolayl???ndan yine faydalanal?m ve önce ?ehir ile ilgili genel bilgi, ard?ndan turistik olanaklar, ard?ndan da ?ehrin ruhundan, ki?isel izlenimlerden falan bahsedelim. Yeter bu kadar giri?. Uçurtma yaz?ya ba?lad?. Aydur:

Barselona?ya ucuz uçu? yapan ?irketler Girona denen havaliman?na ini? yap?yorlar ve bu mekan ?stanbul-Sabiha Gökçen tad?nda bir havay? ya?at?yor ilk ba?ta. Yaln?z ne gariptir bir saat boyunca durmadan gidiyorsunuz bir köprü geçmiyorsunuz. K?ta da de?i?mek bilmiyor yahu. Eheh. Neyse. Girona ? Barselona servisleri 12 avroydu içime evlat ac?s? gibi çöktü çünkü uça?a gidi?-geli? 35 avro vermi?tim. Neyse ki bu üzüntüm, barselona s?n?rlar?na girdi?imi bana haber veren ve yüzümde ??ss? ?ss?? ?eklinde bir gülümseye neden olan o me?hur penis misali aynal? binay? görünce geçti gitti. Çok afedersiniz güzelim ?ehrin ortas?na ?baam? diye koymu?lar. Bak?n?z resim 1.resim1

Bu nadide ?ehirin belki de en karakteristik özelli?i en güzel bölgelerinin (?talyanlar ?frazione? diyor) ?L?Eixample? ad? verilen ve sekizgen bloklardan olu?an gayet büyük bir ?ek? bölge ile ayr?lmas?. Genel anlamda yerle?im bu bölgede ve ula??m bizim e-5 kara yolu kadar geni? sokaklar? sayesinde inan?lmaz rahat. Yaln?z ne gariptir ki a?m?? metro sisteminin varl??? karayolunu unutturuyor.

?lk bak??ta Barselona bir san?at, bir est?etik, bir ?negzel yer lan?, ?ehri. Özellikle ?ehirle art?k özde?le?mi? mimar Gaudi?nin eserleri görmeye de?er. ?ehrin dört bir yan?nda adam?n eme?i var. Ha bu arada konu de?i?meden haz?r mimarideyken söyleyelim, 1900?lerin ba??nda bu bölgeleri birbirinden ay?rma fikri ortaya at?lm??. Ay?rma de?ilde daha çok bir, ?yükünü alma,yeni bir yerle?im bölgesi yaratma? fikri. Yani as?l tarihi bölge olan Catalunya yahut benim en çok sevdi?im bölge olan Gràcia baya bi önceleri de orada imi?. Gaudi?nin eserleri hem Eixample?de hem bu eski bölgelerde görülebiliyor. Tüm bu ?ammmaaan, moderniizzmm, awww ne gadderr modereeniz laaan? seslerinin aras?ndan ç?k?p akl?ma kaz?nan ?ey ?u oldu: Barselona asl?nda ciddi anlamda kas?nt? bir ?ehir. Barselona bir Fatih Terim bence. Iyi, güzel, eyvallah? Ama ne bu poz be abi.

Etrafta ?spanyolca yahut Katalanca?dan çok ?ngilizce ve Frans?zca duydum. ?eyh uçmaz müritleri uçurur derler ya. Öyle. Turist kayn?yor y?l?n her zaman?.

Gece hayat? inan?lmaz. ?Sabah?n ilk ???klar?na kadar? insanlar ç?lg?nlar gibi z?pl?yor, dans ediyor, e?leniyor.

-Hello Emili. Hav maç iz yort sikört?

-Get d? fak oudda may fays! (briti? eks?nt yapt? bac?m)

-Ee, diyor ki, istersen daha pahal?lar? var evimde gösterebilirim. Hahah te?ekkür ediyoruz emiliye. Feridun ne dedi lan? (Haah, ?imdi oldum iyice)
Sokaklarda yürürken bu kent, bana huzurlu hissettirdi kendimi. S?radan bir avrupa ?ehrinde (valla ben de filmlerden biliyorum) görebildiklerimizin yan?nda bir?eyler daha var burada. Mesela Paris?le yolda kar??la?sa Barselona tüm o Picasso müzesini, Salvador Dali?sini bi kenara b?rak?p bi omuz koyar Paris?e, Paris dönüp de bakamaz bile. Anlatabildim mi?

Gezilmeye de?er yerleri yazal?m geçelim, hala bir turist olamad?m ama siz viskosite okuyucular? için prensiplerimden taviz veriyorum bak:

La Sagrada Familia (bkz. resim2): Hayat?mda gördü?üm en muhte?em yap?. Gaudi taraf?ndan tasarlanm??. 2012?de in?aas? bitecek. 30 senelik bir in?aa a?amas? olacakm??. Onlarca sanatç?ya, filme vesaireye ilham kayna?? olmu? bir yap? bu. Hergün ortalama dörtbin (4000) ki?i taraf?ndan ziyaret ediliyor.(oha)

Casa Batlló: Bu asl?nda sadece bir ev. Yine Gaudi?nin bir eseri. Yaln?z çat?s?n?n bir ejderha s?rt? oldu?unu söylersem san?r?m bir fikir olu?turabilirim. Benim evimin çat?s?nda izocam var, adam ejderha s?rt? yapm??. Bi?ey demiyorum.

Ciutat Vella: Bu bölge komple sanat ve hayat ile dolup ta?an bir yer. ??ehrin kalbi? deniyor bir bak?ma.üç bölgeye ayr?l?yor:

Gotik Çeyrek: Bu bölgede Ortaça?a ait Katedral, Rei saray? görmeye de?er binalardan.

La Ribera: Picasso?nun deli bak??lar?n? sürekli üzerinizde hissedebildi?iniz ola?anüstü müze, Barcelona?n?n en güzel gotik kilisesi olan Santa Maria del Mar göze çarpan iki turistik yer. (Yaln?z popülizm yap?cam diye iyice maymun oldum. Bitse de gitsek ?u turistik bölüm)

La Rambla ve El raval: Buras? Barselona?n?n ?stiklal Caddesi. ??te tam buraya geldi?imde anlad?m ?stanbul?un dünyan?n en gral ?ehri oldu?unu. Aç?k aç?k söylüyorum: T?rt, T?rt, t?rt. Bu kadar iyi pazarlanan bir t?rtl?k görmedim ömrü hayat?mda. Bi de Grup Laçin var i?te. O kadar. ?nsanlar bir a?a?? bir yukar? yürüyor, sokak müzisyenleri, tiyatrocular?, ressamlar falan. Hay?r darac?k k?sac?k bi yol, insanlar deliriyor ?Ay ramblaya gidelim, zenci gelmi? rambla?ya? diye. La havle.

Bu kadar geyikten sonra postmodern bir ayk?r?l?k yap?yorum ve yaz?n?n içine Barselona?da yürümekten yoruldu?umda, kenara oturup not defterime yazd?klar?m? koyuveriyorum:

? ?Durmadan yürüyorum. Barselona?n?n o sekizgenlerden olu?an tipsiz bölgesinden uzaktay?m. Burada güvercinler daha bir sakin, binalar daha müzik dolu. Katedralin yan?ndan geçiyorum. Hafif bir gitar sesi. Etraf? sokaklar ile ku?at?lm?? bu meydandan tek ç?k?? gökyüzü gibi. Benim etraf?m? saran sokaklarsa müzikten yap?lm?? sanki. Att???m her ad?m, içimde sevmedi?im her varl?ktan yahut yokluktan uzakla?t?r?yor beni.

Birkaç saat önce ya?an ya?murdan geriye kalan sadece boz bir gökyüzü. Yerdeki sigara izmaritleri ve var ile yok aras? çamur bana dükkanlarda bedavaya verseler almayaca??m bo?a resimli onlarca e?yadan daha parlak daha ???l ???l geliyor. Güvercinler etrafta dola??yor. ?nsanlar onlar? görmeden ve sadece ?ans eseri onlara basmadan geçip gidiyorlar. ?nsanlar yürüyorlar ve asl?nda tek yapt?klar? da bu.

?Komik. Bir ispanyol gitar?na ad?mlar?mla e?lik ettikten sonra oturdu?um yere bak. Bir türk dönercisi. Kürkçü dükkan?. Candan Erçetin. Peh. Bir de bununla ilgili gezi yaz?s? yaz?caz sözde??

Barselona bana bu yaz?dan ç?kar?labilece?i üzere belli miktarda bir melankoli ya?att?. Yaln?z, ertesi gün güne? aç?nca kendimi büyük bir parkta hippilerle gitar, tamtam, dijirudu gibi aletlerle jam session yaparken buldum. Ehe ehe diye yavu?ak yavu?ak gülüyordum.kolomb

Güzel memleket. Ne?eli insanlar. Temiz çevre. Falan f?st?k. Sorun ne biliyor musunuz? ?stanbul?dan sonra insan hep eksik hissediyor kendini. Nas?l desem, mesela Uma Thurman?la yatt?ktan sonra bana Paris Hilton?u getirmi?ler gibi. (Naapt?m lan)

Neyse annem, bu gezi yaz?s? da böyle darmada??n paramparça bi?ey oldu. Umar?m zevkle okuyabilmi?sinizdir. Bu aralar konsantrasyonda problem ya??yorum. Gezilmesi gereken bir kaç ?ehirden biri Barselona. Elinde martinisiyle ?Ahaha, ?ekerim geç barok dönem eserlerinden ald???m tad? hiçbir Mozart ezgisinden alam?yorum? tribinde bir insansan?z güzel. Hayattaki en büyük zevklerinizden biri bir vapurun arkas?na görünmez iplerle mart? ba?lamaksa sizi açmayabilir. Beni açmad?. Bitti, da??l?n.

Not: Bu arada kesin sorulacakt?r: ?spanyol k?zlar? da teklif etmiyor.(iyice sap kald?k, badak olduk mk.) Bir ay sonra ?rlanda?dan geli?melerle tekrar beraber olaca??z. Ho?çakal?n, esen kal?n. Tabana kuvvet.

 Bildi?imiz gibi komedi filmlerinin ünlü yüzü Jim Carrey bir süredir ciddi i?ler yap?yor. Eternal Sunshine of the Spotless Mind ile herkese yetene?ini gösteren ve sadece bir komedi oyuncusu olmad???n? vurgulayan Jim Carrey’nin de?i?en kariyerinin son ürünü i?te bu film.

konusunu ?öyle özetleyebiliriz:

walter sparrow i?inde gücünde, mutlu bir aile ya?ant?s? olan bir adamd?r. bir gün üstüste gelen rastlant?lar eseri kar?s? ona do?umgününde the number 23 isimli bir kitap arma?an eder. kitap walter’da bir saplant? haline gelir. kitab?n hayat?n? anlatt???n? dü?ünen walter çileden ç?kar, aile ya?am? bozulur vs. daha sonra olaylar geli?ir…

filmde en çok öne ç?kan jim carrey oldu?u için ondan bahsederek ba?lamak do?al olacakt?r.

jim carrey bence oyunculuk konusunda performans?n? artt?rarak ilerliyor. spoiler vermek gibi olmas?n, iki (belki de üç?) farkl? karakteri canland?ran jim carrey hepsini de hakk?n? vererek oynuyor. oynad??? rollerin mimik kullan?m?n?n öne ç?kt???, ?izofren-obsesif türü (deli i?te ne diyeyim) roller olmas? ve jim carrey’nin bir mimik ustas? olmas? sebebiyle bu filmin oyunculu?unu geli?tirdi?ine bir kan?t olu?turmad??? iddia edilebilir. ne var ki bu, bence, gerçe?i yans?tmayacakt?r; zira jim carrey gerçekten de?i?ti?ini hissettiriyor. hissettirmek kelimesi yerine vurguluyor da diyebiliriz. de?i?iklikten kast?m komedi oyuncusu olarak ün yapan jim carrey’nin ciddi projelerde rol almas? de?il, “her rolün adam?” adam? olmaya do?ru h?zla ilerlemesidir. zira walter sparrow, ne joel barish‘e benziyor, ne de jim carrey’nin önceki komedi filmi karakterlerine; ancak bu farkl? rolün de ayn? ba?ar?yla icra edildi?ini görüyoruz. yani ben görüyorum. genellemek istemem, be?enmeyenler de olmu?tur belki.

jim carrey d???ndaki oyunculardan walter’?n kar?s?n? canland?ran virginia madsen idare eder bir performans göstermi?. keza filmin geri kalan kadrosunun da çok ah?m ?ah?m bir performans göstermedi?ini de belirtmek isterim. laura tallins’i canland?ran rhona mitra biraz öne ç?k?yor gibi bence. sharon stone tad? ald?m oyunculu?undan.

kalan oyuncularla ilgili dikkat çekici bir nokta ise ?u: bir kaç oyuncu farkl? rollerde oynuyor. filme gidenler walter’?n kar?s? agatha ile fabrizzia isimli hatunun ayn? ki?i (virginia madsen) oldu?unu ?a??rarak da olsa farkedeceklerdir. bunun yan?nda danny huston ve lynn collins de film içinde birden çok karakter canland?ran oyuncular. maddi s?k?nt?dan m? yoksa ba?ka bir sebepten mi bu durum, onu bilemedim.

dedi?im gibi film buldu?u bir kitaba ve 23 say?s?na tak?nt?l? bir adam?n(ve çevresindekilerin) hikayesini anlat?yor. buradan uyarmak isterim film kesinlikle “23 say?s?n?n gizemi” üzerine kurulu bir film de?il. her ne kadar günlük ya?ant?m?zdaki bir çok olaylar ile 23 say?s?n?n çok acayip ba?lant?lar? filmde aç?klansa da bu film walter sparrow’un 23 say?s? yüzünden akl?n? kaybedi?ini anlat?yor. yani demek istedi?im ?u: filmden sonra “abi alakas?z alakas?z yerlerden 23 say?s?n? buluyorlar. ne alakas? var biraz daha inand?r?c? olabilirdi.” tarz?nda ele?tiriler yapmay?n, rica ederim. film akl?n? kaybetme noktas?na gelen (…ve belki kaybeden?) bir adam?n hikayesini anlat?yor, 23 say?s?n?n fantastikli?ini ispatlamaya çal??m?yor.

film bitti?inde birçok nokta aç?k kalm?? gibi geliyor insana. yine de üzerinde biraz dü?ündü?ünüzde ço?u ?ey aç?kl??a kavu?uyor. senaryosu gayet güzel olan bir film; ancak izleyicinin al???k oldu?u bir ?ekilde bitmesi, filmin sonunun ço?u ki?i taraf?ndan tahmin edilmesini sa?layabilir. yine de bütün bunlar film bitti?inde ad?n?z?, do?um gününüzü vs. hesaplaman?za engel olmayacakt?r.

özetlemek gerekirse son derece ba?ar?l? bir film. ço?u ki?i ilk yar?s?n?n s?kt???n? belirtiyor; ancak bütünüyle sürükleyici ve ba?ar?l? bir film oldu?unu dü?ünüyorum ben. hiçbir ?ey için de?ilse bile jim carrey için gidilmesi gereken bir film bence. bu arada jim carrey, sözüm sana!

- tek ba??na s?rtlamayaca??n, oyuncu kadrosu biraz daha iyi ve biraz daha ciddi yap?mlarda boy göster. oscar al, jenny abla’ya bir oscar heykelci?i götür.

- saçlara bir ?ekil ver.

giderayak ?eklimi de yapay?m: 23 ->  2/3= 0,666 

http://movies.about.com/od/thenumber23/ig/Number-23-Photos/index.htm

heroes ile ilgili konu?maya ba?lamadan önce bir ?eyi itiraf etmem gerekir, o da ?udur: ben bu diziyi lost‘un verdi?i 12 haftal?k arada izlemeye ba?lad?m. hem de sadece zaman geçsin diye. lakin sonradan ne büyük hata yapt???m? anlam?? oldum.

 heroes, ?u an nbc‘de yay?nlanmakta olan ve insanlardaki genetik de?i?imleri konu alan bir dizidir. genetik de?i?imi ?öyle aç?klamak isterim: tam olarak marvel tarz? bir genetik de?i?im de?il bu. yani “hop, üstüme radyoaktif döküldü. gözlerimden ate? saç?yorum.” gibisinden geli?miyor olaylar. her karakter güçlerini zaman içinde ke?federek, zamanla geli?tiriyor; ancak bu güçlere neden olan ?eyi henüz kimse bilmiyor. siz okuyanlar? a?a??ya almadan önce, “a?a??da yaz?lanlar bütün tad?m? kaç?rd?. ben daha izlemediydim tam.” s?zlanmalar?n? almayaca??ma emin olmak istiyorum bir de.

dizinin etraf?nda döndü?ü belli karakterler var; ama bana kal?rsa karakterler çok özgün. yetenekleri ço?u ki?iye x-men, fantastic 4 ve hatta hulk gibi yerlerden tan?d?k gelebilir; ancak bu yeteneklerin ya?ant?lar üzerindeki etkileri bence gayet güzel yans?t?lm??.

wolverine benzeri bir ?ekilde dokular?n? yenileyebilen amigo k?z claire bennet, görünmez adam claude, otomatikman herkesin güçlerini alabilen peter petrelli, onun uçma yetene?ine sahip olan ancak bu yetene?i belli etmemeye çal??an, kongre aday? abisi nathan petrelli, gelece?in resmini çizebilen isaac mendez, dü?ünce okuyabilen matt parkman, hulk‘? and?ran bir ?ekilde çok güçlü bir alter egosu olan niki sanders, niki’nin duvarlar?n içinden geçebilen kocas? D.L, her türlü elektronik mesajla?may? izleyebilen hana gitelman, esrarengiz katilimiz gabriel sylar ve elbette uzay? ve zaman? kontrol edebilen süper kahraman?m?z hiro nakamura! bunlar en bilindik kahramanlar, dizide mevcut bir çok kahraman daha var.

bütün bu kahramanlar?n d???nda dizinin bir de derin boyutu var. dizide (lost’taki dharma‘y? and?ran) esrarengiz bir ?irket ba?lant?s? mevcut. primatech isimli görünürde ka??t fabrikas? olan, claire’in babas? mr. bennet taraf?ndan yönetilen ?irketin göründü?ünden çok daha de?i?ik oldu?unu anl?yoruz. ço?u karakater bir ?ekilde primatech taraf?ndan takibe al?nm?? durumda. ayr?ca bir de daha tam aç?klanmam?? mr. linderman etkeni var dizide.

buradan yukar?s? dizi ile ilgili le? bir tan?m oldu; zira spoiler oran?n? minimuma indirmek için inan?lmaz kast?m.

diziyle alakal? ilgimi çeken bir di?er nokta ise dizide güçlü bir çizgi roman etkisi olmas?. bilenler bilir, nbc heroes’un yay?nlanan bölümleri ile paralel olarak çizgi romanlar yay?nl?yor. bu ?ekilde dizide anlat?lmayan, üzerinden h?zl? geçilen baz? noktalar? daha iyi anlama f?rsat?n?z oluyor. çok güzel kurgulanm?? ve çizilmi? olan bu çizgi romanlar?n uzunlu?u ise pdf format?nda en fazla 5-6 sayfa. keza hiro’nun dizide s?k? bir çizgi roman fan? olmas?, isaac’?n bir çizgi roman çizeri olmas?, bu ikilinin kaderlerinin çizgi roman noktas?nda kesi?mesi dizideki çizgi roman etkisinin belirgin örnekleri. son bölümde ise (16. bölüm) stan lee, 3-4 saniye gözükerek (otobüs ?oförü rolünde) çizgi roman severlere güzel bir sürprizde bulundu.

dizinin ise bana göre ?öyle bir güzel yan? var: üstün güçlerin, s?radan insanlar?n hayat?nda yaratt??? büyük de??imleri çok güzel aç?kl?yor. niki’nin ba??na gelenler ile sanders ailesinin ya?ad?klar? bu bahsetti?imin dizideki en güzel örne?i. matt parkman’in gücünün aile ya?ant?s?na etkisi, hiro güçlerinin fark?na var?nca süper kahraman olmay? isterken, nathan’?n inatla güçlerini saklamak istemesi gibi örnekler de verilebilir. bunlar diziyi, x-men vari bir çizgi roman havas?ndan kurtar?p, diziye bir dram havas? veriyor.

 popüler olan iki ?eyin kar??la?t?r?lmas? konulu kanuna uyularak lost ile kar??la?t?r?lmaya ba?land? heroes; ancak bunun gereksiz oldu?u görü?ündeyim ben. zira henüz ilk sezonunun 16 bölümü yay?nlanm?? olan bir diziyi, 3. sezonunun 9. bölümü yay?nlanm?? bir dizi ile kar??la?t?rmak çok da adil olmayacakt?r. heroes ile ilgili bu konuda diyebilece?im tek ?ey sadece 16 bölümü yay?nlanm?? bir dizi için çok iyi bir performans sergiledi?i. bunun yan?nda dikkat edenler heroes’da lost’a yap?lan göndermeleri kaç?rmayacaklard?r.

heroes gerek oyuncular?n?n performans? ile (özellikle ali larter), gerekse de senaryosu ve çizgi roman deste?i ile çok özel ve kaliteli bir dizi haline gelmi? durumda ?u an. dilerim, dizi ilerledikçe daha da iyiye gitmesi. umar?m her bölüm yüzlerce gizemli olay yükleyip, izleyenleri s?kmazlar (lost’a bir ta? sall?yoruz).

unutmadan ekleyeyim: dizi amerika’da pazartesi günleri yay?nlan?yor. sal? sabah? ise payla??m programlar?na dü?üyor. mart itibariyle cnbc-e‘de yay?nlanacak diye biliyorum.

Turistli?in hakk?n? veren bir turist olamad?m hiç bir zaman. Çok gezen çok bilir laf?n? da yanl?? bir yerden anlam?? olaca??m ki gecenin bi saatinde kendimi Venedik’in ?arapç?lar?yla geyik muhabbeti yaparken buldum. Bu yüzdendir ki, ?talya’n?n yüzölçümünü, nüfusunu, gelir da??l?m?n?, Floransa’da hangi müzelerde hangi heykellerin oldu?unu, Roma’n?n gece hayat?n? ve vesaireyi buraya yazmak abesle i?tigal olacakt?r. Sizin burada araman?z daha da bir saçma olur çünkü bu bilgileri zaten web üzerinde binlerce sitede bulabilirsiniz. Bu durumda lütfen turistik bir “Asya Tur ile Tatil Yolu” tipi yaz? beklentisi içinde olanlar ya beklentilerini de?i?tirsinler, ya da sa? üst kö?edeki çarp? i?aretine bass?nlar (mouse’un sol tu?u ile).

Aral???n ikinci günü Trento’dan ç?kt?k yola. ?lk dura??m?z Verona’yd?. Bu küçük ?talya ?ehri asl?nda di?erlerine nazaran daha bir oturakl? daha bir kendini bilir gözüktü gözüme. Ufak bir arenas?, yüzlerce ve oldukça pahal? dükkanlar?n bulundu?u sokaklar? d???nda bir de ho? bir köprüyle ba?l? büyük bir kalesi var. Giri? 6 avro oldu?undan tenezzül bile etmedim. “Hmm süpermi? ya” deyip geçtim. Verona, di?er tüm ?talya ?ehirleri gibi kendi mizac? olan bir yer. Biraz kendini be?enmi?, “ben kendi ya??mla kavrulurum” der gibi. Dar sokaklar?nda ço?u ?ngilizce bilen (?talya’da pek nadir bir olayd?r) iyi giyimli, sanki az sonra abonman? ile AKM’ye opera izlemeye gidecek insanlar dola??yor. Sessiz, vakur ve ??k bir yer Verona.

Bu arada, söylemeyi unuttum: Juliette’in hani ?u Romeo’ya gösterip de vermeyen güzeller güzelinin sözde evi de burada. Yaln?z bizim Ayasofya’da hani ba? parma??n konup çevrildi?i ve kutsall???na inan?lan bir deli?imsi mecra var ya, i?te burada o “Juliette’in memesi”. ?nsanlar bu eve gelip avlusundaki Juliette heykelinin yan?na ç?k?p memeyi elliyorlar. Neden? A?k hayatlar? süper olsun diye. Yavrucum demezler mi ki adama: kelin ilac? olsa önce kendi ba??na sürer. Juliette sanki çoluk çocu?a kar??m?? da yetmi?be?inci evlilik y?ldönümünde Romeo’yla sevi?irken kalpten ölmü?Foto?rafta da görece?iniz üzere p?r?l p?r?l olmu? meme hazretleri ellene ellene. Zaten ?talya’n?n turizmden anlamad???n? gördü?üm ilk mekan da buras? olmu?tur. Tam bu heykelin bulundu?u avluda bir “souvenir” tabir ettikleri hat?ra e?yas? dükkan? var. ?lk giriyorsunuz Romeo’lu Juliette’li bardaklar, çanaklar, biraz ilerliyorsunuz, Ferrari bayra??, biraz daha ilerliyorsunuz, Inter Milan formas?. Ben bunu yemem arkada??m burada belirteyim.

Ard?ndan farzd?r diye Venedik’e gittik. Ziyaret etti?im tüm ?ehirler aras?nda en v?c?k v?c?k turizm kokan, en popülist ve en kasvetli ?ehirdi buras?. Fakat gariptir hayat?m?n bir k?sm?n? burada geçirmek için içimde inan?lmaz bir arzu do?du ayr?l?rken. Venedik Santa Lucia tren istasyonun’dan ç?kar ç?kmaz bizi bir heykel kar??lad?. Floransa’da daha sonra görece?imiz, ?sa’n?n ölü bedenini kuca??nda tutan bir Meryem heykeli kopyas?. Yaln?z bu da ne? ?sa’n?n üzerinde bir Amerikan bayra?? örtülü. “Beni örtün” diyen Muhammed de?il miydi yahu? Bir polis memuru bunun 11 eylül kurbanlar? için simgesel bir ?ey oldu?unu anlatt? daha sonra. “Peki Venedik ile ba?lant?s??” dedik. “Yok” dedi. Ko?arak uzakla?t?k.

venedikVenedik’te bir büyük meydan, bir de ?ehrin geri kalan? var turistler için. Tüm ?ehir “Aaa ne acaip? Aaa tekneye taksi yazm??lar? Aaa civciv ç?k?cak ku? ç?k?cak” ?eklinde eblek eblek etrafta dola?an insanlarla dolu. Yerli halk (3-4 tane adam var zaten) içinse olay?n ne kadar t?rt oldu?unu a?z?nda sigaray? tutarak, gözlerini hafif k?sm??, h?zl? hareketlerle, Asos’a tekne yana?t?r?r gibi bir havayla ç?rç?r?n? kenara ba?layan adam? görünce anlad?m.

Sultanahmet’te fesli, s?rmal? yelekli, b?y?kl? adamlar? görünce duydu?um tiksintiyi burada da duydum. Çizgili bir ti?ört, ucundan bir kurdela sarkan gondolcu ?apkalar? ve onlar? giyen, durmadan “gondola..gondola..” diyen adamlar; her yerde sat?lan binlerce, onbinlerce ta? maske, hani ?u Stanley Kubrick filmindekiler gibi, (okuyucunun haf?zas?n? zorlamaya çal??mak), gö?sünde na böyle “ITALY” yazan polarlar ?bu güzel ve bir zamanlar “asil” olan ?ehrin yerle bir olmas?n? arzulatt? bana.

Dar sokaklar?nda yürürken kendimi dü?üncelere dalma arzusunda, uzun ka?mir kaban?n?n yakalar?n? yukar? kald?rm??omuzlar? yukar?da yaln?z yürürken hayal ettim. Yaln?z üzerimdeki anorak buna izin vermedi. Venedik’in tahta panjurlar? rangarenk pencerelerine bakarken, ?ehrin sanki bir anla?ma yapt???n? dü?ündüm bu sat?labilen her ?eyi satmak isteyen insano?luyla. “Sokaklar?ma dokunma. ?stasyonu merkez almak ?art?yla 1 km’lik çaptaki daire senin olsun. Sokaklar?ma dokunma.” Tüm bu yolculuk boyunca bir ?ehri kent yapan ?eyin de sokaklar oldu?unu ilk anlamam? sa?layan Venedik’tir zaten. Karanl?k bast?r?p turistler uyuyunca, ?ehir normal hayat?na devam ediyordu. Vapur - Otobüslerin kalkt??? iskelenin birinde ?arapç?lar oturuyor, ?ark? söylüyorlard?. Bir ?arapç?yla ?talyanca pratik yapacap?m akl?ma gelmezdi aç?kças?. Ama ?arab?n m? yoksa sokakta ya?aman?n m? do?as?ndand?r bilinmez, bir s?cak, bir can insanlard? bunlar. T?pk? ?stanbul gibi. Bize evlerini tan?tmalar? da ayr? güzeldi yaln?z. Sicilya’l? oldu?unu söyleyen bir abimizin kenarda s?zm?? birini gösterip “yatak odas?”, bir varilin üzerindeki ?arab? gösterip “mutfak”, iskelenin en ucuna “balkon” demesi belki de tüm yolculu?un en komik an?s?yd?. En son da tam giderken görünmez bir kap?y? uzaktan kumandayla (çakmak) aç?nca kendimi yere att?m ben.

En güzeli de elimizden po?aça yiyen serçelerdi. Anlayaca??n?z Venedik, gece vardiyas?n? alm?? kendisine ya?amak için. Turistlerden kalan tek zaman? yani.

Venedik’i geçip Bologna’ya geldik. Kendimi ?stanbul’da hissettirdi bana bu ?ehir. ?ans eseri tabii. “Gezip görmeye de?er” damgas? yemi? mekanlar?n d???ndayd? kald???m?z hostel. Demem o ki, ?ehrin kent k?sm?n? görebildik. Sabah sisinde elinde çantalar?yla i?e gidenler, t?kl?m t?kl?m otobüsler ve bu otobüslerde uyuyan ö?renciler, Oldukça büyük bir ?ehir olmas?ndan kaynakl? olacak tad?n? ç?karamad?k bu güzelli?in. Yeterince kaos vard? bu ?ehirde. Bir lazanyaya 7 avro vermem yaln?z so?uttu beni buradan. Ondan sonra zaten sandviçten ba?ka bir?ey yiyemedim. Büyük ?ehirdi, lükstü, ??kt? Bologna ama pek sevemedim zira hava çok so?uktu.

Bologna - Floransa treni en güzeliydi bindi?imiz trenler aras?nda. Bu yüzden olsa gerek, ayr? bir heyecan bir enerji vard? içimizde. ?stasyon’da hemen bizi yakalad?lar turist avc?s? amcalar. A?z? nas?l laf yap?yordu anlatamam. Lan biz hostele gidicektik falan derken adam güzel fiyat verdi giriverdik bir ev-hostele. 4 ki?ilik ev verdi eleman bize ?ehrin göbe?inde. Ben de içimden diyorum ki “Du bakal?m ç?k?cak bi bokluk”. Adam bize evi gösterirken ben (kurnaz istanbulluyum ya!) “Amca s?cak su var di mi yamuk olmas?n” dedim. “Olma m? yi?enim” deyip açt? laboyu hakketten s?cak su vard?. Ulan ben nereden hesaplayay?m lavobodan gelip de banyodan gelmeyece?ini! Velehas?l?, ?lk gecemiz kötüydü Floransa’da. Tek tesellimiz bir noel pazar?nda buldu?umuz s?cak ?arapt?.

Turistlik yapmayaca??z dedik ama ?imdi Sezar’?n hakk?n? Sezar’a vermeli (baaakk ironiye baaak). Floransa inan?lmaz bir ?ehir. Her yerinden güzellik akan bir yer. Sanat, sanat, sanat! Komple tak?m “biz turist de?iliz hac?” tribinde olsak da Floransa’ya gelip de bir Leonardo bir Michalengelo, Donatello bir Rafael (iv?lz?na hep??n) görmeden gitmek olmaz dedik. En büyük müzesi olan “Galleria degli Uffici”ye girdik. Kap?da gözümüzden bir film ?eridi gibi geçti kürt sorunu, az?nl?klar?n haklar?, k?br?s, fener rum patrikhanesi, IMF stand by’lar??Giri?: 11 avro, ?ndirimli giri?: Avrupa Birli?i Vatanda?? olup 18-25 ya? aras? olanlar: 6,50 avro. Kap?daki Alman eleman (üzerine basarak söylüyorum bu konuya Roma’da tekrar gelece?iz) “param?z yok”, “oturma iznimiz var”, “avrupa birli?i vatanda?? haklar?na sahibiz aha bu da anla?ma” çemkirmelerimize ald?rmad? ve 11 avro’yu çat?r çat?r ald? bizden. Ard?ndan kendimden ne kadar tiksindi?imi anlatamam. “Ulan bu ayg?r?n önünde 4,50 avro için bunca ?ebekli?e de?er miydi? Avrupa Birli?i’ne girmek için göt atan bir ulusun evlad? gibi gözükmeye de?er miydi? Bunlar?n birli?inin paras?yla Avrupa’da okuyorum. Belki daha güzel bir ?ey yapar?m kendime ve ülkeye. IMF heyetinin önünde kemküm yapanlardan ne fark?m kald??” dedim. Sonra Leonardo’yu Rafeli, Donatello’yu ve Michalengelo’yu izlerken onlar?n benim için sadece kaplumba?a olduklar? zamanlara dönmek istedim. “M?na kodumun Türkleri, olamayacaks?n?z Lan Avrupal?! Nh?haha! Vermiyorum indirimi!” diyen ve dört çarp? 4,50 avro e?ittir 18 avro için kendinden 20 ya? küçük insanlarla kavga eden adam?n yapt??? mastürbasyonu gördüm bir an için o müzenin duvarlar?nda. Medeniyetin temsilcilerinin zeka seviyelerini de real-time bir simülasyonda görmü? oldum. Genç, toy ve paras?z olmam sonucu girdi?im bu tart??ma benim Avrupa’n?n ve hatta dünya’n?n en güzel ?ehirlerinden birinde güzelli?i de?il politikay? dü?ünmeme neden oldu.

Floransa’da t?pk? Venedik gibi turistik bir yer tabii ki. Fakat ziyaretimizin zaman? nedeniyle pek kalabal?k de?ildi. Hatta geceleri insan yoktu sokaklarda. 2 sokak geçip 4 tane Türk dönerci görmemiz de ayr?ca ho? bir enstantane oldu. I??klar?, köprüleri, pahal?l??? ve Davud’uyla Floransa ilk ayak bast???m andaki “Floransa’day?m laaann!” heyecan?m? tatmin etti aç?kças?. Bir kafesinde oturup bir roman yazmak nasip etsin in?allah. Tabi o kafede oturup o kahveyi ödeyebilecek kadar para da nasip etsin.

Ve tabii assolist Roma. ?ki, üç, dört ve hatta daha fazla Roma var asl?nda onun fark?na vard?k. Tarihi Roma, Ba?kent Roma, illegal Roma, mülteci Roma, i?portac? Roma? Tarihi merkez dahilinde gezerken yollarda yüzlerce mülteci görmek mümkün. Pakistanl?s?ndan Cezayirlisine, Arnavutundan Rusuna binbir çe?it insan. En komikleri de Hintliler. Dünyan?n en i?e yaramayan icatlar?n? sat?yorlar (örnek: içi tala? dolu lastik. M?nc?kl?yosun, ?ekilden ?ekile giriyor).

Tabii ki Roma’d?r sonuç itibariyle Kolezyum bile yeter. Gladiator’de (böyle mi yaz?l?yordu bu?) Comodus’un ?ehre girdi?i kap?y? görmek, ne bileyim o ta?lar?n üstüne bir zamanlar Dünya’n?n en büyük uygarl???n?n yöneticilerinin oturdu?unu dü?ünmek güzel duygular.

Ah, evet. Roma’da ?u Avrupa Birli?i muhabbetinin geçti?i yeri anlatmal?. Kolezyum’a girece?iz. Kasada gördük yine AB vatanda?lar?na indirim. Fakat tek bir fark var kasadaki adam ?talyan. Ö?renci kartlar?m?z? gösterdik ve tek bi kelime etmeden indirimden faydaland?k. Bu hikayeyi burada “bak?n Almanlar oçöçtür, ?talyanlar cand?r” demek için de?il, ?talyanlar?n ne kadar esnek adamlar oldu?unu anlatmak için bu ?ekilde ba?lama ihtiyac? duydum. Bu esneklik tüm ülke hayat?na i?lemi?. Her yerde.

Kafas? f?rçal? Roma askeri k?l???na girmi? ya?l? adamlar “Fotoo, fotoo” diye etrafta geziyor. Sandaletin alt?na çorap giymi? birisi, birisi tayt giymi? yumurtalar? ü?ütmeyeyim korkusuyla. Roma’n?n en çirkin görüntüsü buydu belki de.

Roma bir büyük ?ehirde bulunan tüm sorunlara sahip, ula??m, temizlik, güvenlik vs. vs? Hele arka sokaklara girmeye görün. Bildi?in Tarlaba??’yd? kald???m?z hostelin mevkii. ?talya’n?n en hasta insanlar? Roma’da toplanm??t? sanki. Bir insan manzaras? vereyim ne denyoluklarla kar??la??labiliyor örnek olsun. Metro’da Roma’n?n ?ehir d???ndaki Sabiha Gökçen modeli havaalan?na giderken bir adam ba??rmaya ba?lad?. “Bitirdiler ?talyay???! ?spanya’dan beter olduuuuk! Cezayirliler, Fasl?laaarr, Arnavutlaaarr, Polonyal?laaarrr. Geldiler hep mahfettiler ülkemieee!! Türkler de öyle zaten heeepp! Ayn? onlarda! Bitttiiii! ?talya bitti a dostlar! Di mi genç adam?” o genç adam ben oluyormu?um. “Ben de türküm.”Mümkün de?il! Sen dün haberlerde ç?kmad?n m?? Gördüm seni?” “Aboo?Bonasera amca. Ha benim amcama?”

Yok vatikan’a gitmi?iz de yok ?spanyol merdivenlerine oturmu?uz da, a?k çe?mesiymi? de bilmemne…Geçiniz.

1 haftal?k mini bir yolculuktu. Yaln?z tabii ki bu kadar k?sa anlat?lmamal?yd? biliyorum. Gelmeyin üstüme. ?talya hakk?nda ö?rendiklerimizi yazal?m da bitirelim. Geç oldu.

1) ?talyan erkekleri diye bas bas ba??r?lan, adam öldürülen olay yakla??k 3,5 milyarl?k bir talep havuzunda bir avuç italyan erke?inin pazarlama dehas?ndan ba?ka bir ?ey de?ildir. Bir Giovanni bir Murat’tan, bir Marco bir Arif’ten, bir Alberto bir Melih’ten farkl? de?ildir.

2) ?talya’da tekstil çok ucuz oluyor, sürekli indirim var diyen, alt?n günlerinde terör estiren o kad?n? bulup hayat?na son verece?im. Ate? pahas? valla.

3) Saat 10′da dükkan aç?p 12′de kapat?p 3 saat ö?le yeme?i yersen AB’nin en kötü ekonomisi olursun tabi.

4) Avrupa’da böyle de?il. (nas?l de?il e be manda!)

Bu kadar da yüzeysel bir odunumdur.

Deep purple, grup elemanlar?n?n voleybol tak?mlar?n?n servis s?ras? de?i?ti?indeki halleri gibi her albüm aras?nda sirküle olup bu durumun sound’a yans?mas? d???nda iyi bir grup. Ancak hayranlar?nca iddia edildi?i gibi dünyan?n en iyi grubu mu? Bence bu dingildek halleriyle de?il.

Laf? çok uzatmadan i?bu yaz?da amac?m?n Deep Purple‘? ?ah veya ?ahbaz eylemek olmad???ndan hareketle objektif bir biyografi sunmak isterim:

Deep Purple
Grup o y?llarda Ersen ve Dada?lar benzerli?iyle dikkat çekiyordu

1968′in enstruman? eline alan?n müzik grubu kurdu?u ingiltere’sinde gitarda Ritchie Blackmore, vokalde Rod Evans, basda Nick Simper, klavyede Jon Lord (70′lerin mozart’? derler) ve davulda Ian Paice (kendisi özünde caz e?itimi falan görmü? bir abimizdir) birlikteli?iyle kurulur. ?lk albümleri “Shades of Deep Purple” henüz ç?kmadan kendi çaplar?nda bir popülariteye ula??p ?skandinavya turnesine ç?karlar. (Emre Ayd?n gibi.)

Enteresan say?labilecek ?ekilde, ilk albümlerinden “Hush” Amerikan top 5 listelerine girebildiyse de ?ngiltere’de pek farkedilmez. Amerika’n?n bu kucak açmas?ndan sonra ikinci albüm “The Book of Taliesyn“, 1969′da yaln?zca Amerika’da sat??a ç?kar?l?r. Kendi isimlerini ta??yan üçüncü albümlerindeyse bilhassa Jon Lord, barok dönemden etkilenen klasik motiflerle bezeli müzi?iyle gral olur. Mevzuubahis albümden sonra rod evans ve nick simper gruptan ayr?l?r, yerlerine ilk oyuncu de?i?ikli?i olarak basç? Roger Clover ve vokalist Ian Gillian (ç??l?k gral?) kat?l?r.

Grubun kan?mca dönüm noktas? olan dördüncü albümü, concerto for group and orchestra 1970 y?l?nda piyasaya ç?kar. Bu albüm, Jon Lord’un besteledi?i 3 part’tan olu?an ve kraliyet orkestras?yla kaydedilen, o zamanlar rock müzi?in klasik müzikle bütünle?ti?i ilk çal??mad?r. Böyle bir albümün ortaya ç?k???nda Jon Lord’un bu tür bir e?ilime sahip olmas? (barokçu dedik ya?) büyük bir etken olmu?tur. Rivayetlere göre Jon Lord, grubun bundan sonraki çizgisini bu ?ekilde devam ettirmek istese de Blackmore’a kontrolünü kapt?rmas? sebebiyle bu proje suya dü?mü?tür. Ortaya kalansa bir k?s?m Deep Purple fan?na göre diskografinin yüz karas?, ben ve yine birçok insana göreyse rock müzi?e verilmi? büyük bir hediyedir.

1971 ç?k??l? “Fireball” albümü ve bilhassa bu albümdeki “Strange Kind of Woman” o kadar büyük bir ba?ar? elde etti ki, grup sonraki albümünü montrö’deki casino isimli ünlü mekânda kaydetme karar? ald?. Ancak Frank Zappa‘n?n gösterisi esnas?nda mekan?n yanmas? bu plan? suya dü?ürdü. Bu olay?n üstüne “Smoke on the Water” isimli ?ark?y? yazan grup, en ba?ar?l? tabir edilen çal??malar?na böylece imza att?.

1973 ç?k??l? “Who Do We Think We Are?” albümünden sonra grupta bir anla?mazl?k ba? gösterdi ve Gillian-Glover ikilisi gruptan ayr?ld?. Yine bir oyuncu de?i?ikli?iyle David Coverdale ve Glenn Hughes gruba kat?ld?lar. Bu olay esnas?nda takvimler 1974′ü göstermekteydi, ay?e tatile ç?km??t? yahut ç?kmak üzereydi.

Grup bu haliyle 1974′da Stormbringer albümünü kaydetti. Albümün ilgi çekici yan?, “Soldier of Fortune” isimli münferit olarak mükemmel ancak grubun sound’uyla alakas? olmayan, keyif için yap?lm?? izlenimi veren parçan?n bu albümde olmas?d?r. Bu albümden sonra Blackmore gruptan ayr?l?p Rainbow‘u kurdu. Blackmore ve Coverdale yaln?zca bir albümde bir araya gelmi? oldular.

1976′da Coverdale’in de gruptan ayr?l?p Whitesnake isimli grubu kurmas? sonras? grup resmen da??ld?.

1984′te ilk kurucular Blackmore, Gillian, Lord, Glover ve Paice tekrar bir araya gelip “Perfect Strangers” albümünü kaydettiler. Üç y?l sonraysa “The House of Blue Light” albümüyle devam eden bu birliktelik, ayn? sorunlar?n tekrar nüksetmesiyle sona erdi. (dü?ünün ki adamlar eski ekibi toparl?yor sonra herkesin ayn? tas ayn? hamam oldu?unu farkedince yine kavgaya tutu?uyorlar ahah)

1990′dan sonra kan?mca grubun sadece Deep Purple?? kal?p kendisinden bir eser kalmad??? için gerisini de anlatmaya pek gerek görmüyorum.

Güzeldi, canlard?.

ástor piazzolla gerek b?y?klar?yla, gerekse de ülkesinde arzetti?i önemle ele al?n?rsa arjantin bozk?rlar?n?n ne?et erta?’?d?r. neuvo tango’nun babas? ástor’u ölümünün 14. y?l?nda sevgiyle anarken, ayr?nt?l? hayat hikayesini türk dilinde ilk kez bu kadar ayr?nt?l? biçimde sunmaktan iftihar duyuyoruz.

ástor piazzolla, italyan çift vicente ?nonino? piazzolla ve asunta mainetti?nin tek çocuklar? olarak 1921?de buenos aires?te dünyaya gelir.

ástor piazzolla - endaml? güzel

burada dört ya??na dek ya?ad?ktan sonra 1939?da buenos aires yak?nlar?nda ufak bir kasaba olan mar del plata?ya geri dönene de?in bizim asker çocuklar? gibi, ne ya?ad??? yere ne ö?retmenleri ne de okuluna al??arak ailesiyle birlikte new york?a göçer küçük ástor.

8 ya??ndayken babas?n?n 19 dolara ald??? bandoneon?la müzik kariyerine ba?lang?ç yapan ástor, musiki ö?retmeni andrés dáquila ile beraber bu enstrüman üstünde bir y?l kadar çal??t?ktan sonra b?rak?n b?y??? terlemesini, süt di?leri henüz ç?km??ken amatör olarak bir stüdyoya girer ve 1931?de ilk kayd?n? gerçekle?tirir.

1933 y?l?nda rachmaninov ekolünün y?lmaz temsilcilerinden macar piyanist bela wilda ile piyano çal??malar?na ba?lar. ástor?un kendi sözleriyle bela wilda ona bach?? sevmeyi ö?retmi?tir. k?sa bir süre sonra yak?n bir aile dostu haline gelecek olan `carlos gardel`?le tan???r. ismini apostroflar içine almamdan, gidin o ba?l??a bak?n ?eklinde gizli bir mesaj salmamdan anla??labilece?i üzere carlos, tango alan?nda çok önemli bir insand?r. carlos?la ástor o kadar iyi anla??rlar ki ileride tango alan?nda büyük sembolik anlam ta??yacak ?el dia que me quieras? isimli filmde carlos?la ástor beraber rol al?rlar. 1935 y?l?nda carlos bir uçak kazas?nda hakk?n rahmetine kavu?ur, analar gözü ya?l?, gelinler duvaklar? yüzlerinde kalakal?rlar.

1936?da mar del plata?ya geri dönen ástor, burada kimi tango orkestralar?nda çalmaya ba?lar. ástor?un müzik hayat?nda bach?tan sonra ikinci önemli dönüm noktas? bir radyoda sonradan kendi ekibinde keman çalacak olan elvino vardaro?nun `sekstet`ini dinlemesi olur. elvino ve saz arkada?lar?n?n kendine has tango yorumu ástor?u derinden etkiler ve ástor, kendini tango?ya verme güdüsüyle 1938?de buenos aires yollar?na dü?er. henüz fatih?in istanbul?u fethetti?i demeyelim ancak sokaklar?nda volta atmaya ba?lad??? ya?ta, 17 ya??ndad?r.

1939?a kadar dü?ünlerde gelin ve damat gelirken `la cumparsita` me?k eden ikinci s?n?f tango orkestralar?nda çalmaya devam eden ástor, zincirlere s??may?p ta?mak istemekte, büyük orkestralardan birinde `bandoneon` çalmak istemekte, zaman?n ünlü bandoneon?cular?ndan pichuco gibi olmay? ?iar edinmektedir.

ástor, 1941?de alberto ginastera ile, 1943?deyse raúl spivak ile piyano çal??malar?nda bulunur. müzik yan?nda a?k hayat?nda da h?zl?d?r ve dedé wolff ile 1942?de yapt??? evlili?inden mini mini iki çocuk dünyaya getirir.

1943?de ?suite para cuerdas y arpas? isimli çal??mas?yla klasik çal??malar?na ba?lar ve 1944?te o ana dek çald??? troilo?nun orkestras?n? b?rak?r. 1946?ya kadar ünlü solist francisco fiorentino?nun da bünyesinde bulunan bir orkestrada çal??maya ba?lar. 1946-1949 y?llar? aras?ndaysa kendi kurdu?u bir orkestrada çalmaya devam eder.

1946?da besteledi?i ?el desbande?, ástor?un ilk geleneksel tango bestesi say?l?r. bu besteden sonra, film müzikleri üstünde çal??maya ba?lar.

1949?dan sonra ço?u halk müzi?i (bkz: klasik arjantin musikisi) sanatç?s?nda oldu?u gibi ástor?da da de?i?ik mecralara yelken açma arzusu do?ar. gönlünü caz?a kapt?rarak 28 ya??nda bandoneon?u b?rakarak kendini bestecili?e adar. 1950-1954 aras?nda tango?dan ayr?, kendine özgü klasik eserler besteler. bu esnada bir burs yard?m?yla paris?e e?itime gider.

klasik besteleriyle birkaç büyük ödül sahibi olan ástor, yine darlanm?? olacak ki tango?ya ve enstrüman? bandoneon?a dönü? yapar. paris?te yayl? orkestralar için birkaç tango eseri besteler.

(bu noktada ekleyece?im bir hadise, bandoneon sanatç?lar?n?n genelde enstrüman? oturarak çalmas?na ra?men ástor?un bir aya??n? sandalyeye koyarak çalmas?d?r. [pozisyonun tasviri için co?kun sabah??n ud çal???n? hayal ediniz.])

ástor piazzolla

ástor, 1955?de arjantin?e geri döndükten sonra ?octeto buenos aires? (bu da buenos aires sekizlisi demek, çok yarat?c? bir isim.) isimli, ça?da? tango ak?m?n?n liderlerinden addedilen bir grup kurar. iki bandoneon, iki keman, iki bas, çello, piyano ve gitardan olu?an (sekizli dedin ama dokuz etti diyenler için: ben de çeli?kideyim.) bu grupla klasik tango kal?plar?n? viran eyleyen çal??malarda bulunurlar. 1958?deyse ástor yine bu ekibi da??t?p new york?a aranjörlük yapmaya gider.

1958-1960 y?llar? aras?nda amerika?da caz ve tangoyu entegre eden çal??malarda bulunur ve ayr?ca burada babas?n?n ölümü üzerine çok me?hur olan ?adiós nonino? isimli eserini besteler.

1966?da e?i dedé wolff?le bo?anm??t?r. 1968?de ünlü ?air horacio ferrer?le beraber çal??maya ba?lar ve tango dünyas?nda bir ilk olan sözlü tango hadisesine girerler. bu arada solist amelita baltar?la seviyeli bir beraberlik ya?amaya ba?lar. (çapk?n)

1969?da horacio ferrer?le beraber ?balada para un loco? isimli eseri besteler ve ikincilik kazand??? birinci iberoamerikan müzik festivali?ne kat?l?r.

– devam edecek –

Next Page »