Kasım 2006


Deep purple, grup elemanlar?n?n voleybol tak?mlar?n?n servis s?ras? de?i?ti?indeki halleri gibi her albüm aras?nda sirküle olup bu durumun sound’a yans?mas? d???nda iyi bir grup. Ancak hayranlar?nca iddia edildi?i gibi dünyan?n en iyi grubu mu? Bence bu dingildek halleriyle de?il.

Laf? çok uzatmadan i?bu yaz?da amac?m?n Deep Purple‘? ?ah veya ?ahbaz eylemek olmad???ndan hareketle objektif bir biyografi sunmak isterim:

Deep Purple
Grup o y?llarda Ersen ve Dada?lar benzerli?iyle dikkat çekiyordu

1968′in enstruman? eline alan?n müzik grubu kurdu?u ingiltere’sinde gitarda Ritchie Blackmore, vokalde Rod Evans, basda Nick Simper, klavyede Jon Lord (70′lerin mozart’? derler) ve davulda Ian Paice (kendisi özünde caz e?itimi falan görmü? bir abimizdir) birlikteli?iyle kurulur. ?lk albümleri “Shades of Deep Purple” henüz ç?kmadan kendi çaplar?nda bir popülariteye ula??p ?skandinavya turnesine ç?karlar. (Emre Ayd?n gibi.)

Enteresan say?labilecek ?ekilde, ilk albümlerinden “Hush” Amerikan top 5 listelerine girebildiyse de ?ngiltere’de pek farkedilmez. Amerika’n?n bu kucak açmas?ndan sonra ikinci albüm “The Book of Taliesyn“, 1969′da yaln?zca Amerika’da sat??a ç?kar?l?r. Kendi isimlerini ta??yan üçüncü albümlerindeyse bilhassa Jon Lord, barok dönemden etkilenen klasik motiflerle bezeli müzi?iyle gral olur. Mevzuubahis albümden sonra rod evans ve nick simper gruptan ayr?l?r, yerlerine ilk oyuncu de?i?ikli?i olarak basç? Roger Clover ve vokalist Ian Gillian (ç??l?k gral?) kat?l?r.

Grubun kan?mca dönüm noktas? olan dördüncü albümü, concerto for group and orchestra 1970 y?l?nda piyasaya ç?kar. Bu albüm, Jon Lord’un besteledi?i 3 part’tan olu?an ve kraliyet orkestras?yla kaydedilen, o zamanlar rock müzi?in klasik müzikle bütünle?ti?i ilk çal??mad?r. Böyle bir albümün ortaya ç?k???nda Jon Lord’un bu tür bir e?ilime sahip olmas? (barokçu dedik ya?) büyük bir etken olmu?tur. Rivayetlere göre Jon Lord, grubun bundan sonraki çizgisini bu ?ekilde devam ettirmek istese de Blackmore’a kontrolünü kapt?rmas? sebebiyle bu proje suya dü?mü?tür. Ortaya kalansa bir k?s?m Deep Purple fan?na göre diskografinin yüz karas?, ben ve yine birçok insana göreyse rock müzi?e verilmi? büyük bir hediyedir.

1971 ç?k??l? “Fireball” albümü ve bilhassa bu albümdeki “Strange Kind of Woman” o kadar büyük bir ba?ar? elde etti ki, grup sonraki albümünü montrö’deki casino isimli ünlü mekânda kaydetme karar? ald?. Ancak Frank Zappa‘n?n gösterisi esnas?nda mekan?n yanmas? bu plan? suya dü?ürdü. Bu olay?n üstüne “Smoke on the Water” isimli ?ark?y? yazan grup, en ba?ar?l? tabir edilen çal??malar?na böylece imza att?.

1973 ç?k??l? “Who Do We Think We Are?” albümünden sonra grupta bir anla?mazl?k ba? gösterdi ve Gillian-Glover ikilisi gruptan ayr?ld?. Yine bir oyuncu de?i?ikli?iyle David Coverdale ve Glenn Hughes gruba kat?ld?lar. Bu olay esnas?nda takvimler 1974′ü göstermekteydi, ay?e tatile ç?km??t? yahut ç?kmak üzereydi.

Grup bu haliyle 1974′da Stormbringer albümünü kaydetti. Albümün ilgi çekici yan?, “Soldier of Fortune” isimli münferit olarak mükemmel ancak grubun sound’uyla alakas? olmayan, keyif için yap?lm?? izlenimi veren parçan?n bu albümde olmas?d?r. Bu albümden sonra Blackmore gruptan ayr?l?p Rainbow‘u kurdu. Blackmore ve Coverdale yaln?zca bir albümde bir araya gelmi? oldular.

1976′da Coverdale’in de gruptan ayr?l?p Whitesnake isimli grubu kurmas? sonras? grup resmen da??ld?.

1984′te ilk kurucular Blackmore, Gillian, Lord, Glover ve Paice tekrar bir araya gelip “Perfect Strangers” albümünü kaydettiler. Üç y?l sonraysa “The House of Blue Light” albümüyle devam eden bu birliktelik, ayn? sorunlar?n tekrar nüksetmesiyle sona erdi. (dü?ünün ki adamlar eski ekibi toparl?yor sonra herkesin ayn? tas ayn? hamam oldu?unu farkedince yine kavgaya tutu?uyorlar ahah)

1990′dan sonra kan?mca grubun sadece Deep Purple?? kal?p kendisinden bir eser kalmad??? için gerisini de anlatmaya pek gerek görmüyorum.

Güzeldi, canlard?.

ástor piazzolla gerek b?y?klar?yla, gerekse de ülkesinde arzetti?i önemle ele al?n?rsa arjantin bozk?rlar?n?n ne?et erta?’?d?r. neuvo tango’nun babas? ástor’u ölümünün 14. y?l?nda sevgiyle anarken, ayr?nt?l? hayat hikayesini türk dilinde ilk kez bu kadar ayr?nt?l? biçimde sunmaktan iftihar duyuyoruz.

ástor piazzolla, italyan çift vicente ?nonino? piazzolla ve asunta mainetti?nin tek çocuklar? olarak 1921?de buenos aires?te dünyaya gelir.

ástor piazzolla - endaml? güzel

burada dört ya??na dek ya?ad?ktan sonra 1939?da buenos aires yak?nlar?nda ufak bir kasaba olan mar del plata?ya geri dönene de?in bizim asker çocuklar? gibi, ne ya?ad??? yere ne ö?retmenleri ne de okuluna al??arak ailesiyle birlikte new york?a göçer küçük ástor.

8 ya??ndayken babas?n?n 19 dolara ald??? bandoneon?la müzik kariyerine ba?lang?ç yapan ástor, musiki ö?retmeni andrés dáquila ile beraber bu enstrüman üstünde bir y?l kadar çal??t?ktan sonra b?rak?n b?y??? terlemesini, süt di?leri henüz ç?km??ken amatör olarak bir stüdyoya girer ve 1931?de ilk kayd?n? gerçekle?tirir.

1933 y?l?nda rachmaninov ekolünün y?lmaz temsilcilerinden macar piyanist bela wilda ile piyano çal??malar?na ba?lar. ástor?un kendi sözleriyle bela wilda ona bach?? sevmeyi ö?retmi?tir. k?sa bir süre sonra yak?n bir aile dostu haline gelecek olan `carlos gardel`?le tan???r. ismini apostroflar içine almamdan, gidin o ba?l??a bak?n ?eklinde gizli bir mesaj salmamdan anla??labilece?i üzere carlos, tango alan?nda çok önemli bir insand?r. carlos?la ástor o kadar iyi anla??rlar ki ileride tango alan?nda büyük sembolik anlam ta??yacak ?el dia que me quieras? isimli filmde carlos?la ástor beraber rol al?rlar. 1935 y?l?nda carlos bir uçak kazas?nda hakk?n rahmetine kavu?ur, analar gözü ya?l?, gelinler duvaklar? yüzlerinde kalakal?rlar.

1936?da mar del plata?ya geri dönen ástor, burada kimi tango orkestralar?nda çalmaya ba?lar. ástor?un müzik hayat?nda bach?tan sonra ikinci önemli dönüm noktas? bir radyoda sonradan kendi ekibinde keman çalacak olan elvino vardaro?nun `sekstet`ini dinlemesi olur. elvino ve saz arkada?lar?n?n kendine has tango yorumu ástor?u derinden etkiler ve ástor, kendini tango?ya verme güdüsüyle 1938?de buenos aires yollar?na dü?er. henüz fatih?in istanbul?u fethetti?i demeyelim ancak sokaklar?nda volta atmaya ba?lad??? ya?ta, 17 ya??ndad?r.

1939?a kadar dü?ünlerde gelin ve damat gelirken `la cumparsita` me?k eden ikinci s?n?f tango orkestralar?nda çalmaya devam eden ástor, zincirlere s??may?p ta?mak istemekte, büyük orkestralardan birinde `bandoneon` çalmak istemekte, zaman?n ünlü bandoneon?cular?ndan pichuco gibi olmay? ?iar edinmektedir.

ástor, 1941?de alberto ginastera ile, 1943?deyse raúl spivak ile piyano çal??malar?nda bulunur. müzik yan?nda a?k hayat?nda da h?zl?d?r ve dedé wolff ile 1942?de yapt??? evlili?inden mini mini iki çocuk dünyaya getirir.

1943?de ?suite para cuerdas y arpas? isimli çal??mas?yla klasik çal??malar?na ba?lar ve 1944?te o ana dek çald??? troilo?nun orkestras?n? b?rak?r. 1946?ya kadar ünlü solist francisco fiorentino?nun da bünyesinde bulunan bir orkestrada çal??maya ba?lar. 1946-1949 y?llar? aras?ndaysa kendi kurdu?u bir orkestrada çalmaya devam eder.

1946?da besteledi?i ?el desbande?, ástor?un ilk geleneksel tango bestesi say?l?r. bu besteden sonra, film müzikleri üstünde çal??maya ba?lar.

1949?dan sonra ço?u halk müzi?i (bkz: klasik arjantin musikisi) sanatç?s?nda oldu?u gibi ástor?da da de?i?ik mecralara yelken açma arzusu do?ar. gönlünü caz?a kapt?rarak 28 ya??nda bandoneon?u b?rakarak kendini bestecili?e adar. 1950-1954 aras?nda tango?dan ayr?, kendine özgü klasik eserler besteler. bu esnada bir burs yard?m?yla paris?e e?itime gider.

klasik besteleriyle birkaç büyük ödül sahibi olan ástor, yine darlanm?? olacak ki tango?ya ve enstrüman? bandoneon?a dönü? yapar. paris?te yayl? orkestralar için birkaç tango eseri besteler.

(bu noktada ekleyece?im bir hadise, bandoneon sanatç?lar?n?n genelde enstrüman? oturarak çalmas?na ra?men ástor?un bir aya??n? sandalyeye koyarak çalmas?d?r. [pozisyonun tasviri için co?kun sabah??n ud çal???n? hayal ediniz.])

ástor piazzolla

ástor, 1955?de arjantin?e geri döndükten sonra ?octeto buenos aires? (bu da buenos aires sekizlisi demek, çok yarat?c? bir isim.) isimli, ça?da? tango ak?m?n?n liderlerinden addedilen bir grup kurar. iki bandoneon, iki keman, iki bas, çello, piyano ve gitardan olu?an (sekizli dedin ama dokuz etti diyenler için: ben de çeli?kideyim.) bu grupla klasik tango kal?plar?n? viran eyleyen çal??malarda bulunurlar. 1958?deyse ástor yine bu ekibi da??t?p new york?a aranjörlük yapmaya gider.

1958-1960 y?llar? aras?nda amerika?da caz ve tangoyu entegre eden çal??malarda bulunur ve ayr?ca burada babas?n?n ölümü üzerine çok me?hur olan ?adiós nonino? isimli eserini besteler.

1966?da e?i dedé wolff?le bo?anm??t?r. 1968?de ünlü ?air horacio ferrer?le beraber çal??maya ba?lar ve tango dünyas?nda bir ilk olan sözlü tango hadisesine girerler. bu arada solist amelita baltar?la seviyeli bir beraberlik ya?amaya ba?lar. (çapk?n)

1969?da horacio ferrer?le beraber ?balada para un loco? isimli eseri besteler ve ikincilik kazand??? birinci iberoamerikan müzik festivali?ne kat?l?r.

– devam edecek –