Şubat 2006
aylık arşiv
28 02 2006
Genel bilgilerle ba?layal?m. 2006 yap?m?, Ezel Akay (kendisi Tabutta Röva?ata’n?n yap?mc?s?d?r) yönetmenli?inde çekilmi?, ba?rolleri Haluk Bilginer, Beyaz?t Öztürk, ?ebnem Dönmez ve Güven K?raç’?n payla?t??? bir komedi filmi. Evet bu film, karas?yla ak?yla mizah içeren, hicveden, bolca güldüren, sezonun en iyi Türk filmi.
http://www.hacivatkaragoznedenolduruldu.com/
Bu film bir biyografi filmi de?il, bu film bir tarih filmi de?il. (ben diplomat de?ilim, ben asker de?ilim, ben Türk’üm ya da ben Tanr? de?ilim, ben ?sa de?ilim, ben Mesih’im) Dolay?s?yla Hacivas ile Karagözlü’nün gerçek öyküsünü kapmak isteyenler ?stanbul’dan üç buçuk saat uzakl?ktaki Bursa’ya gitsinler, Tophane’den yukar? devam edip bu ikilinin türbesini ziyaret etsinler. Sonra “hiç kar?s? Orhan Gazi’nin kuca??na atlar m? lan?” demeyin bana.
Türk filmlerinde hep kötülerini gördü?ümüz, viz izleyenlere ?a?? ejderhalar(gerçi ?a?? olan animasyon de?il de ba?rol oyuncusudur belki de) dahi sunmu? animasyon hadisesi bu filmde çok çok güzel kotar?lm?? ve film de böyle bir sahne ile aç?l?yor. Ay?en Gruda’n?n al???ld?k becerisi ve beklenen tecrübesi filmin yavan kalabilecek sahnelerini aya?a kald?r?rken, “renklü bir türkçe” tan?m?yla sunulan kurma dil, Bilginer ve Öztürk’ün vasat?n gayet üzerinde performans? ile biraraya gelip 137 dakika boyunca insna? s?kmayan, bilakis güldüren bir esere dönü?üyor.
Filmde günümüz siyasi sahnesine, karikatür olay?na, mizah?n ya?ad?klar?na kör göze parmak olmayan, tad?nda, k?vam?nda göndermeler var. Lakin filmin sonunda Güven K?raç’?n “mizah bir yumruktur kime vuraca?? belli olmaz” sözü K?raç’?n oynad??? rolden ziyade günümüz mizahç?s?n?n söylemi gibi durdu?undan biraz göze batm?yor de?il.
Osmanl?’n?n kurulu? döneminde Müslüman, Hristiyan ve ?aman göçebelerden kurulu tasvir edilen ye?il Bursa, dekorlarla, müziklerle ve tekrar hat?rlatmak istedi?im renklü türkçe ile gerçe?in d???nda ancak çok iyi kurgulanm??. Önemli olan sinema için icra etmekse, tarih filmlerini belgeselcilere b?rakmak do?ru seçim bence de. Bu sebeple “ah aman efendim hep yalan hurafe” diyecek olan çift bilet als?n birini kaybetsin bir daha als?n, film de masraf?n? ç?kars?n in?allah diyorum.
IMDB’nin goof diye tabir etti?i hatalardan yok mu filmde? Olma m?, elbette o kadar kusur olacak. Benim gözüme çarpan iki nokta vard? sadece. Ezel Akay’?n Kafinur’u gönderece?i sahnede kendisine servis yapan hizmetçi k?z?n s?rt?nda bikini izi vard? alenen, bu birincisi. ?kincisinde de ?ebnem Dönmez’in Ay?e Tolga’y? hamamda tehdit etti?i sahnede Ay?e ablam?z?n kolundaki verem a??s? izini görebiliyoruz. Bir nevi dönem filmi atmosferinde bu kadarc?k hata yüzlerce kez ho? görülür zaten.
Son olarak, kesinlikle izleyin derim ben. ?a?? ejderhalardan, manken-assolistlerden, üçbuçuklardan b?km??; korku filmi ad? alt?nda sunulanlardan hazzetmemi? iseniz gidin, iki kez gidin. Çünkü bu film gurur duyulas? bir Türk filmi.
26 02 2006
Tarih boyunca insano?lu k?l???na, k?yafetine bulundu?u vaziyetin sosyal durumu ve maddiyat? el verdi?i sürece dikkat etmi?tir. Sava?, açl?k, sefalet gibi ola?anüstü haller d???nda kendisine aynada bakmay? ihmal etmemi?tir. Kendisine bakt??? bu sürelerde ayakkab? ne kadar ilgisini çekmi?tir peki? Tahminimce bir yüzy?l boyunca hiç ilgisini çekmemi?tir. Ayakkab? ta ki moda sektöründe önemli bir alana girip imajda öne ç?kt??? bir anda dikkatleri üzerine toplam??t?r. Böylece insano?lu ayakkab? üzerinde bir i?çinin demir üzerinde çal??t??? kadar çal??maya ba?lam??t?r. Çal??malar s?ras?nda ihtiyaç unsuru göz önüne al?nm??t?r. Büyük ayakl? insanlar, düz tabanl? insanlar derken s?ra sporcunun ayakkab?s?na gelmi?tir. Futbol, tenis, basketbol, atletizm alanlar?nda yüzlerce tür model türemi?tir. Bu modellerden ço?u sadece spor alan?nda kullan?l?rken, birço?u da her iki alan? ba?ar?yla i?gal edebilmi?tir. ??te bunlardan biri do?um sürecinde iki alanda da kendine özgü bir ak?m yaratan Converse olmu?tur.
Converse’in bu kadar popüler olmas?n? sa?layan eski bir basketbol oyuncusu olan Charles H. “Chuck” Taylor’d?r. Kendisine arkada?lar aras?nda “Chuck” diye hitap edildi?i için ben de kendisine “Chuck” demek de bir zarar görmüyorum. (Türklerin yapt??? “çak moruk” hareketinin de gene bu Chuck sayesinde hayat?m?za oturdu?unun da alt?n? çizerim). Chuck ile ayakta mükemmel bir vizyon haline gelen Converse gitgide popülerle?mi?, NBA oyuncular? ve Hollywood ba?ta olmak üzere bir simge, marka haline getirilmi?tir. 80′li y?llarda bu yükseli?i gören Nike firmas? Converse’i bir miktar amerikan dolar?na kendi bünyesine geçirmi?tir. Nike gibi bir ayakkab? devi ile Converse tüm dünyaya yay?lm??, Beko gibi bir dünya markas? haline gelmi?tir.
Converse’in di?er ayakkab?lardan fark? bilhassa taban?, burnu ve ba?c?klar?d?r. Rahatl???yla
göz doldurmas?na ra?men Converse’in “düz taban yaratma” gibi kötü bir yan etkisi de oldu?u söyleniyor. ?lk olarak siyah-beyaz renklerde ç?kan Converse’in bugüne bugün yüzlerce modeli var. K?rm?z?-beyaz, sar?-ye?il, mor-lacivert gibi yüzlerce ikili renk kombinasyonu ile çal???larak modeller türetildi?i gibi derilisi, bo?azl?s?, çizmelisi, çorapl?s? gibi alternetif modeller de üretiliyor. Hatta son zamanlarda bu türetme i?inden s?k?lan tasar?mc?lar ellerindeki malzemeleri direk sat?c?ya vererek kendi modellerini de yapmaya olanak sa?l?yor. Her zaman her yerde giyilebilen Converse ya?murlu havalarda sorun yaratmas?na ve hasta etmesine kar?? gençlik taraf?ndan asla vazgeçilemiyor.
80lerin sonu ve 90lar?n ba??nda ülkemizde çok çok nadir bulunan Converse gençli?in hayalleri aras?nda bulunmaktayd?. O dönemdeki birçok genç k?z yurtd???ndan converse getirttirmi? ve bu güruh “ilk marjinalciler” olarak tarihte yerini alm??t?r. Tan?nmas?nda televizyon ve Nirvana grubunun ünlü solisti Kurt Cobain arac? olmu?tur ?üphesiz. 2000li y?llarda korsan? dahi yok satan converse art?k özel olmaktan ç?km??, k?saca cinsle?mi?tir. Bu durum eski conversecileri rahats?z etmektedir. “Popüler olan?n be?enilmesi ve benimsenmesi” gibi bir gerçe?i unutan eski converseciler bir süre bunun kendilerine ait oldu?unu savunsalar da bir süre sonra büyüdükleri için bu duruma ald?r?? etmez oldular. Bu yayg?n ayakkab? hala gitgide yayg?nla??yor ve gençli?in belli bir ya? grubunda üzerinden geçti?i köprü haline geliyor. Converse alternatif kültürün olmazsa olmaz ?artlar?ndan biri oluyor. Bir zamanlar Converse için yap?lan reklam kampanyalar?nda denildi?i gibi ayn?: “They’re everywhere!”
“anne bana Converse al. Converse! Converse! Converse!” (90l? y?llardan bir genç k?z)
“Converse’ime mor ba?c?k al?cam.” (14 ya??ndaki Ece)
“Kahverengi derili, gökku?a?? çorapl?, bo?azl? Converse istiyorum.” (Kad?köyde bir sat?c? dükkan?)
“Converse giyiyorum ve toplum içinde farkl? oldu?umu hissediyorum.” (Bir röportaj)
24 02 2006
gitar, maalesef dünyada de?eri en az anla??lm?? enstrümanlardan biri olagelmi?tir. ?üphesiz bu gözlemimi royal academy of music koridorlar?ndan ç?k?p gelen elitist bir tespit olarak de?il, halk?n kafas?nda plaj gitaristleri ba?ta olmak üzere bilumum d?? mihrakça olu?turulmu? gitar tan?m?n? dü?ünerek ele al?rsak daha iyi bir sonuca ula??r?z. birçok s?radan insan için gitar, harflerle ifade edilen çe?itli akorlarla sesin arkas?na meze olan bir ritm cihaz?ndan ibarettir. baz?lar? içinse gitar, tek ba??na bir orkestrad?r, kimi zaman hüznün, kimi zaman co?kunun dünyaya yay?lm?? halidir. (hey hey!)
klasik gitarla, bilhassa onun gerçek ya?am alan? flamenkoyla tan??mamda paco ustan?n katk?s?n? yads?yamam. bu yaz? da ona olan boyun borcumdur, 8 ayd?r erteledi?im vazifemdir.
flamenko için nas?l ?bat? avrupa?n?n halk müzi?idir, o topra??n sesidir? dediysem, paco de lucia içinse ?o, endülüs?ün kazanc? bedih?idir? derim, çekinmem. paco de lucia özünde gerçek bir sanatç?da varolmas?n? bekledi?imiz bir samimiyeti bar?nd?r?r. zira müzik, onun için entel ortamlarda muhabbetini yapmak için ilgilenilen bir hobi de?il, 15?inde zaman?n?n gitaristlerinden sabicas??n beyin damarlar?n? çatlatan, kendi sözleriyle ?kafas?nda flamenko?ya ait ?eylerle do?mu?? bir neferdir.
gitaristlerin ekseriyetinde bulundu?u gözlemlenmi? ?mütevaz? görünüm alt?nda yatan 500 beygirlik artist? tavr? paco de lucia?da aynen gözlemlenebilir. hasan cihat örter gibi ?biz müzi?in en iyisini yapar?z? tad?ndan bir ad?m ötede, kar??s?ndakine cevab?n? kendi bulduracak sözlerdir paco?nunkiler. ?nas?l bu kadar ba?ar?l?s?n?z? sözüne ?bilmiyorum, kendili?inden oluyor? diyerek, soran? pi?man eder, ana rahmine döndürür, komplekse sokar. ?bu insanüstülük nas?l olur? diye insan?n kafas?n? zonklat?r.
paco de lucia?n?n di?er flamenkoculardan en önemli fark?, farkl? ufuklara kar?? adaptasyon gücüdür. bugün uzaydan ilgisiz bir sanatç?n?n zaman?nda paco de lucia?yla ortak bir çal??ma içine girdi?ini ke?fetmek (george dalaras için olmu?tu bana en son) insana keyif verir, o eseri bir an önce dinleyip ne derece bir mükemmelli?e ula??ld???n? tekrar tecrübe etmek istetir. bunun yan?nda, paco?nun bu farkl? ufuk beklentisi, koyu flamenkocular taraf?ndan flamenko kültürünü deforme etmek olarak alg?lanm?? ve kimi zaman tepki görmü?tür. bunun yan?nda bugün pedro itturalde?yle yapt??? jazz flamenco?nun kime ne zarar? olur? i?ini en mükemmel ?ekliyle yapabildikten sonra vars?n o makamlar?n içine üflemeliler girsin, buna yozla?ma de?il olsa olsa ilerleme denir.
tek üzüldü?ümüz nokta, yeni bir albüm çal??mas?na girmeyece?ini aç?klamas? olsa da, biz ki paco severler ba?r?m?za ta? basar, ustan?n o devasa albümünü döndüre döndüre tekrar dinleriz. entres dos aguas??n ikinci dakikas?nda ustan?n çatlayan damarlar?na bakar ?vay lan herife bak? diye içten içe çatlar dururuz.
23 02 2006
Çi? Köfte yo?urmak ?anl?urfa yöresinde bir ata sporudur. Misafir a??rlaman?n, e?lenmenin, S?ra Gecelerinin de?i?mez ritüelidir. Urfa’da Çi? Köfte yo?uramayan gençlere k?z vermezler, toplumdan d??larlar.
K?saca çi? köfte yap?m? hakk?nda bahsedelim. Üç temel unsur vard?r; ya?s?z et, ince bulgur ve zehir gibi ac? biber. Daha net bilgiler vermek için ufak bir ara?t?rma yapt?m yemek tarifi sitelerinde fakat tatmin olmad?m. Çünkü bugüne kadar kat?ld???m say?s?z çi? köfte törenlerinin hiç birisinde elinde tart? 247 gr et, 335 gr bulgur falan tartmaya
çal??an birisine denk gelmedim. Kombinasyon ?öyle; k?yma haline getirilmi? bir miktar ya?s?z, sinirsiz k?rm?z? et, bir o kadar bulgur ve biber. Yani miktarlar?n belirlenmesinde özgül a??rl?klar, yo?unluklar falan hesaba kat?lm?yor tamamen cisimlerin uzayda kaplad?klar? hacim baz al?n?yor. Hepsi göz karar? e?it tepeler olu?turacak ?ekilde le?ende toplan?yor. Bu le?enin/tepsinin de apayr? bir hikayesi var. Harran Üniversitesinden bir grup uçuk bilimadam? uzun çal??malar neticesinde müthi? bir ürün geli?tirmi?ler; taban? pütürlü çi? köfte le?eni. Böylece yo?urma esnas?nda köftenin temas etti?i toplam yüzey alan? inan?lmaz boyutlara ç?k?yor, dolay?s?yla yo?urma i?inde harcanan güç ve zaman azalt?lm?? oluyor. Limon sondaj? zamazingosundan sonra teknolojik alanda yapt???m?z ikinci s?çray??t?r bu.
Limon sondaj? ad?n? verdi?im cihaz? da kabaca tarif edeyim. Küçük boyutlarda bir huni dü?ününü bu huninin geni? bir a?z? ve buradan devam eden boru ?eklinde bir gövdesi var. Bu gövdenin üzerinde ise t?rt?kl? delikler var, borunun a?z?n? limonun tepesinden içeri do?ru döndürerek
sokarken bu t?rt?klar iç yap?y? parça parça ediyorlar limonu s?kt???m?zda ise limonun içinde s?v? fazda ne var ne yoksa bu t?rt?klar?n aç?ld??? deliklerden boruya geçen limon suyu son olarak huninin geni? a?z?ndan bizlerle bulu?uyor.
Devam edecek olursak, bu üç esas ham maddeye(et, bulgur ve biber) ilave olarak salça, zeytin ya?? ve çe?itli baharatlar?n da kat?ld???n? gördüm. Urfa’da bunu asla yapmazlar fakat çe?itli yörelerde yap?lmakta ve onlar?n da ayr? bir lezzeti oldu?unu hatta daha çok sevdi?imi söyleyebilirim. Tüm malzemeler haz?r olanda, mümkünse idmanl? ve hijyenik birisi i?e giri?ir. Çi? köftenin haz?r oldu?unu ampirik olarak anlaman?n çe?itli yollar? vard?r. Tavana yap??t?rma yöntemi bunlardan biridir fakat en net veriyi ucundan tadarak elde ederiz. Köfteyi yerken di?imize k?t?r k?t?r bulgurlar gelmiyorsa, tabiri caizse mal macun gibi olmu?sa köftemiz haz?rd?r.
Çi? köfte servise iki ?ekilde haz?rlan?r. Bunlardan birisi köfteleri s?k?m yap?p lokmalar haline getirmek bir di?eri ve en sevdi?im yöntem ise bir avuç köfteyi düz bir taba?a koyup üstüne be? parma??n da izi ç?kacak ?ekilde bast?rmakt?r. Nihayetinde ise k?v?rc?k/marul ve ayran ile servis edilir, afiyetle yenilir. Fakat fazla kaç?r?lmamaya dikkat edilir, çünkü yerken hissetti?imiz ac? ve yanman?n birkaç mislini def-i hacet ederken hissediyoruz bu bir gerçek.
Gelelim çi? köfte hakk?ndaki di?er bir gerçe?e. Maalesef bugün ?stanbul, Ankara veya ba?ka bir ?ehirde, ki bunlara ?.Urfa da dahil, lokanta dedi?imiz yemek yenilebilen mekanlar?n hepsinde çi? köfte ad? alt?nda sat?lan ürünler yukar?da bahsetti?imiz ?ekilde yap?lmaz. Asl?nda ayn? ?ekilde yap?l?r fakat ?öyle bir nüans var; et yoktur bunlarda. Et yerine bildi?imiz ha?lanm?? patates kullan?l?r bunu da urfa ve yöresinde yeti?mi? bir çi? köfte eksperi anlar ancak. Çünkü çi? köftenin bask?n unsuru “ac?” oldu?undan tad/lezzet bak?m?ndan bir ipucu yakalamak oldukça güçtür. Fakat dert etmeyin, ben her çe?idini denedim arada en ufak bir fark yok hatta vejetaryen tak?l?yorsan?z sizin için idealdir, gönül rahatl???yla çi? köfte yiyebilir e?inize dostunuza “bak?n art?k et yemeye ba?lad?m, hem de çi?” gibisinden rezil espriler yapabilirsiniz.
22 02 2006
Bulundu?umuz co?rafyan?n milli içkisi olarak dahi tabir etti?imiz, hakk?nda en çok ve ayn? çoklukta farkl?l?kta ç?k?? öyküsüne sahip hacmen yüzde 45-50 de?erlerinde alkol içeren, belki de içkilerin a??r abisidir rak?. Ço?u tiryakisi rak?y? cam ?i?ede duran renksiz, kokulu bir maddeden ziyade dert orta?? gibi görür, konu?urken rak?dan canl? bir varl?km?? gibi bahseder hatta.
Bilindik birkaç öyküyle k?saca girelim konuya, mesela anason rak?s? nas?l yap?l?r bakal?m:
Su ve saf maya kat?lm?? kuru veya ya? üzümlerin etil alkolle veya alkolsüz, fermante edildikten sonra bak?r kaplarda anason tohumlar?yla çözdürülmesi ile üretilir rak?. Bu üzüm mayaland?rma sonucu olu?an ürün sumad?r ve aslen rak?lar aras?ndaki lezzet fark? içerdi?i suma oran?ndan ileri gelir. Çokça san?ld??? üzere Türk ya da Yunan içkisi olmad??? söylenegelir rak?n?n. Aslen italyanca kökenli bir sözcükten günümüze kadar ilerlemi?, bizim rak? dememizle bu haline gelmi?tir. ??in ilginç yan? ise, rak?, alkol yasaklar? kadar alkol dü?künlü?üyle de bilinen 4. Murat sayesinde Osmanl?’da popülarite kazanm??, Avrupa’dan getirilmi? bir içkidir. 19.yüzy?l?n sonunda iyice popüler olan rak? üretimi 2. dünya sava??nda devlet taraf?ndan merkezde toplanm?? ve onlarca üretim tesisi kapat?larak TEKEL yetkiyi devralm??t?r.
Rak?ya aslan sütü denmesinin sebebi ise eski zamanlarda hanlarda rak? dinlendirilen/saklanan f?ç?lar?n üzerindeki aslan kabartmalar?d?r. Yani o me?e f?ç?larda ku? figürleri olsayd? ?imdi “ku? sütü” deyimi için fellik fellik yeni hayvan ar?yor olurduk.
Herkesin a?z?ndan dü?ürmedi?i malum bir rak? adab? vard?r. Kimse kimseyi k?s?tlayacak de?il de, çok artistik puanlar kazand?r?r bu adab? bilmek. Buz pistinde de?ilse de rak? barda??ndaki buzda kazanabilirsiniz bu puanlar?.
Lezzetli ve bozulmam?? rak?, kristallenmemi? (pullanmam??) rak?d?r, sallay?nca fark edilir önce. Bu da demektir ki rak?m?z? kristallendirmeden içece?iz. En uygun ?ekli so?uk rak? so?uk bardak ve so?uk sudur. Eskiden rak? ?imdiki gibi kuzey Amerika kad?nlar?n?n k?vr?ms?z düz uzun vücutlar?na benzer bardaklarla de?il de kadehlerde, sek içilirmi? daha ziyade. ?imdi ise en iyi performans için önce rak? barda?a bo?alt?l?r, sonra su eklenir, en sonunda iste?e ba?l? buz eklenir. Bu s?ralamay? de?i?tirirseniz rak?n?z?n tad?n? bozars?n?z, o ba? döndüren anasoncuklar p?t?r p?t?r kristalle?ir, çekirdeklenme olur, malzeme bozulur.(bu ba?ka bir konuydu evet)
Rak? yüksek alkollü olu?uyla bir sarho? olma içkisi de?il, çak?rkeyif olma ve sohbet etme içkisidir. Sosyalle?tiren bir içki olmas?na, yaln?z tüketilmemesine ra?men, pratikte kromozomlar? xy’dir, serttir, bir BrokeBack Mountain asla de?ildir. Bu arada unutmadan rak? içip demlenmek kavram?, suyun rak?yla çay?n suyla bulu?tu?u gibi bulu?mas?ndand?r, sarho? etmesinden de?il.
Rak? ayn? zamanda en geni? meze yelpazesine sahip içkilerdendir, bu sebeple dolu bir cebin hacmini küçültürken, göbek nahiyesinde eksponansiyel büyümelere yol açar. Beyaz peynir ve kavun ikilisinin favori oldu?u liste, fava, haydarî, mücver ve ac?l? ezme ba?ta olmak üzere birçok mezeyle uzar da uzar. Rak? yan?nda tercih edilen ana yemek ise genelde bal?kt?r.
Rak? atmosferini kendi yaratan içkidir, tam bir organizatördür. S?cac?k bir yaz ak?am? deniz kenar?nda çingene palamutunun yan?nda yer bulur kendine bazen, k?v?rc?k salataya kavalye olur, bazen de so?uk bir k?? gecesinde Çiçek Pasaj?’nda bir fas?lda kalabal?k bir güruhu kayna?t?r?r kadehlerin k?çlar?n? çarp??t?rarak.
Sona yakla??rken birkaç unutulmaz tecrübe yaratacak mekan tavsiyesi verelim ?stanbul’dan de?il mi? Sar?yer bal?k lokantalar?nda, Çiçek Pasaj?’nda, Adalar’da ve Moda’da arkada? içinde sessiz ve sakince, adab?yla çak?rkeyif olabilir, kadehlerinizi camdan keyfe dönü?türebilirsiniz. Mümkün oldu?unca yeni yeni türemeye ba?lam?? kokteyllerinden uzak durup cam kadar narin hisleri olan rak?y? üzmemeyi de unutmamak laz?m tabii.
Ve son olarak: “Alkol kullan?m? sa?l??a zararl?d?r.”
22 02 2006
viskosite.com ile devam ediyoruz!
Küçük damlalar birle?erek ?imdiden bir su birikintisini olu?turdu. Amac?m?z bir deniz veya okyanus olmak de?il. Amac?m?z kitleleri de arkam?za alarak tepkimizi dile getirmek, yaz?ya vurmak da de?il. Burada size ?u sözü hat?rlat?r?m:
“ta?? delen suyun gücü de?il, damlalar?n süreklili?idir.”
birkaç soru var, onlar? alay?m:
“yazar olmam için ne yapmam gerekiyor?”
- yazar olman?z için ?u an bir?ey yapman?z gerekmiyor zira ?u an bir yazar aray???nda veya seçiminde de?iliz. aç?kças? yazarlar? ?u an kafam?za (keyfimize) göre belirliyoruz.
(böyle yaz?nca götü kalk?k insan kümesi olarak adland?r?l?yoruz. Ama yalan da söylenmez ki)
Ba?ka sorusu olan yokmu?. Herkese te?ekkür ediyorum, iyi günler, iyi çal??malar.
21 02 2006
Burada oturup filmi anlatacak ya da izlemeyenler için filmin büyüsünü bozacak de?ilim. Zaten film 2002 yap?m?; söylenebilecek her ?ey söylenmi?tir san?r?m ama filmin konusuna ve ak???na dair en ufak bir fikri olmadan izlemi? biri olarak sadece hangi cümle bir sonraki olmak istiyorsa onu gerçekle?tirece?im. Zira Hable Con Ella kan?mca gerek henüz bakir olan konusuyla ve yer yer ele al?nan ögeleriyle olsun insan? sar?p sarmalayan; gerek aralara serpi?tirilen baharat mahiyetindeki sahnelerle zikzaklar çizdiren bir film.
Film “Café Müler” adl? bir tiyatro oyunundan sahnelerle ba?lar ve kamera izleyiciler aras?ndaki iki adama odaklan?r: Benigno ve Marco. Asl?na bakacak olursan?z bu sahneden bile bu iki insan?n birbirlerinden oldukça farkl? olduklar? anla??l?yordu. Marco seyretti?i oyun kar??s?nda duygulanm?? ve oyunun büyüsü içinde kaybolup etraf?n? göremeyecek kadar soyutlanm??t?r. Benigno ise kula?? ve gözü Marco ile sahne aras?nda gidip gelmekten ve söz aç?p açmamak aras?nda kalmaktan ne yapaca??n? ?a??rm?? bir adamd?. Benigno’nun sakals?z temiz yüzü, hafif k?rm?z? yanaklar? ve yüzündeki belli belirsiz eblek bir ifadeye kar??n; Marco’nun kirli sakal?, esmer bir teni ve belki de kimbilir geçmi?, gelecek ve ?imdi aras?nda eriyip giden dü?üncelerin gölgesiyle anlamlanm??, ya?l? gözleri vard?. Yan yana oturmu? bu iki adam?n ya?amlar?n?n belirgin bir çizgiyle ayr?lm?? oldu?u belliydi. Birbirlerini hiç tan?m?yorlard?. ??te bu noktada hayat?n son derece s?radan bir tesadüfle yan yana getirdi?i bu iki insan?n hangi s?radan olmayan tesadüfle tekrar bir araya geleceklerini, tamamen ayr?k olan bu iki ya?am?n nas?l kesi?ece?ini, içi içe geçece?ini merakla bekledim. Do?rusu gerçekten de merak?m? her yönden doyuracak ?ekilde seyreyledi senaryo.
Filmde bu iki adama e?lik eden iki de kad?n vard?r. Alicia dört seneden beri bitkisel hayatta olan genç bir kad?nd?r. Benigno ise onun hastabak?c?s?d?r.
Lydia ise bir bo?a güre?çisi. Hiçbir ?eyi göz önünde bulundurmadan da bir kad?n matador silüeti bile ilginç; filmi olmad?k bir yerden kavrayabiliyor. Bunun ötesinde dört senedir komada olan bir insan ise asl?nda filmin her ?eyin ötesinde bamba?ka bir boyutu. Uyanaca??n?n garantisi olmadan; tekrar kendine gelirse bile bunun y?llar sürebilece?i ihtimaline ra?men umut etmek ve çaba göstermek, onunla konu?mak bir izleyici olarak beni oturdu?um yerden yordu. Özellikle bas?nda ara s?ra rastlad???m?z “18 y?l sonra hayata yeniden gözlerini açt?.” gibi haberlerin iç yüzünü hissettirmek aç?s?ndan güzel noktalara de?inildi?i kan?s?nday?m.
Bunlar?n yan?nda film içinde film, film içinde tiyatro da insan? bir anda bamba?ka yerlere ???nlayan kullan?c?s? yönetmen olan bir silah gibi.
Söyledi, söylemedi, ke?ke ?öyle olsayd? gibi söylemler asl?nda son derece gereksiz; yoksa film olmazd? de?il mi? Bu yüzden de senaryonun mükemmel oldu?unu dü?ünüyorum. Hayat da bu de?il midir zaten! Önce kuca??n?za bir demet çiçek verir. sonra onu kurutur. Sonra yolda giderken kar??n?za z?p z?p z?playan bir sincap ç?kar?r ve o anda onu takip edip daha uzun süre bakabilmek sizin tek amac?n?z olur. Marco, Benigno, Alicia ve Lydia da kimi zaman bir çiçek oldu kimi zaman sincap kar??daki insan için.
21 02 2006
Ping Pong olarak da bilinir, ad? üstünde bir masaba?? sporudur. Basit görünmesine kar??n hakk? verilerek oynand???nda cay?r cay?r kalori yakar. Ço?u ki?i taraf?ndan Çin ata sporu olarak bilinir. Oyunun tam tarihçesi bilinmemekle birlikte 1800′lü y?llarda Hindistan’da ?ngilizler taraf?ndan oynand??? bilinmektedir.
Masa Tenisi’nde ekol haline gelmi? belli ba?l? kavimler vard?r. ?sveç, Çin ve Japonya bugüne kadar masa tenisinde lokomotif görevi görmü?, olimpiyatlarda kök söktürmü? ülkelerdir. Son y?llarda ise tamamen uzakdo?u ülkeleri domine etmeye ba?lam??t?r bu sporu. Özellikle Kore’li sporcular, “Bizim de gözümüz çekik, biz niye yapamayal?m?” tribine girmi? olacaklar ki epey göz da?? verdiler. Özetle bu oyunu; çekik gözlüler ve soluk benizli, sar? saçl?lar nispeten daha iyi oynarlar.
Masa Tenisi hakk?nda bilinmesi gereken en önemli husus; Türkiye sath?nda nizami bir masa bulunmad???d?r. Bugüne kadar da masay? be?enen bir kimseye rastlam?? de?ilim illa ki masada bir noksan vard?r, file yüksekli?i nizami de?ildir, masan?n malzemesi nizami de?ildir olmad? toplarda yahut rakette bir sorun vard?r. ?? bu sebeplerden ötürü Türkiye’nin masa tenisinde di?e dokunur bir ba?ar?s? da yoktur. Sa?lam kaynaklardan edindi?im duyumlara göre zaman?nda antrenman için Çin’e giden milli tak?m(y?ld?zlar falan olabilir emin de?ilim) antrenörleri 9-10 ya?lar?nda Çinli veletler kar??s?nda hezimete u?ram??lard?r, eminim dönü? yolculu?unda “Hoca masa nizami de?ildi, file pörsümü?tü, top sekiz çiziyordu” tad?nda geyikler yapm??lard?r.
Masa Tenisi oyuncusu bir Jedi gibidir. Vakti geldi?inde, yani pi?ti?inde, kendi raketini kendisi yapar. Hilt yerine kalite bir a?açtan yahut son teknoloji ürünü kompozit malzemelerden bir adet tahta edinir. Ard?ndan lightsaberda kristal ne ise raket için de o olan lasti?i seçer.
Bir oyuncunun karakterini, stilini kulland??? lastikten çok rahat anlayabilirsiniz. Çin’de s?rf bu konu(lastik) üzerine ara?t?rmalar yapan kurulu?lar vard?r, zaten “Çin lasti?i” dedi?inde ?öyle bir durur herkes. Fakat daha padawan bile de?ilseniz hiç masrafa girmeyin, kalite bir ?ey olsun istiyorsan?z da gidin bir spor ma?azs?ndan butterfly, t?bhar veya stiga marka haz?r raketlerden birini al?n.
Raketin ve oyun stilinin özellikleri raketi tutu? ?ekline göre de de?i?im gösterir. En yayg?n tutu? ?ekilleri normal tutu? ve penholder’d?r. Özellikle Çin’liler aras?nda penholder oldukça yayg?n bir tutu? ?eklidir. Raketin sap? yukar? gelecek ?ekilde i?aret ve ba? parmaklarla kavran?r. Penholder oyuncular? raketlerini tek tarafl? kulland?klar?ndan raketin tek yüzünde lastik olur arka k?s?m ç?plak tahtad?r.
Masa Tenisi’nin uluslararas? kabul görmü? bir tak?m kurallar? vard?r fakat raket konusunda hiçbir k?s?tlama, standart yoktur sadece lastik kal?nl??? için bir s?n?rlama mevcuttur. Olay? daha da renklendiren k?sm? buras?d?r zaten. Perde arkas?nda mühendislik müsabakalar? da yap?lmaktad?r asl?nda. Sürekli yeni tahtalar, yeni lastikler ve bilimum ?v?r z?v?r geli?tirilmektedir.
Masa Tenisi’nin belki de en kötü özelli?i, rakibiniz sizden kötüyse oyundan zevk alamaman?zd?r. Sizden çok çok iyi bir rakip de ayn? ?ekilde zevk vermez. Bu bak?mdan herkesin kendi dengiyle oynamas?, tekni?ini birlikte geli?tirmesi çok daha e?lenceli olur.
http://www.masatenisi.org (masa tenisi hakk?nda birçok ?ey ö?renebilece?iniz faydal? bir site)
http://www.tmtf.gov.tr (Türkiye Masa Tenisi Federasyonu resmi sitesi)
21 02 2006
Nevi, tam ad?yla nevi alternative culture bar. (atmosferik metalli bir ?eyler gelmesin akl?n?za hemen)
Malum Beyo?lu Nevizâde Sokak, fas?l isteyene fas?l, alternatif ve rock isteyene bu türleri sunan, özellikle üniversite gençli?i taraf?ndan ba? tac? edilmi? bar ve meyhanelerle dolu. Ancak bu hengame içinde birkaç bira içip kaç?labilecek yerlerin say?s? haliyle müdavimi olunabilecek mekanlar?n say?s?ndan fazla. ??te bu yaz?n?n Nevi’si, s?k s?k gidilebilecek, nezih, güleryüzlü, uçuk kaç?k fiyatlara sahip olmayan mekanlar aras?nda ba?a oynayanlardan. Önce kendi kalemlerinden kendilerini göstereyim, sonra da benim için nedir ne de?ildir anlatay?m:
“11 Temmuz 2005 tarihinde Nevizade’nin alaturka ortam?na alternatif olmak amac?yla hayat?na ba?layan Nev’i Britrock, indie ve electronic müzi?in en güzel örnekleriyle sizi kar??l?yor. 6 kattan olu?an Nev-i her kattaki farkl? aktiveteleriyle iyi zaman geçirebilmeniz için gerekli olan her ?eye sahip.
Yaz aylar?nda aç?k olan geni? teras? ve gizli bahçesi ile hizmetinizde.
Üstelik terasa ula?mak için onlarca merdiven ç?kmak zorunda da de?ilsiniz, Nev-i’ de asansör de mevcut..
Mekan; Morrissey, The Smiths, New Order, Manic Street Preachers gibi Britrock’?n büyük isimlerine düzenlenen geceleri ile ?imdiden kendi kitlesini olu?turmu? durumda. Ayr?ca DVD gösterimleri, söyle?iler, FRP günleri gibi aktivitelerle Nevizade’de alternative kültürlerin nabz?n? tutuyor. Uygun yemek ve alkol fiyatlar? ile de dikkat çeken Nev’i yak?n zamanda ?arap mahzeninin kap?lar?n? da açmaya haz?rlan?yor.”
—-
Hüseyin A?a Mah. Bal?kpazar? Kameriye Sok. No:9 Beyo?lu adresinde konu?lanm?? mekan? Bal?k Pazar? ya da “Balans” taraf?ndan girilen soka??n arkaya dönen kolunda, Mest‘in kar??s?nda olarak tarif edebiliriz kolayca. Mekan?n çok ho?, belki de en ho? bölümü olan bir giri? kat? var. Arkaya do?ru uzanan bu katta rahat deri koltuklar, kalabal?k sandalyelerle ah?ap masalar, bar, dev ekran ve dj’in küçük bölmesi yer al?yor. K?rm?z? tonlar?nda dekore edilmi? mekan?n duvarlar? muhtelif resimlerle süslü. Bu kattaki mevzubahis deri koltuklu masalar dört dörtlük bir rahatl?k sunuyor. Bacak s??d?r?lamayan ya da bir türlü içki barda??na uzan?lamayan di?er nevizade mekanlar? aras?nda art? bir oyla ba?l?yor bu sayede. Müzi?in sesi haftasonu geceleri haricinde her daim muhabbete müsait ve hatta kimi ak?amüstleri mekan?n alternatifli?inin hakk?n? verircesine Blind Guardian ve Amorphis ezgileri duymak mümkün. Haftasonlar? e?lencenin kalabal??a hitap etmesiyle biraz daha yükselen müzik sesi yine de insan? mekandan kaç?rtacak yükseklikte bir düzeye ula?m?yor. Bunda, çal?nanlar?n 80 ve 90′lar?n popüler ?ark?lar? ile Britrock gruplar? olmas? büyük etken.
Giri?in alt?nda güzel dekore edilmeye çal???lm?? ancak yine de penceresiz ve cans?z bir kat olu?u sebebiyle daha ziyade “ikili ili?kiler”e hitap eden bir alt kat mevcut. Anlad?n?z san?yorum. Bu katta kad?n ve erkekler için tuvaletler de bulunuyor ayn? zamanda. Kad?nlar tuvaletini görmek henüz nasip olmad? ama erkekleri tuvaleti gayet temiz ve bence nevi’yi di?er “alternative” mekanlardan ay?ran en önemli özellik sala? veya pis olmamas? zaten. Mekan da, servis de yeterince temiz ve kaliteli.
Genelde semtteki bar yo?unlu?undand?r, tüm katlar?n doldu?una ?ahit olmad?m. Bu yönüyle de gürültücü kalabal?klar aras?nda yer arama derdi ya?atmamas? da di?er bir art?. Mekan?n fiyatlar? Nevizade standartlar?nda, yani ucuz denemese de pahal? da de?il. Birkaç kez gittikten sonra mekan?n çal??anlar? oray? sahiplenmeniz için yapmalar? gerekeni yap?yorlar, ufak laflamalar, ufak k?yaklar ve biraz güleryüz sizi zaten bu güzel mekana daha da çok çekiyor böylece.
Lakin kötü yanlar? yok mu, var tabii. Mekanda sunulan alkollü içkilerde belirgin bir alkol oran? dü?üklü?ü hissedeceksiniz. Özellikle kokteyl, frozen seçenekleri ya da rak?, votka-vi?ne gibi kombinasyonlarda “bunun alkolü biraz eksik olmu?” diyebilirsiniz. Ama ilginçtir sek servis sipari? etti?iniz içkilerde (viski, votka vs.) malzemeden bu ?ekilde bir k?rpma söz konusu de?il. Mekan alkollü/alkolsüz içkilerinin yan?nda ara s?cak, salata, so?uk meze ve ?zgara çe?itleri de sunuyor. Ancak 70′lik bira (arji) yan?nda elma dilim patates tüketmezse i?i rast gitmeyen bir neslin evlatlar? olarak genelde tüm çe?itlerin (yaprak ci?er, haydari vs.) denenmeyece?i a?ikar. Elma dilim patatesi Mest ya da Akdeniz’in ki kadar iyi de?il belki ama yine de leziz. Ancak tekrar etmek gerekirse tüm mezeler, leziz ara s?caklar ya da ana yemekler için istiklal caddesi cennetinde bir numarada tercih edilmeyecektir Nev’i do?al olarak. Zaten haydarili, pilakili, peynirli rak? seanslar? için birkaç ad?m ötede Çiçek Pasaj? kollar?n? açm?? sizleri bekliyor olacakt?r.
Özetle, Nevi, Nevizade’de gidilebilecek en iyi ve en uygun mekanlar aras?nda ba?ar?yla yerini al?rken bizi de kendisine müdavim etmeyi ba?ar?yor, ?ahsi takdirlerimizi, bonus puanlar?m?z? kazan?yor. Kredi kart?yla da ödemeye yapabilece?iniz bu mekan?n telefon numaras?n? isterseniz, kendime saklamam onu bile veriririm:
0212 251 57 23
0212 251 57 46
?erefe!
21 02 2006
Ninjalar; çocuklu?umun gizemli sava?ç?lar?, canl? gölgeler. Her ne kadar “Amerikan Ninja n” serisinde karalanmaya, madara edilmeye çal???lm?? olsalar da y?prat?lamam?? karizmalar?, havada uçu?an shurikenleri ve poff efektiyle s?rra kadem basma yetenekleriyle gönlümde ayr? bir yerin sahibidirler. Tüm hayranl???ma ve sevgime ra?men nesnel olmaya, konuyu objektif ele almaya çal??aca??m.
Gelin hep beraber, el ele gönül gönüle verip Cüneyt Ark?n abimizin ninjalar hakk?ndaki ?u tan?m?na kulak verelim, ibret alal?m;
” Ninjalar?n soylar? binlerce y?l eskiye giden ?erefli sava?ç? samuraylara dayan?r. Sonra onlar?n hepsi ölür biter. Bu kez garip, esrarl? yerlerde katil ninjalar yeti?ir. ?eytani sava? teknikleri vard?r. Basit bir ka??t, ellerinde öldürücü silah olur. ?nsan iradesini zorlay?p günlerce nefessiz kal?rlar. Kimyay? geli?tirip büyüye çevirirler. Karanl?kta görmek için y?llarca ???ks?z yerlerde otururlar. Gözleri kapal? dövü?ebilmek için her türlü sesi binlerce kere dinlerler. Bir tür uyku haliyle geçici ölüm ya?ar ve dirilirler. Fizikteki h?z ve hareketi geli?tirerek en ince ka??d? k?l?ç gibi kullanabilirler. Nesilden nesile çal??arak ellerini en öldürücü silah haline getirirler. Elleri bir tür k?l?ç haline gelir. Vücut vuru?u dedikleri bir teknikle insan kemiklerini k?rarlar. Karatede en ince tekni?i ö?reninceye kadar çal???rlar. ?nsan vücudunun hassas yerlerini iyi bilirler. ??te dü?manlar?m?z bunlar.”
Cüneyt abimiz rakibini bu kadar iyi tan?d???ndan kelli “Ölüm Sava?ç?s?” filminde de bu zibidilere aman vermemi?tir. Ölüm Sava?ç?s? isimli ba? yap?t tamamen ayr? bir incelemeyi hak ediyor fakat bir iki kelime de olsa bahsetmek, an?s?na bir dakikal?k da olsa sayg? duru?u yapmak isterim. Türk gençli?i, Dünyay? Kurtaran Adam’?n ?a’?al? ismine, iddial? efektlerine kendini kapt?r?vermi? ve bu esere gösterilmesi gereken sayg? ve sevgiyi dü?ük tutmu?tur. Derhal düzeltilmesi gereken bir hatad?r bu.
Konuya geri dönecek olursak. Benim gördü?üm ve zannedersem görece?im en büyük ninja hayran? Samim’dir. S?d?ka’n?n abisi Samim Saka. Ninja hayranl??? o derece büyüktür ki günün birinde kat?ld??? bilgi yar??mas?nda basireti ba?lanacak, cümle aleme madara olacakt?r. Yar??man?n sorusu: Japonya metrosuna kimyasal sald?r? yapan terör örgütünün ad?d?r. (Belirteyim ki konu o günlerde gündemde oldu?undan herkesin haberi vard? fakat ben ?imdi unutmu?um örgütün ismini) Neyse sunucu soruyu sorar ve ??klar? okumaya ba?lar. Cevaplar aras?nda “Ninjalar” yazd???n? gören Samim Saka ?uurunu yitirir, bilinçsizce ve trans içinde cevap ka??d?na ilkokul 3 talebesinin hüneriyle “n?NjAlaR” yaz?p, yüzünde kendinden emin, ma?rur ve gururlu bir ifadeyle cevab? verir, yanl??t?r tabii ki. Kendisiyle çok dalga geçilir sonras?nda.
Ninjalar?n hakk?nda benim akl?ma kalm?? en çarp?c? örnek ismini hat?rlayamad???m bir filmden kalma. Toprak alt?ndan ilerleyen, a?aç dallar?ndan seken, gökten dü?en ninjalar?n oldu?u bir filmdi ve bu filme göre ninjalar? hava, su, toprak falan diye elemental s?n?flara sokmu?tuk. Hatta ayn? filmde her ninja grubu kendi yetisine göre bir renge sahipti. Bu renk kavram? daha sonralar? bitmek tükenmek bilmeyen Amerikan Ninja serilerinde de kendini gösterdi. Y?llar?n gizemli ninjalar?n? anaokulu ö?rencisi gibi mavi ninja, camgöbe?i ninja, k?rm?z? ninja vb. moduna sokan zihniyeti lanetliyorum.
Next Page »